Başlıklar

Senette sahtecilik suçu, bir senet üzerinde gerçeğe aykırı değişiklikler yapılması, senedin içeriğinin değiştirilmesi veya sahte olarak düzenlenen bir belgenin kullanılması suretiyle gerçekleştirilen ve ceza hukuku bakımından ciddi sonuçları bulunan bir suç tipidir. Özellikle ticari hayatta sıkça kullanılan bono, çek ve diğer kıymetli evraklar üzerinde yapılan değişiklikler, taraflar arasında uyuşmazlıklara ve ceza soruşturmalarına neden olabilmektedir.

Senet üzerinde yapılan her değişiklik veya oynama doğrudan senette sahtecilik suçu oluşturmaz. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için yapılan değişikliğin hukuki anlam taşıması, belgenin gerçek durumdan farklı gösterilmesi ve failin bu sahte belgeyi kullanma kastıyla hareket etmesi gerekir.

Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar arasında;

  • Senet bedelinin değiştirilmesi,
  • Rakam kısmında oynama yapılması,
  • Vade tarihinin değiştirilmesi,
  • Senet üzerine sonradan yazı veya ibare eklenmesi,
  • İmzanın veya yazıların değiştirilmesi,
  • Borç miktarının artırılması,
  • Senedin başka bir kişi tarafından düzenlenmiş gibi gösterilmesi,

yer almaktadır.

Örneğin, 100.000 TL bedelli bir bono üzerinde sonradan rakam değiştirilerek 500.000 TL şeklinde icra takibine başlanması halinde, senette tahrifat ve sahtecilik iddiası gündeme gelebilir.

Ancak burada önemli olan husus, yalnızca senet üzerinde değişiklik bulunması değildir. Ceza yargılamasında asıl araştırılması gereken konu, bu değişikliğin kim tarafından yapıldığı ve sanığın bu sahtecilik işlemine dahil olup olmadığıdır.


Tahrifat Ne Demektir?

Tahrifat kelimesi, bir belgenin veya yazının gerçeğe aykırı şekilde değiştirilmesi anlamına gelir. Hukuki açıdan tahrifat; bir belgenin mevcut anlamını değiştirecek, belgeyi düzenleyen kişinin gerçek iradesinden farklı bir sonuç doğuracak şekilde müdahalede bulunulmasıdır.

Başka bir ifadeyle tahrifat, mevcut bir belgenin üzerinde sonradan değişiklik yapılarak gerçek dışı bir görünüm oluşturulmasıdır.

Senetlerde yapılan tahrifatlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:

1. Senet Bedelinde Tahrifat

Bir kişinin 50.000 TL karşılığında düzenlediği senette, daha sonra rakam kısmının değiştirilerek 500.000 TL yapılması tahrifat örneğidir.

Bu durumda senedin gerçek borç miktarı ile icra takibine konu edilen miktar arasında fark meydana gelir.

2. Vade Tarihinde Değişiklik Yapılması

Senette bulunan ödeme tarihinin değiştirilmesi de tahrifat kapsamında değerlendirilebilir.

Örneğin;

  • Gerçek vadenin 01.01.2026 olması,
  • Sonradan 01.01.2028 şeklinde değiştirilmesi,

senedin hukuki sonuçlarını değiştirebileceğinden sahtecilik iddiasına konu olabilir.

3. Yazı Eklenmesi veya Silinmesi

Senet üzerine sonradan;

  • “nakden alınmıştır”,
  • “mal karşılığıdır”,
  • “teminat senedidir”

gibi ifadelerin eklenmesi veya mevcut ifadelerin silinmesi de inceleme konusu olabilir.

4. İmza Üzerinde Değişiklik Yapılması

Senette bulunan imzanın değiştirilmesi, taklit edilmesi veya farklı bir kişiye aitmiş gibi gösterilmesi de sahtecilik suçunun konusunu oluşturabilir.


Senette Yapılan Her Değişiklik Sahtecilik Suçu Oluşturur Mu?

Bu husus uygulamada en çok karıştırılan konulardan biridir.

Senet üzerinde fiziksel bir değişiklik bulunması tek başına sanığın cezalandırılması için yeterli değildir.

