Ceza Hukuku

P2P Dolandırıcılığı Soruşturmasında Takipsizlik Kararı: USDT Satışı Suça İştirak midir?

Bu yazıda 22 başlık
  1. P2P Dolandırıcılığı Soruşturmasında Verilen Takipsizlik Kararının Özeti
  2. Somut Olay: TikTok Görevleriyle Para Kazanma Vaadi ve Kripto Para Transferleri
  3. P2P Kripto Para İşlemi Nedir?
  4. P2P Üçgen Dolandırıcılık Yöntemi Nasıl İşler?
  5. Savcılık Kararında Üçgen Dolandırıcılık Nasıl Değerlendirildi?
  6. Banka Hesabına Dolandırıcılık Mağdurundan Para Gelmesi Suç mudur?
  7. TCK 157 ve 158 Kapsamında Dolandırıcılık Suçunun Unsurları
  8. Dolandırıcılık Suçuna İştirak Nasıl İspatlanır?
  9. Kripto Para Dolandırıcılığı Soruşturmasında Hangi Deliller İncelenebilir?
  10. Soruşturma Aşamasında Müdafilik Faaliyetinin Önemi
  11. Savcılık Neden Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar Verdi?
  12. Takipsizlik Kararı Nedir? CMK 172 Kapsamında Hukuki Sonuçları
  13. P2P İşlemleri Nedeniyle Banka Hesabına Bloke Konulması
  14. MASAK ve Kripto Varlık İşlemlerinde Şüpheli İşlem Değerlendirmesi
  15. Yabancıların P2P ve Kripto Para İşlemlerinde Karşılaşabilecekleri Hukuki Sorunlar
  16. P2P Dolandırıcılığı Soruşturmalarında Hukuki İnceleme Nasıl Yapılmalıdır?
  17. Bu Takipsizlik Kararının Diğer Ceza Soruşturmalarından Farkı
  18. Av. Batın YILMAZ Tarafından Takip Edilen Soruşturmanın Hukuki Değerlendirmesi
  19. Sık Sorulan Sorular
  20. Sonuç: P2P İşlemi ile Dolandırıcılık Suçuna İştirak Birbirinden Ayrı Değerlendirilmelidir
  21. Hukuki Kaynaklar ve İlgili İncelemeler
  22. Yazar Bilgisi

P2P kripto para işlemleri nedeniyle dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaşan bir kişi hakkında, banka hesabına dolandırıcılık mağdurundan para gönderilmesi tek başına ceza sorumluluğu doğurur mu? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmada, bu sorunun cevabı somut banka hareketleri, şüpheli savunmaları ve dolandırıcılık suçuna iştirak koşulları birlikte değerlendirilerek araştırılmıştır.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu, 29 Eylül 2026 tarihli, 2024/139219 Soruşturma ve 2026/108091 Karar sayılı dosyasında, P2P yöntemiyle kripto varlık satışı yaptıklarını belirten kişilerin de aralarında bulunduğu toplam 12 şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

Soruşturma kapsamında müdafiliğini Av. Batın YILMAZ‘ın üstlendiği müvekkilimiz de P2P işlemleri sebebiyle dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaşmıştır. Soruşturma sürecinde P2P işlemlerinin hukuki niteliği, banka transferlerinin anlamı ve dolandırıcılık suçuna iştirak iddiasının hangi delillerle desteklenmesi gerektiği üzerinde durulmuş; müvekkilimizin hukuki durumunun açıklığa kavuşturulmasına yönelik savunma çalışmaları yürütülmüştür.

Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sonunda banka hesaplarına para gönderilmiş olmasının tek başına dolandırıcılık suçuna iştirak kastını ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Şüpheliler ile kimlikleri belirlenemeyen asıl failler arasında önceden yapılmış bir anlaşma, ortak hareket iradesi veya suç ortaklığını gösteren yeterli iletişim ve irtibat kaydı ortaya konulamadığı gerekçesiyle kamu davası açılmamıştır.

Kararın hukuki önemi: Bir banka hesabına dolandırıcılık mağdurundan para gelmesi ile hesap sahibinin dolandırıcılık suçunu bilerek ve isteyerek işlemesi birbirinden farklı olgulardır. P2P işlemlerinde ceza sorumluluğunun belirlenmesi, yalnızca para transferinin varlığına değil, işlemin ekonomik ve teknik niteliğine, hesap sahibinin bilgisine, kastına ve somut delillere bağlıdır.

P2P Dolandırıcılığı Soruşturmasında Verilen Takipsizlik Kararının Özeti

Karar bilgisi Açıklama
Kararı veren makam İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
Büro Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu
Soruşturma numarası 2024/139219
Karar numarası 2026/108091
Karar tarihi 29.09.2026
Suçlama Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
Soruşturmaya konu olay tarihi 13.06.2024
Şüpheli sayısı 12
Müvekkil müdafii Av. Batın YILMAZ
Kararın hukuki dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 172
Karar 12 şüpheli hakkında ayrı ayrı kovuşturmaya yer olmadığı
Temel gerekçe Dolandırıcılık suçuna iştirak kastını ve kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüpheyi destekleyen delillerin bulunmaması

Kararın kapsamı doğru anlaşılmalıdır. Cumhuriyet Başsavcılığı, müştekinin dolandırıcılık iddiasını ve para transferlerini incelemiş; ancak soruşturmadaki hesap sahipleri ile asıl dolandırıcılığı gerçekleştirdiği değerlendirilen kişiler arasında cezai sorumluluk doğuracak ilişkinin yeterli delillerle ortaya konulamadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu nedenle verilen karar bir mahkeme beraat hükmü değil, soruşturma aşamasında verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karardır (KYOK).