Ceza hukukunda temel ilkelerden biri olan “suçun şahsiliği ilkesi” gereğince, kişinin yalnızca kendi gerçekleştirdiği fiilden dolayı sorumlu tutulması mümkündür.

Örneğin;

Bir kişi kendisine ciro yoluyla ulaşan bir bonoyu icra takibine koymuş ve daha sonra senette bazı değişiklikler olduğu iddia edilmişse, bu kişinin otomatik olarak sahtecilik suçundan sorumlu tutulması mümkün değildir.

Mahkeme tarafından;

  • Senedi kim düzenledi?
  • Senetteki değişiklik ne zaman yapıldı?
  • Değişiklik hangi aşamada gerçekleşti?
  • Sanığın bu değişiklikten haberi var mıydı?
  • Sanık sahtecilik yapılan senedi bilerek kullandı mı?

sorularının cevapları araştırılmalıdır.


Senette Tahrifat Yapılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu

Senette yapılan tahrifat yalnızca resmi belgede sahtecilik yönünden değil, şartları oluşması halinde dolandırıcılık suçu bakımından da değerlendirilebilir.

Özellikle sahte veya değiştirilmiş bir senedin icra takibine konulması suretiyle karşı tarafın zarara uğratılması amaçlanıyorsa, dolandırıcılık suçunun unsurları gündeme gelebilir.

Dolandırıcılık suçunda temel olarak;

  • Hileli davranış,
  • Bu hileli davranış sonucunda mağdurun veya başka bir kişinin zarar görmesi,
  • Failin kendisine veya başkasına yarar sağlaması,

aranmaktadır.

Senette tahrifat yapılması ve bu senedin icra takibinde kullanılması halinde, failin amacı haksız bir alacak elde etmek ise dolandırıcılık yönünden de değerlendirme yapılabilir.

Özellikle bazı durumlarda Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık” hükümleri gündeme gelebilmektedir.

Çünkü icra daireleri, devlet tarafından oluşturulan ve alacağın tahsiline yönelik resmi görev yapan kurumlardır. Sahte veya tahrif edilmiş bir belgenin icra mekanizması kullanılarak tahsil edilmeye çalışılması, bazı olaylarda nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Ancak her sahte senet olayı otomatik olarak dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Somut olayın özellikleri, failin kastı ve elde edilmek istenen menfaat ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Senette Sahtecilik Suçunda Görevli Mahkeme Hangisidir?

Senette sahtecilik iddiasıyla yürütülen ceza soruşturmaları sonucunda kamu davası açılması halinde, davaya bakmakla görevli mahkemenin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Senet üzerinde yapılan tahrifat, değiştirme veya sahtecilik iddiaları çoğunlukla resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Türk Ceza Kanunu kapsamında resmi belgede sahtecilik suçları bakımından görevli mahkeme kural olarak Ağır Ceza Mahkemesidir.

Bu nedenle;

  • Senette sahtecilik iddiası,
  • Bono üzerinde değişiklik yapılması,
  • Sahte veya tahrif edilmiş senedin kullanılması,
  • İcra takibine konu edilen senette sahtecilik bulunması,

gibi durumlarda açılacak ceza davasında görevli mahkeme genellikle Ağır Ceza Mahkemesi olacaktır.

Ceza yargılamasında görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır. Yani taraflar mahkemenin görevine itiraz etmese dahi mahkeme kendiliğinden görev değerlendirmesi yapmak zorundadır.


Senette Sahtecilik Davasında Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?

Senette sahtecilik suçlarında görevli mahkemenin yanında hangi yerdeki mahkemenin davaya bakacağı da önemlidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu bakımından genel yetki kuralı, suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkili olmasıdır.

Ancak senet üzerinde yapılan tahrifat ve bu senedin icra takibine konu edilmesi gibi durumlarda uygulamada özellikle dikkat edilen hususlardan biri, senedin hangi icra dairesinde işleme konulduğudur.

Senet hangi icra dairesinde takibe konulmuş ise, bu icra işleminin gerçekleştirildiği yer bakımından ilgili Ağır Ceza Mahkemesi yetkili kabul edilebilmektedir.

Örneğin;

  • İstanbul’da düzenlenen bir bono,
  • Ankara’daki bir icra dairesine verilerek takibe konulmuşsa,

olayın özelliklerine göre Ankara’daki yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin değerlendirilmesi söz konusu olabilir.

Burada amaç, sahte veya tahrif edilmiş olduğu iddia edilen senedin hukuki sonuç doğurması amacıyla kullanıldığı yeri esas almaktır.


Senette Sahtecilik Suçunda Sanığın Savunması Nasıl Değerlendirilir?

Senette sahtecilik davalarında sanıkların en sık başvurduğu savunmalardan biri, senette herhangi bir değişiklik yapmadıkları ve tahrifattan haberdar olmadıkları yönündedir.

Özellikle ticari ilişkiler kapsamında düzenlenen senetlerde, sanık tarafından;

  • “Senedi ben düzenlemedim.”
  • “Senetteki değişikliklerden haberim yoktur.”
  • “Senedi olduğu haliyle aldım.”
  • “Senette tahrifat olduğunu bilmiyordum.”

şeklinde savunmalar yapılabilmektedir.

Bu durumda mahkemenin yalnızca senette değişiklik bulunup bulunmadığına bakması yeterli değildir.

Asıl araştırılması gereken husus;

Senetteki tahrifatın sanık tarafından yapılıp yapılmadığı veya sanığın bu tahrifatı bilerek kullanıp kullanmadığıdır.

Ceza yargılamasında bir kişinin cezalandırılabilmesi için suçun tüm unsurlarının kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekir.


Ticari İlişkinin Senette Sahtecilik Davasındaki Önemi

Senette sahtecilik iddialarında taraflar arasındaki ticari ilişki mahkeme tarafından ayrıntılı şekilde incelenir.

Çünkü senetler çoğu zaman;

  • Mal satışından,
  • Hizmet ilişkisinden,
  • Borç verme işleminden,
  • Ticari alışverişten,
  • Cari hesap ilişkisinden,

kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle mahkeme öncelikle taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunup bulunmadığını araştırır.

Örneğin;

Bir şirketin başka bir şirketten mal aldığı ve karşılığında bono verdiği iddia ediliyorsa;

  • Fatura kayıtları,
  • Teslim belgeleri,
  • Cari hesap kayıtları,
  • Banka hareketleri,
  • Ticari defterler,
  • Tarafların önceki alışverişleri,

incelenebilir.

Çünkü gerçek bir ticari ilişkinin bulunması, senedin ortaya çıkış sürecinin anlaşılması açısından önemlidir.

Buna karşılık, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmaması ve senedin hangi şekilde ortaya çıktığının açıklanamaması halinde, mahkeme farklı değerlendirmeler yapabilir.


Senette Tahrifat Yapıldığını Kabul Etmeyen Sanık Hakkında Mahkeme Ne Yapar?

Sanığın tahrifat yapmadığını savunması halinde mahkeme tarafından kapsamlı bir delil değerlendirmesi yapılır.

Mahkeme şu hususları araştırır:

1. Senedin İlk Düzenlenme Şekli

Öncelikle senedin hangi şartlarda düzenlendiği belirlenmeye çalışılır.

  • Senet kim tarafından dolduruldu?
  • Kimlerin huzurunda imzalandı?
  • Senet hangi amaçla verildi?
  • Düzenleme sırasında hangi bilgiler yazıldı?

sorularına cevap aranır.


2. Senedi Kim Elinde Bulundurdu?

Senet üzerindeki değişikliğin hangi aşamada meydana geldiğinin tespiti önemlidir.

Örneğin;

Senet önce alacaklıya verilmiş, daha sonra üçüncü kişiye ciro edilmişse, tahrifatın hangi dönemde yapıldığı araştırılmalıdır.


3. Sanığın Senetteki Değişiklikten Haberdar Olup Olmadığı

Ceza sorumluluğu açısından yalnızca senedin kullanılması yeterli değildir.

Sanığın;

  • Tahrifatı bilerek hareket edip etmediği,
  • Sahte belgeyi kullanma kastının bulunup bulunmadığı,
  • Haksız menfaat elde etmeye çalışıp çalışmadığı,

ortaya konulmalıdır.