Somut Olay: TikTok Görevleriyle Para Kazanma Vaadi ve Kripto Para Transferleri

Soruşturma, bir kişinin WhatsApp uygulaması üzerinden kendisine ulaşılarak para kazanma vaadiyle yönlendirildiğini bildirmesi üzerine başlamıştır.

Müştekinin anlatımına göre, yabancı kaynaklı bir telefon numarasından kendisiyle iletişim kurulmuş ve TikTok uygulamasında reklam veya beğeni görevleri gerçekleştirerek gelir elde edebileceği belirtilmiştir.

Bu vaatlere inanan müşteki, kendisine bildirilen internet sitesi üzerinden hesap açmış ve işlemlere başlamıştır. Daha sonra elde ettiği kazançların kripto para olarak aktarılacağı ifade edilerek OKX TR platformunda hesap oluşturması istenmiştir.

Müştekiye, çeşitli ödemeler yapması hâlinde yatırdığı tutarların USDT olarak hesabına gönderileceği söylenmiştir.

Bunun üzerine müşteki, 9–13 Haziran 2024 tarihleri arasında beş farklı banka hesabına para transferi gerçekleştirmiştir.

Ancak kendisine vaat edilen kripto varlıklar hesabına aktarılmamış ve iletişim kurduğu kişilerle bağlantısı kesilmiştir.

Dolandırıldığını belirten müştekinin şikâyeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.

Para Transferlerinin İncelenmesi ve Şüphelilerin Belirlenmesi

Soruşturma kapsamında müştekinin doğrudan para gönderdiği banka hesapları ile bu hesaplardan ikinci aşamada transfer yapılan hesaplar araştırılmıştır.

Banka kayıtları üzerinden yapılan incelemelerde toplam 12 kişinin kimlik bilgileri belirlenmiştir.

Şüphelilerin savunmaları alınmış ve banka hesap hareketleri temin edilmiştir.

İlk aşamada para alan hesap sahiplerinden bazıları, müştekiyi veya dolandırıcılığı gerçekleştiren kişileri tanımadıklarını, kripto varlık platformlarında P2P işlemleri yaptıklarını ve hesaplarına gelen tutarların sattıkları USDT’nin Türk lirası karşılığı olduğunu ifade etmiştir.

Bu aşamada ceza soruşturmasının temel sorusu, para transferlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinden çok, hesap sahiplerinin dolandırıcılık suçuna bilerek katılıp katılmadıkları olmuştur.

P2P Kripto Para İşlemi Nedir?

P2P, İngilizce Peer-to-Peer kavramının kısaltmasıdır. Türkçede eşten eşe işlem anlamına gelmektedir.

Kripto varlık piyasasında P2P, bir alıcı ile satıcının platform aracılığıyla birbirleriyle kripto varlık alım satımı gerçekleştirdiği işlem modellerinden biridir.

Örneğin elinde USDT bulunan kişi, bu kripto varlığı Türk lirası karşılığında satmak isteyebilir.

Alıcı ve satıcı, ilgili platform üzerinden işlem başlatır. Alıcı tarafından ödeme yapılması ve işlemin koşullarının yerine getirilmesi üzerine kripto varlığın aktarılması veya serbest bırakılması gerçekleşebilir.

Platformun teknik işleyişine göre alıcı ile satıcı arasındaki ödeme, banka havalesi veya başka bir desteklenen yöntemle gerçekleştirilebilir.

Ancak P2P işlemlerinin bu şekilde yürütülmesi, işlemin her durumda hukuka uygun olduğu veya kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin yükümlülüklerden muaf bulunduğu anlamına gelmez.

Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının tabi olduğu düzenlemeler, kimlik tespiti, işlem izleme, transfer sınırlamaları ve şüpheli işlem bildirimleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu konuda MASAK tarafından yayımlanan Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar Rehberi, finansal işlemler ve suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi bakımından önemli açıklamalar içermektedir.

P2P Yoluyla USDT Satışı Nasıl Gerçekleşir?

Tipik bir P2P satışında aşağıdaki aşamalar söz konusu olabilir:

  1. Kripto varlık sahibi, platform üzerinden satış işlemi oluşturur.
  2. Alıcı, satış ilanı veya uygun işlem eşleşmesi üzerinden alım talebinde bulunur.
  3. Platformun işlem koşullarına göre ödeme bilgileri alıcıya iletilir.
  4. Alıcı tarafından Türk lirası ödemesi gerçekleştirilir.
  5. Satıcı, ödemenin kendisine ulaştığını kontrol eder.
  6. İşlem koşulları yerine getirilmişse kripto varlık alıcıya aktarılır veya serbest bırakılır.

Bu süreçte alıcının, satıcının ve banka hesabına para gönderen kişinin aynı kişi olup olmaması önem taşıyabilir.

Özellikle üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemeler, somut işlemin gerçek niteliğinin araştırılmasını gerektirebilir.

P2P Üçgen Dolandırıcılık Yöntemi Nasıl İşler?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kararında, olayın anlaşılabilmesi için üçgen dolandırıcılık veya P2P dolandırıcılığı olarak bilinen yönteme yer verilmiştir.

Bu yöntemde dolandırıcılığı gerçekleştiren kişi, bir taraftan mağdurla iletişim kurarken diğer taraftan bir kripto varlık platformunda P2P alım işlemi başlatabilir.

Dolandırıcı, kendi banka hesabına para alınması yerine P2P satıcısının banka hesabına ödeme yapılmasını sağlayabilir.

Birinci Taraf: Dolandırıcılık Mağduru

Mağdur, kendisine sunulan görev, yatırım, alışveriş veya kazanç vaadine inanmaktadır.

Dolandırıcı tarafından yönlendirildiği banka hesabına para gönderdiğinde, ödemenin vaat edilen işlem için kullanıldığını düşünmektedir.

Ancak para, mağdurun tanımadığı bir P2P satıcısının hesabına ulaşmış olabilir.

İkinci Taraf: P2P Satıcısı

P2P satıcısı, platform üzerinden kripto varlık satışı yapmak üzere işlem oluşturmuş olabilir.

Satıcının banka hesabına belirlenen tutarda ödeme ulaştığında, bunun gerçekleştirdiği kripto varlık satışının bedeli olduğunu değerlendirebilir.

İşlem koşullarına göre kripto varlığı alıcı hesabına serbest bırakabilir.

Ancak ödemenin gerçekte dolandırıcılık mağdurundan gönderildiğini veya işlemin üçüncü kişilerce manipüle edildiğini bilmeyebilir.

Üçüncü Taraf: Dolandırıcılığı Gerçekleştiren Kişi

Dolandırıcılığı gerçekleştiren kişi, mağdurun parayı doğrudan P2P satıcısının hesabına göndermesini sağlayabilir.

Böylelikle banka transferi mağdurdan P2P satıcısına, kripto varlık transferi ise işlem koşullarına göre dolandırıcı tarafından kontrol edilen hesaba yönlendirilmiş olabilir.

Bu yöntemde P2P satıcısının banka hesabının para transferinde kullanılması, satıcının dolandırıcılık organizasyonuyla önceden anlaşmış olduğunu kendiliğinden göstermez.

Bununla birlikte P2P satıcısının her durumda iyi niyetli olduğu da varsayılamaz.

Suçun işlendiğini bilerek işlem yapılması, hesabın bilerek suç organizasyonuna kullandırılması veya dolandırıcılığa yardım edilmesi hâlinde ceza sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.

Savcılık Kararında Üçgen Dolandırıcılık Nasıl Değerlendirildi?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyadaki müşteki beyanını, şüpheli savunmalarını ve banka hareketlerini birlikte değerlendirmiştir.

Kararda, yabancı uyruklu GSM hatlarını kullanan ve kimlikleri belirlenemeyen kişilerin müştekiyi kandırdığı; müştekinin paraları doğrudan şüphelilerin banka hesaplarına gönderdiği belirtilmiştir.

Buna karşılık şüphelilerin, hesaplarına gelen paraların P2P yöntemiyle gerçekleştirilen kripto varlık satışlarının karşılığı olduğu yönündeki savunmalarının, güncel finansal dolandırıcılık yöntemleriyle uyumlu bulunduğu açıklanmıştır.

Savcılık ayrıca şüphelilerin birbirleriyle veya asıl faillerle ortak hareket ettiklerini gösterecek yeterli irtibat kaydı ve anlaşma delili bulunmadığını tespit etmiştir.

Sonuçta, yalnızca banka hesaplarına para gelmiş olması dolandırıcılık suçuna iştirak kastını ispatlamak için yeterli görülmemiştir.

Bu değerlendirme, şüphelilerin bireysel ceza sorumluluklarının araştırılması bakımından önemlidir.

Banka Hesabına Dolandırıcılık Mağdurundan Para Gelmesi Suç mudur?

Bir kişinin banka hesabına dolandırıcılık mağdurundan para gönderilmesi, soruşturma bakımından önemli bir olgudur. Ancak bu olgu, tek başına hesap sahibinin dolandırıcılık suçunu işlediğini kanıtlamaz.

Ceza sorumluluğu, hesabın varlığına veya paranın hesaba gelmesine değil, kişinin somut fiiline ve suçun kanuni unsurlarına göre belirlenir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kişinin aldatılması ve bu yolla mağdurun veya başkasının zararına haksız yarar sağlanması kapsamında düzenlenmiştir.

Aynı Kanun’un 158. maddesinde ise dolandırıcılığın nitelikli hâlleri bulunmaktadır.

İncelenen soruşturmadaki suçlama, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık niteliğindedir.

Ancak bu suçlamanın bir banka hesabı sahibi yönünden ileri sürülmesi için, kişinin dolandırıcılık fiiliyle bağlantısının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

İlgili hükümler 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun resmî metninde yer almaktadır.

Banka Hesap Sahibi Hangi Durumlarda Sorumlu Olabilir?

Banka hesap sahibinin cezai sorumluluğu somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Örneğin kişinin banka hesabını bilerek dolandırıcılık amacıyla başkasının kullanımına sunması, suçun işlenmesine bilinçli şekilde yardım etmesi veya dolandırıcılık fiiline birlikte katılması farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Buna karşılık, gerçek bir alım satım ilişkisi kapsamında hesabına ödeme geldiğini düşünen ve dolandırıcılık organizasyonuyla bağlantısı bulunduğu gösterilemeyen kişinin durumu aynı şekilde değerlendirilemez.

İncelenen dosyada Cumhuriyet Başsavcılığı, dolandırıcılıkla bağlantılı para transferlerinin bulunmasını yeterli görmemiş; suç ortaklığını ve iştirak kastını destekleyen başka delillerin mevcut olup olmadığını değerlendirmiştir.

TCK 157 ve 158 Kapsamında Dolandırıcılık Suçunun Unsurları

Dolandırıcılık suçu, yalnızca bir kişinin malvarlığında zarar meydana gelmesiyle oluşmaz.

Suçun maddi ve manevi unsurlarının da bulunması gerekir.

Hileli Davranış

Dolandırıcılık suçunda failin, mağduru aldatmaya elverişli hileli davranışlarda bulunması önemlidir.

Somut soruşturmada müştekiye TikTok üzerinden görev yaparak para kazanma vaadinde bulunulması ve çeşitli ödemelere yönlendirilmesi, savcılığın incelediği hileli süreç kapsamında değerlendirilmiştir.