Ciro Yoluyla Alınan Senetlerde Sahtecilik Sorumluluğu

Uygulamada önemli sorunlardan biri de tahrif edilmiş senedin üçüncü bir kişi tarafından ciro yoluyla alınmasıdır.

Örneğin;

A kişisi tarafından düzenlenen bir bono,
B kişisine verilmiş,
B kişisi de bu bonoyu C kişisine ciro etmiş,
C kişisi ise senedi icra takibine koymuş olabilir.

Bu durumda C kişisinin sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Çünkü senedi sonradan alan kişinin;

  • Senetteki tahrifatı bilip bilmediği,
  • Bilmesi gerekip gerekmediği,
  • Senedi alırken olağan dikkat ve özeni gösterip göstermediği,

önem taşır.


Cirantanın Tahrifatı Bilmesi veya Bilmesi Gerektiği Durumu

Ciro yoluyla elde edilen senetlerde her hamilin otomatik olarak sorumlu tutulması mümkün değildir.

Özellikle ticari hayatın gereği olarak birçok kişi senedi doğrudan düzenleyen kişiden değil, önceki hamilden almaktadır.

Bu nedenle mahkeme şu sorular üzerinde durur:

  • Senetteki değişiklik açıkça görülebiliyor muydu?
  • Senedi alan kişinin bu değişikliği fark etmesi mümkün müydü?
  • Senet olağan ticari işlem kapsamında mı devredildi?
  • Taraflar arasında önceden bir ilişki var mıydı?
  • Senedi alan kişinin hileli işlemden haberdar olduğuna dair delil var mı?

Eğer kişinin sahtecilikten haberdar olduğu veya bilerek hareket ettiği ispatlanamazsa, ceza sorumluluğu doğmayabilir.

Senette Sahtecilik Davalarında Adli Tıp Kurumu İncelemesinin Önemi

Senette sahtecilik iddiasıyla yürütülen ceza yargılamalarında en önemli aşamalardan biri, senet üzerindeki değişikliklerin teknik olarak incelenmesidir.

Çünkü ceza mahkemesinin yalnızca tarafların beyanlarına dayanarak karar vermesi mümkün değildir. Senette gerçekten bir tahrifat bulunup bulunmadığı, varsa bu değişikliğin hangi kişi tarafından gerçekleştirildiği bilimsel yöntemlerle ortaya konulmalıdır.

Bu nedenle mahkemeler, senet üzerinde yapılan incelemeler bakımından dosyayı çoğunlukla Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ne göndermektedir.

Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelemelerde;

  • Senetteki yazıların özellikleri,
  • Yazıların hangi kalemle yazıldığı,
  • Yazıların ekleme veya sonradan oluşturulup oluşturulmadığı,
  • Rakam ve yazı değişiklikleri,
  • Silinti, kazıntı veya ekleme bulunup bulunmadığı,
  • İmzaların kime ait olduğu,
  • Yazı karakterlerinin karşılaştırılması,

gibi hususlar değerlendirilir.


Senette Tahrifatın Bulunması Tek Başına Yeterli Midir?

Senette tahrifat bulunduğunun tespit edilmesi, tek başına sanığın mahkûm edilmesi için yeterli değildir.

Ceza yargılamasında en önemli hususlardan biri, suçun fail tarafından işlendiğinin kesin şekilde ortaya konulmasıdır.

Örneğin;

Bir bono üzerinde 100.000 TL olan bedelin sonradan 500.000 TL olarak değiştirildiği Adli Tıp incelemesi sonucunda belirlenmiş olabilir.

Ancak bu değişikliği;

  • Sanığın mı yaptığı,
  • Mağdurun mu yaptığı,
  • Üçüncü bir kişinin mi yaptığı,
  • Senet başka bir kişinin elindeyken mi gerçekleştirildiği,

tespit edilemiyorsa, yalnızca tahrifatın varlığı nedeniyle sanığın cezalandırılması mümkün değildir.

Ceza hukukunda kişinin yalnızca suçla bağlantısı olduğu varsayımıyla mahkûmiyet kararı verilemez.