Ancak bu vaatlerin kimler tarafından gerçekleştirildiği ile banka hesaplarına ödeme gelen şüphelilerin bu vaatlerden haberdar olup olmadığı ayrı meselelerdir.

Mağdurun Aldatılması ve Malvarlığı Zararı

Dolandırıcılık suçunda hileli davranışla mağdurun aldatılması ve malvarlığı bakımından zarar meydana gelmesi önem taşır.

Müştekinin para göndermiş olması ve vaat edilen karşılığı alamaması, soruşturmanın temelini oluşturan olaylardandır.

Ancak mağduriyetin gerçekleşmesi, soruşturmadaki bütün hesap sahiplerinin bu suçtan sorumlu tutulmasını kendiliğinden gerektirmez.

Haksız Yarar ve Kast

Dolandırıcılık suçunun manevi unsuru kasttır.

Kişinin hileli davranışı, aldatmayı ve haksız yarar sağlama sürecini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi veya suça iştirak koşullarının bulunması gerekir.

P2P işlemlerinde hukuki sorun çoğu zaman burada ortaya çıkar.

Çünkü satıcının hesabına para gelmiş olabilir; ancak bu kişinin hileli vaatleri bilip bilmediği ve dolandırıcılık failleriyle ortak hareket edip etmediği ayrıca araştırılmalıdır.

Dolandırıcılık Suçuna İştirak Nasıl İspatlanır?

Dolandırıcılık suçuna iştirak, yalnızca aynı ekonomik işlem zinciri içerisinde yer almakla oluşmaz.

Türk Ceza Kanunu’nun 37, 38, 39 ve 40. maddeleri, faillik, azmettirme, yardım etme ve iştirak sorumluluğuna ilişkin hükümleri düzenlemektedir.

Bir kişinin dolandırıcılık suçuna birlikte fail veya yardım eden sıfatıyla katılıp katılmadığı belirlenirken, kişinin suçun işlenmesine ilişkin bilgi ve iradesi ile fiile katkısı değerlendirilir.

Somut P2P soruşturmasında şu sorular önem taşımıştır:

  • Şüpheliler arasında önceden kurulmuş bir anlaşma var mıydı?
  • Şüpheliler asıl dolandırıcılık failleriyle iletişim hâlinde miydi?
  • Banka hesapları bilinçli olarak dolandırıcılık amacıyla mı kullanılmıştı?
  • Şüpheliler arasında ortak hareket iradesini gösteren kayıtlar bulunuyor muydu?
  • Para transferleri gerçek P2P işlemlerinin karşılığı olabilir miydi?
  • Şüphelilerin dolandırıcılık faaliyetini bildiklerini gösteren başka deliller var mıydı?

Cumhuriyet Başsavcılığı, bu başlıklar çerçevesinde soruşturma dosyasını değerlendirmiş ve iştirak kastını destekleyen yeterli delil bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Kararın asıl önemi, banka hesabının kullanılmış olmasının, suça iştirak iradesinin varlığıyla aynı kabul edilmemesidir.

Kripto Para Dolandırıcılığı Soruşturmasında Hangi Deliller İncelenebilir?

Kripto varlıklarla bağlantılı ceza soruşturmaları, geleneksel banka transferleriyle dijital platform işlemlerinin birlikte gerçekleşmesi nedeniyle teknik inceleme gerektirebilir.

Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki deliller önem taşıyabilir:

Delil türü İnceleme konusu
Banka hesap hareketleri Paranın hangi tarihte, kimden, hangi tutarda geldiği ve sonraki transferler
P2P işlem kayıtları Satış emri, işlem numarası, tutar ve işlem zamanı
Kripto varlık transfer kayıtları Varsa transferin gerçekleşip gerçekleşmediği ve ilgili hesap ilişkisi
Platform içi yazışmalar Alıcı ve satıcı arasındaki iletişim
Telefon ve iletişim kayıtları Şüpheli ile diğer kişiler arasında suç ortaklığına ilişkin bağlantı bulunup bulunmadığı
Şüpheli ve müşteki beyanları İşlemin amacı, tarafların bilgisi ve olayın gerçekleşme biçimi
Diğer dijital veriler Hukuka uygun şekilde temin edilen hesap, cihaz ve işlem kayıtlarının olayla bağlantısı

Ancak bu tabloda belirtilen bütün belgelerin incelenen soruşturma dosyasında bulunduğu ileri sürülmemektedir.

Paylaşılan savcılık kararında açıkça belirtilen temel deliller, müşteki beyanı, şüpheli savunmaları ve banka hesap hareketleridir.

Kripto varlık platformu işlem geçmişi, transfer kayıtları ve diğer dijital deliller ise benzer nitelikteki soruşturmalarda olayın aydınlatılması bakımından değerlendirilebilecek belge türleridir.

Banka Transferi ile P2P İşleminin Eşleştirilmesi

Benzer uyuşmazlıklarda banka hesabına gelen ödemenin hangi P2P işlemine karşılık geldiğinin belirlenmesi önem taşıyabilir.

Örneğin ödeme tarihi, tutar, P2P emir numarası ve kripto varlığın aktarılma zamanı arasında tutarlılık bulunup bulunmadığı araştırılabilir.

Ancak bir para transferinin platformdaki işlemle eşleşmesi, tek başına suçun işlenmediğini veya işlem sahibinin iyi niyetli olduğunu ispatlayan kesin bir sonuç değildir.

Bu eşleşme, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gereken maddi bir veridir.

Soruşturma Aşamasında Müdafilik Faaliyetinin Önemi

Ceza soruşturmasında müdafilik faaliyeti yalnızca şüphelinin ifadesine katılmaktan ibaret değildir.

Özellikle bilişim sistemleri, bankacılık işlemleri ve kripto varlıklarla bağlantılı suç isnatlarında, olayın teknik ve ekonomik yönü ile ceza hukuku bakımından taşıdığı anlamın birbirinden ayrılması gerekir.

Av. Batın YILMAZ tarafından müdafiliği yürütülen bu soruşturmada, P2P işlemleri nedeniyle dolandırıcılık şüphesi altında bulunan müvekkilimizin hukuki durumunun değerlendirilmesine yönelik savunma çalışmaları yürütülmüştür.

Bu çalışmaların hukuki çerçevesinde, banka hesabına gelen ödemenin niteliği ile dolandırıcılık suçuna iştirak iddiasının birbirinden ayrılması, suça iştirak için gerekli kastın değerlendirilmesi ve soruşturma delillerinin bütüncül biçimde incelenmesi üzerinde durulmuştur.

Özellikle bir para transferinin, tek başına fail ile şüpheli arasında suç ortaklığı bulunduğu anlamına gelmediği hususu önem taşımaktadır.

Bu tür dosyalarda şüphelinin lehine ve aleyhine olan delillerin toplanması ve maddi gerçeğin araştırılması, ceza muhakemesinin temel gereklerindendir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı, soruşturma sırasında şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri araştırmak ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.

İlgili düzenleme ve soruşturma usulüne ilişkin hükümler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer almaktadır.

Ofisimizin ceza soruşturması ve kovuşturması alanındaki genel çalışma kapsamı, ceza hukuku ve müdafilik süreçlerine ilişkin sayfamızda açıklanmaktadır.

Finansal İşlemlerin Ceza Hukuku Bakımından Doğru Nitelendirilmesi

Finansal işlemlerle bağlantılı soruşturmalarda en önemli sorunlardan biri, işlem kayıtlarından çıkarılan maddi sonuçların suçun unsurlarıyla doğru biçimde ilişkilendirilmesidir.

Banka hesabına para gönderilmiş olması bir maddi olgudur.

Bu ödemenin gerçek bir kripto varlık satışının karşılığı olduğu savunması ayrı bir iddiadır.

Hesap sahibinin dolandırıcılığı bilerek gerçekleştirdiği veya suça yardım ettiği yönündeki isnat ise başka bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Bu üç aşamanın birbirine karıştırılması, ceza sorumluluğunun belirlenmesinde hatalı sonuçlara yol açabilir.

Somut soruşturmada Cumhuriyet Başsavcılığı, banka transferlerini ve şüphelilerin P2P işlemlerine ilişkin açıklamalarını birlikte değerlendirmiştir.

Savcılık Neden Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar Verdi?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 29 Eylül 2026 tarihli kararında dosyadaki bütün temel olguları birlikte değerlendirmiştir.

Savcılık, müştekinin hesaplara para gönderdiğini kabul etmekle birlikte, hesap sahiplerinin P2P işlemlerine ilişkin savunmalarının hayatın olağan akışına ve güncel finansal dolandırıcılık yöntemlerine uygun olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca şüphelilerin kendi aralarında veya asıl dolandırıcılık failleriyle ortak hareket ettiklerini gösteren yeterli irtibat kaydı bulunmadığına dikkat çekmiştir.

Kararın gerekçesinde şu ifade yer almaktadır:

“…salt banka hesaplarına müşteki tarafından para gönderilmiş olmasının, tek başına dolandırıcılık suçuna iştirak kastını ispata yeterli olmadığı…”

Bu değerlendirme sonucunda savcılık, şüpheliler hakkında yüklenen dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ve kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği kanaatine varmıştır.

Kararın hüküm kısmında toplam 12 şüpheli hakkında ayrı ayrı kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Bu değerlendirme, P2P yöntemiyle gerçekleştirilen bütün işlemlerin hukuka uygun olduğuna ilişkin genel bir karar niteliğinde değildir. Soruşturma dosyasındaki deliller ve şüphelilerin somut durumları esas alınmıştır.

Takipsizlik Kararı Nedir? CMK 172 Kapsamında Hukuki Sonuçları

Takipsizlik kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki adıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karardır.

CMK’nın 172. maddesine göre Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.

Bu karar, soruşturma aşamasında kamu davası açılmaması sonucunu doğurur.

Takipsizlik kararı verilmesi ile beraat hükmü kurulması birbirinden farklıdır.

Kriter Takipsizlik (KYOK) Beraat
Kararı veren makam Cumhuriyet savcısı Ceza mahkemesi
Aşama Soruşturma Kovuşturma
Temel düzenleme CMK m. 172 CMK m. 223/2
Hukuki sonuç Mevcut durumda kamu davası açılmaması Mahkeme tarafından beraat hükmü kurulması
Başvuru yolu CMK m. 173 kapsamında itiraz Kararın niteliğine göre kanun yolları

Somut dosyada verilen karar takipsizliktir. Şüpheliler hakkında bu soruşturma kapsamında ceza mahkemesinde beraat hükmü verilmiş değildir.

Takipsizlik Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Evet. CMK’nın 173. maddesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz usulü düzenlenmiştir.

Suçtan zarar gören kişi, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde kanunda belirtilen sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

İncelenen savcılık kararında da tebliğden itibaren iki haftalık itiraz süresine yer verilmiştir.

Kararın daha sonraki itiraz süreci ve kesinleşme durumu hakkında ayrıca doğrulanmış bilgi bulunmadığından, bu incelemede kararın kesinleştiği yönünde bir ifade kullanılmamaktadır.

Takipsizlik Kararından Sonra Aynı Olay Hakkında Yeniden Soruşturma Yapılabilir mi?

CMK’nın 172/2. maddesi, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra aynı fiil nedeniyle kamu davası açılabilmesini belirli koşullara bağlamaktadır.

Kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluşturacak yeni delil ve kanunda öngörülen hâkimlik kararı şartları önem taşır.