Tahrifatın Kimin Eli Ürünü Olduğu Belirlenmelidir

Senette sahtecilik davalarında en kritik nokta, tahrifatın kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesidir.

Mahkemenin araştırması gereken temel soru şudur:

“Senet üzerinde yapılan değişiklik sanık tarafından mı yapılmıştır?”

Bu soruya kesin bir cevap verilmeden sanık hakkında mahkûmiyet kararı kurulamaz.

Örneğin;

Bir kişi hakkında sahte senet kullanmak nedeniyle dava açılmış olsun.

Dosyada;

  • Senette değişiklik bulunduğu,
  • Senedin icraya konulduğu,
  • Mağdurun zarar gördüğü,

tespit edilmiş olabilir.

Ancak;

  • Tahrifatın sanığın el yazısıyla yapıldığı,
  • Sanığın senede sonradan müdahale ettiği,
  • Sanığın değişiklikten haberdar olduğu,

ispatlanamıyorsa sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir.


Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi İncelemesinde Neler Araştırılır?

Adli Tıp incelemesi yalnızca “senette oynama var mı?” sorusuna cevap vermek amacıyla yapılmaz.

Asıl amaç, tahrifatın niteliğini ve kaynağını ortaya koymaktır.

İncelemede özellikle;

1. Yazı ve Rakam Karşılaştırması

Senette bulunan yazı ve rakamların;

  • Sanığın el ürünü olup olmadığı,
  • Aynı kişi tarafından yazılıp yazılmadığı,
  • Sonradan ekleme yapılıp yapılmadığı,

araştırılır.


2. Kalem ve Mürekkep İncelemesi

Bazı durumlarda senetteki yazıların farklı zamanlarda yazılıp yazılmadığı araştırılır.

Örneğin;

  • Senedin ana kısmı bir kalemle,
  • Sonradan eklenen rakam başka bir kalemle,

yazılmış olabilir.

Bu durum tahrifat iddiasının değerlendirilmesinde önem taşır.


3. Silinti ve Kazıntı İncelemesi

Senet üzerinde;

  • Silme,
  • Kazıma,
  • Üzerini kapatma,
  • Yeniden yazma,

gibi işlemler olup olmadığı incelenir.


4. İmza İncelemesi

Özellikle imzanın sahte olduğu iddia edilen durumlarda;

  • Sanığın mukayese imzaları alınır,
  • Önceki resmi belgelerdeki imzalar incelenir,
  • Yazı ve imza özellikleri karşılaştırılır.

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Nedir?

Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir.

Bu ilkeye göre;

Bir kişinin suç işlediği konusunda kesin ve inandırıcı bir kanaat oluşmadığı sürece, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilemez.

Başka bir ifadeyle;

Sanığın suçu işlediği ihtimali bulunması yeterli değildir. Suçun sanık tarafından işlendiğinin kesin delillerle ortaya konulması gerekir.

Senette sahtecilik davalarında bu ilke özellikle önemlidir.

Çünkü birçok olayda;

  • Senette tahrifat olduğu anlaşılmakta,
  • Ancak tahrifatı yapan kişi belirlenememektedir.

Bu durumda mahkemenin yapması gereken değerlendirme;

“Senette değişiklik yapılmış mı?” sorusundan ibaret değildir.

Asıl soru;

“Bu değişikliği sanığın yaptığı kesin olarak ispatlandı mı?”

olmalıdır. Benzer konuda yazdığımız, cirolanan çek ödenmezse ne olur başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.


Senette Sahtecilik Beraat Kararı Nasıl Verilir?

Senette sahtecilik davalarında beraat kararı farklı nedenlerle verilebilir.

En önemli beraat nedenlerinden biri, tahrifatın sanık tarafından yapıldığının ispatlanamamasıdır.

Örneğin;

  • Senette rakam değişikliği bulunmaktadır.
  • Adli Tıp Kurumu bu değişikliği tespit etmiştir.
  • Ancak değişikliğin kim tarafından yapıldığı belirlenememiştir.
  • Sanığın tahrifat yaptığına ilişkin kesin delil bulunmamaktadır.

Bu durumda sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir.