Bu nedenle takipsizlik kararının hukuki etkileri değerlendirilirken kararın niteliği, varsa itiraz süreci ve sonraki delil durumu birlikte incelenmelidir.

P2P İşlemleri Nedeniyle Banka Hesabına Bloke Konulması

P2P işlemleri nedeniyle ceza soruşturmasına dahil edilen kişiler, bazı durumlarda banka hesaplarının kısıtlanması veya bloke edilmesi sorunuyla da karşılaşabilir.

Ancak banka hesabına bloke konulması ile hesap sahibinin dolandırıcılık suçundan sorumlu tutulması aynı hukuki mesele değildir.

Hesap üzerindeki kısıtlamanın kaynağı, bankanın kendi risk değerlendirmesi, ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülükler veya adli makamlarca tesis edilen bir koruma tedbiri olabilir.

Bu nedenle hesap kısıtlamasının hukuki niteliği belirlenmeden hangi başvuru yolunun kullanılacağına ilişkin genel bir sonuca varılması doğru değildir.

Özellikle kripto varlık transferlerinin bulunduğu dosyalarda banka hareketlerinin kaynağı ve işlemlerin ekonomik amacı önem kazanabilmektedir.

Konuyla ilgili daha kapsamlı açıklamalar Yabancının Türkiye’deki Banka Hesabına Bloke Konulması başlıklı hukuki incelememizde yer almaktadır.

Bununla birlikte incelenen takipsizlik kararında müvekkilimizin banka hesabına bloke konulduğu veya belirli bir blokenin kaldırıldığı yönünde açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu bölüm, P2P işlemlerinin başka dosyalarda yol açabileceği hukuki sorunları açıklamak amacıyla hazırlanmıştır.

MASAK ve Kripto Varlık İşlemlerinde Şüpheli İşlem Değerlendirmesi

Kripto varlıklarla bağlantılı finansal işlemler, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin düzenlemeler bakımından da önem taşımaktadır.

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili düzenlemeler, yükümlü kuruluşların belirli kimlik tespiti ve şüpheli işlem bildirimi yükümlülüklerini düzenlemektedir.

MASAK tarafından 23 Temmuz 2024 tarihinde yapılan açıklamada, kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik şüpheli işlem bildirimi rehberinin güncellendiği belirtilmiştir.

Bu rehberde, kripto varlık işlemlerinin niteliğine uygun işlem kategorileri ve şüpheli işlem bildirimlerine ilişkin açıklamalar bulunmaktadır.

İlgili açıklamaya MASAK’ın kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin resmî duyurusundan ulaşılabilir.

Ancak şüpheli işlem bildirimi yapılmış olması, bir kişinin ceza hukuku bakımından suçlu olduğu anlamına gelmez.

Şüpheli işlem değerlendirmesi, finansal sistemin risk izleme yükümlülükleriyle ilgilidir. Ceza sorumluluğunun belirlenmesi ise ayrı bir soruşturma ve delil değerlendirmesi gerektirir.

Yabancıların P2P ve Kripto Para İşlemlerinde Karşılaşabilecekleri Hukuki Sorunlar

Türkiye’de banka hesabı kullanan yabancıların kripto varlık alım satımı gerçekleştirmesi, somut işlemin niteliğine göre bankacılık, ödeme sistemleri ve ceza hukuku bakımından farklı değerlendirmeleri gerektirebilir.

Özellikle yabancı uyruklu kişilerin banka hesaplarına çok sayıda farklı kişiden para gelmesi, bankaların işlem izleme ve müşteri tanıma süreçleri kapsamında ek bilgi ve belge taleplerine neden olabilir.

Bu durumun doğrudan dolandırıcılık suçunun işlendiği anlamına gelmediği gibi, işlemlerin mutlaka hukuka uygun olduğu anlamına da gelmediği açıktır.

Yabancıların Türkiye’de banka hesabı açması ve kullanmasıyla ilgili kimlik tespiti, hesap açılışı ve bankaların uyum yükümlülükleri hakkında Yabancıların Türkiye’de Banka Hesabı Açması yazımız incelenebilir.

Öte yandan ceza soruşturmasının bir yabancının Türkiye’deki hukuki statüsü üzerinde ayrıca idari sonuçları gündeme getirebilmesi mümkündür.

Ancak bir takipsizlik kararının her durumda ikamet izni, giriş yasağı veya tahdit kodu bakımından otomatik sonuç doğuracağı söylenemez.

Bu ayrım, Yabancılar Hukuku kapsamında ortaya çıkabilen idari işlemlerin hukuki incelemesinde de önem taşımaktadır.

P2P Dolandırıcılığı Soruşturmalarında Hukuki İnceleme Nasıl Yapılmalıdır?

İncelenen kararın ortaya koyduğu temel yaklaşım, finansal işlemlerin yalnızca banka hareketleri üzerinden değil, işlemin gerçek niteliği ve ceza sorumluluğunun unsurlarıyla birlikte değerlendirilmesidir.

Bu kapsamda soruşturma dosyalarında birbirinden farklı hukuki ihtimaller ortaya çıkabilir.

Gerçek P2P Satışı Yapıldığının İleri Sürülmesi

Şüpheli, hesabına gelen paranın kripto varlık satışının bedeli olduğunu ileri sürebilir.

Bu savunma, diğer delillerle birlikte incelenmelidir.

Gerçek bir kripto varlık satışının varlığı, kişinin dolandırıcılık organizasyonuna bilerek katılıp katılmadığı sorusundan ayrı değerlendirilmelidir.

Hesabın Başkasına Kullandırılması

Bir kişi banka hesabını veya hesap kullanımına imkân veren bilgileri başka kişilerin kullanımına bırakmış olabilir.

Bu tür durumlarda hesabın ne amaçla kullandırıldığı, hesap sahibinin bilgisi ve iradesi ile fiilin işlendiği tarihte yürürlükteki ceza hükümleri önem taşır.

Her hesap kullandırma olayı otomatik olarak aynı suçun oluştuğu anlamına gelmez; ancak bu durum ayrı bir ceza hukuku değerlendirmesi gerektirebilir.

Dolandırıcılık Organizasyonuyla Önceden Anlaşma

Hesap sahibinin diğer kişilerle dolandırıcılık amacıyla önceden anlaşmış olması veya suçun işlenmesine bilinçli katkı sağlaması, ceza sorumluluğu bakımından önemli bir olgudur.

Böyle bir durumda iştirak hükümleri somut fiiller üzerinden değerlendirilir.

Üçüncü Kişi Ödemesi ve Satıcının Bilgisi

P2P işleminde ödeme gönderen kişi ile platformdaki alıcının farklı olması, işlemin ayrıca incelenmesini gerektirebilir.

Ancak bu farklılık tek başına suçun işlendiği sonucuna ulaşmak için yeterli değildir.

Önemli olan hesap sahibinin işlemdeki gerçek rolünün ve bilgi düzeyinin somut delillerle belirlenmesidir.

Bu Takipsizlik Kararının Diğer Ceza Soruşturmalarından Farkı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/108091 sayılı kararında, klasik bir banka hesabı kullanma iddiasının ötesinde, P2P işlemleri aracılığıyla gerçekleştirildiği değerlendirilen üçgen dolandırıcılık yöntemi incelenmiştir.

Bu yönüyle soruşturma, banka hesabına gelen paranın kaynağıyla hesap sahibinin ceza sorumluluğunu birbirinden ayıran özel bir değerlendirme içermektedir.

Sitemizde yer alan Senette Sahtecilik Suçu ve Beraat Kararı incelemesinde ise başka bir kişinin işlediği ileri sürülen fiilden dolayı ceza sorumluluğunun hangi delillerle kurulabileceği tartışılmaktadır.

Aynı şekilde Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Unsurları ve Beraat Kararları başlıklı yazımızda suçun maddi ve manevi unsurlarının ispatı ayrıca değerlendirilmiştir.

Bu dosyalar aynı suç türüne ilişkin değildir. Ancak ceza hukukunda bir kişinin olayla bağlantılı görünmesi ile kanuni unsurları oluşan bir suçu işlediğinin ispatlanması arasındaki ayrımı anlamak bakımından karşılaştırılabilir.

Av. Batın YILMAZ Tarafından Takip Edilen Soruşturmanın Hukuki Değerlendirmesi

Av. Batın YILMAZ’ın müdafiliğini üstlendiği bu dosyada, soruşturma aşamasında P2P yoluyla yapılan kripto varlık işlemleri ile dolandırıcılık suçuna iştirak iddiasının birbirinden ayrılması önem taşımıştır.

Soruşturma sürecinde üzerinde çalışılan hukuki mesele, yalnızca müvekkilimizin banka hesabına para gelip gelmediği değildir. Bu para transferinin hangi ekonomik ilişki kapsamında gerçekleştiği ve müvekkilimizin dolandırıcılık fiiline ilişkin bilgi ve iradesinin hangi somut delillerle değerlendirilebileceği de önem taşımaktadır.

Ceza soruşturmalarında hukuki savunma faaliyetinin önemli bir bölümü, olayın maddi yönünün anlaşılması ve dosyadaki delillerin suçun kanuni unsurları çerçevesinde değerlendirilmesinden oluşmaktadır.

Özellikle dijital finans işlemlerinde, işlemin gerçekleşme biçimi ile suç isnadının dayandığı maddi olguların birbirinden ayrılması gerekir.

İncelenen dosyada Cumhuriyet Başsavcılığı, şüphelilerin P2P işlemlerine ilişkin savunmalarını banka kayıtları ve diğer soruşturma bilgileriyle birlikte değerlendirmiştir.

Dolandırıcılığa iştirak kastını ortaya koyan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kamu davası açılmamasına karar verilmiştir.

Bu kararın hukuki açıdan açıklayıcı yönü, finansal işlemlerdeki maddi bağlantının kişisel ceza sorumluluğunu kendiliğinden oluşturmadığını göstermesidir.

Kararın gerekçesi, farklı soruşturmalarda uygulanabilecek genel ilkeler bakımından incelenebilir; ancak bütün P2P uyuşmazlıklarında aynı kararın verileceği anlamına gelmez.

Sık Sorulan Sorular

P2P işlemi yapmak Türkiye’de suç mudur?

P2P yönteminin kullanılması tek başına dolandırıcılık suçunun işlendiğini göstermez. Ancak işlemin gerçekleştirildiği platformun hukuki durumu, uygulanacak finansal düzenlemeler, transferin amacı ve kişinin somut fiilleri ayrıca değerlendirilmelidir.

P2P dolandırıcılığı soruşturmasında takipsizlik kararı verilebilir mi?

Evet. Kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde CMK 172 kapsamında takipsizlik kararı verilebilir. İncelenen soruşturmada 12 şüpheli hakkında bu yönde karar verilmiştir.

Banka hesabıma dolandırıcılık mağdurundan para geldiyse suçlu sayılır mıyım?

Hayır. Banka hesabına para gelmesi, tek başına dolandırıcılık suçunu veya suça iştirak kastını ispatlamaz. Ancak kişinin parayı hangi nedenle aldığı, hesap üzerindeki tasarrufları ve diğer kişilerle ilişkisi araştırılmalıdır.

P2P üzerinden USDT satışı yaptığını söylemek takipsizlik için yeterli midir?