Senette Sahtecilik Suçunda Beraat İçin Aranan Şartlar

Mahkemenin beraat kararı verebilmesi için genellikle şu hususlar değerlendirilir:

1. Tahrifatın Sanık Tarafından Yapıldığının Kanıtlanamaması

En önemli husus budur.

Senette değişiklik olması, sanığın bunu yaptığı anlamına gelmez.


2. Sanığın Sahtecilikten Haberdar Olduğuna Dair Delil Bulunmaması

Özellikle ciro yoluyla alınan senetlerde;

  • Sanığın sahtecilikten haberdar olup olmadığı,
  • Bilerek kullanıp kullanmadığı,

araştırılır.

Bilerek kullanma ispatlanamazsa ceza sorumluluğu doğmaz.


3. Ticari İlişkinin Gerçek Olması

Taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunması halinde, senedin ortaya çıkış süreci farklı değerlendirilir.

Örneğin;

  • Gerçek bir mal teslimi,
  • Gerçek bir borç ilişkisi,
  • Önceki ticari işlemler,

sanığın sahtecilik kastının bulunmadığını gösterebilir.


Yargılama Sonucunda Mahkemenin Değerlendirmesi

Senette sahtecilik davalarında mahkemenin bütün delilleri birlikte değerlendirmesi gerekir.

Mahkeme;

  • Müşteki beyanlarını,
  • Sanık savunmasını,
  • Senet aslını,
  • Bilirkişi ve Adli Tıp raporlarını,
  • Ticari kayıtları,
  • İcra dosyasını,
  • Tarafların ekonomik ilişkisini,

bir bütün olarak değerlendirir.

Sadece bir delile dayanılarak karar verilmesi hukuka uygun olmayacaktır.


Sonuç: Senette Sahtecilik İddiasında Kesin Delil Şarttır

Senette sahtecilik suçunda en önemli husus, yalnızca senet üzerinde değişiklik bulunması değildir.

Ceza sorumluluğu için;

  • Tahrifatın varlığı,
  • Bu tahrifatın hukuki sonuç doğurmaya elverişli olması,
  • Sanığın bu işlemle bağlantısının bulunması,
  • Sanığın kastının ortaya konulması,

gerekmektedir.

Senette tahrifat bulunduğu halde, bu değişikliğin sanık tarafından yapıldığı veya sanığın sahte senedi bilerek kullandığı ispatlanamıyorsa şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekir.

Bu nedenle senette sahtecilik iddiasıyla karşı karşıya kalan kişilerin, olayın yalnızca senet üzerindeki değişiklik yönünden değil; senedin düzenlenme süreci, taraflar arasındaki ticari ilişki ve delillerin tamamı yönünden değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.


Senette Sahtecilik Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular (SSS)

Senette tahrifat yapmak suç mudur?

Evet. Bir senet üzerinde hukuki sonuç doğuracak şekilde gerçeğe aykırı değişiklik yapılması, şartları oluştuğu takdirde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturabilir.


Sahte senedi icraya koymak suç mudur?

Sahte veya tahrif edilmiş bir senedin bilerek icra takibine konulması, olayın özelliklerine göre resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları bakımından değerlendirilebilir.


Senette sahtecilik suçunda hangi mahkeme görevlidir?

Senette sahtecilik suçundan açılan ceza davalarında görevli mahkeme kural olarak Ağır Ceza Mahkemesidir.


Senetteki tahrifat nasıl anlaşılır?

Senetteki değişiklikler genellikle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi veya uzman bilirkişi incelemeleri sonucunda belirlenir.


Senette tahrifat varsa otomatik olarak ceza verilir mi?

Hayır. Tahrifatın kim tarafından yapıldığı ve sanığın bu işlemle bağlantısı kesin delillerle ortaya konulmalıdır.


Senette sahtecilik davasında beraat mümkün müdür?

Evet. Özellikle tahrifatın sanık tarafından yapıldığı ispatlanamazsa veya sanığın sahte senedi bilerek kullandığı ortaya konulamazsa beraat kararı verilebilir.

Av. Batın YILMAZ – İstanbul Barosu Avukatı

Yorum Yazın

Mail Bültenimize Abone Olun