Hayır. P2P satışı yapıldığının ileri sürülmesi tek başına takipsizlik sonucu doğurmaz. Savunma, banka hareketleri ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Üçgen dolandırıcılık nedir?

Dolandırıcının mağduru, kendisinden bağımsız bir P2P satıcısının hesabına ödeme yapmaya yönlendirdiği; satıcının ise ödeme karşılığında kripto varlığı farklı bir hesaba aktarabildiği dolandırıcılık yöntemidir.

P2P satıcısının dolandırıcılığa iştirak ettiği nasıl belirlenir?

Satıcının dolandırıcılık fiiline ilişkin bilgisi, kastı, diğer kişilerle anlaşması, iletişim kayıtları ve suçun işlenmesine somut katkısı değerlendirilir. Yalnızca banka hesabına para gelmesi iştirak kastının ispatı için yeterli olmayabilir.

Takipsizlik kararı beraat anlamına gelir mi?

Hayır. Takipsizlik kararı Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma aşamasında verilir. Beraat ise ceza mahkemesinin kovuşturma sonunda verdiği hüküm türlerinden biridir.

Takipsizlik kararına kaç gün içinde itiraz edilir?

CMK 173 uyarınca suçtan zarar gören kişi, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde kanunda belirtilen sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

P2P işleminde banka hesabına bloke konulabilir mi?

Somut işlemin niteliğine göre banka tarafından hesap kısıtlaması uygulanması veya adli makamlarca koruma tedbirine karar verilmesi gündeme gelebilir. Blokenin nedeni ve hukuki dayanağı belirlenerek değerlendirme yapılmalıdır.

Kripto para transfer kayıtları ceza soruşturmasında delil olabilir mi?

Hukuka uygun şekilde elde edilen kripto varlık işlem kayıtları, banka kayıtları ve ilgili diğer dijital veriler, somut olayın ispatında değerlendirilebilir. Ancak tek başına bir işlem kaydı her durumda suçun varlığını veya yokluğunu kesin olarak belirlemez.

P2P dolandırıcılığı soruşturmalarında avukatın rolü nedir?

Müdafi, şüphelinin savunma haklarının korunmasını sağlar; isnadın hukuki niteliğini ve delilleri değerlendirir, gerekli usul işlemlerini takip eder ve müvekkilinin lehine olan hususların soruşturmada ele alınması için hukuki başvurularda bulunabilir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/108091 sayılı kararının sonucu nedir?

Başsavcılık, 29.09.2026 tarihinde 2024/139219 sayılı soruşturmada 12 şüpheli hakkında, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ve yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Sonuç: P2P İşlemi ile Dolandırıcılık Suçuna İştirak Birbirinden Ayrı Değerlendirilmelidir

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2026 tarihli, 2024/139219 Soruşturma ve 2026/108091 Karar sayılı takipsizlik kararı, P2P kripto varlık işlemleri nedeniyle dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaşan kişilerin ceza sorumluluğu bakımından önemli bir hukuki değerlendirme içermektedir.

Soruşturma kapsamında müştekinin dolandırıcılık failleri tarafından yönlendirildiği ve banka hesaplarına para gönderdiği değerlendirilmiş; ancak şüphelilerin bu fiile bilerek ve isteyerek katıldığını gösteren yeterli delile ulaşılamamıştır.

Cumhuriyet Başsavcılığı, yalnızca para transferlerinin varlığını dolandırıcılık suçuna iştirak kastının ispatı için yeterli görmemiş ve toplam 12 şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Av. Batın YILMAZ’ın müdafiliğini yürüttüğü müvekkilimiz de bu karar kapsamında yer almaktadır.

Soruşturma sürecinde gerçekleştirilen hukuki çalışmalar, P2P işlemlerinin ekonomik ve teknik niteliğinin anlaşılması, banka transferlerinin somut olayla bağlantısının değerlendirilmesi ve ceza sorumluluğunun kanuni unsurlar temelinde incelenmesi üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kararın temel hukuki sonucu, banka hesabına dolandırıcılık mağdurundan para gelmesinin tek başına hesap sahibinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğini ortaya koymamasıdır.

Ceza sorumluluğunun belirlenmesinde kişinin somut fiili, bilgi ve iradesi, suçun kanuni unsurları ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Bu karar, P2P yöntemiyle gerçekleştirilen her işlemin hukuka uygun olduğunu veya benzer bütün soruşturmalarda takipsizlik verileceğini göstermemektedir. Somut olayın özellikleri ve delil durumu belirleyicidir.

Hukuki Kaynaklar ve İlgili İncelemeler

Resmî Mevzuat ve Kurumsal Kaynaklar

Sitemizdeki İlgili Hukuki İncelemeler

Yazar Bilgisi

Av. Batın YILMAZ
İstanbul Barosu – Sicil No: 77008
Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi

Hukuki bilgilendirme ve gizlilik: Bu makale, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun 29.09.2026 tarihli, 2024/139219 Soruşturma ve 2026/108091 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının hukuki incelemesidir. Şüphelilerin ve müştekinin kişisel bilgileri paylaşılmamıştır. İçerik, somut olayın hukuki değerlendirmesiyle sınırlı olup başka soruşturmalarda aynı sonucun elde edileceğine ilişkin bir garanti veya mesleki üstünlük iddiası içermemektedir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama yayın tarihinden sonra değişmiş olabilir; dosyanıza özgü değerlendirme için bizimle görüşebilirsiniz.

Av. Batın Yılmaz

Yazar

Av. Batın Yılmaz

Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi'nin kurucu avukatı. Ceza, şirketler, idare, gayrimenkul, icra ve tazminat hukukunun yanı sıra yabancılar ve vatandaşlık hukukunda dava ve danışmanlık yürütüyor.

Ofisimiz hakkında