Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 123. maddesinde düzenlenen ve bireyin psikolojik huzurunu, özel yaşamını ve günlük hayatını korumayı amaçlayan suç tiplerinden biridir. Günümüzde özellikle telefon, kısa mesaj, WhatsApp, sosyal medya uygulamaları ve diğer dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu suç, uygulamada daha sık karşılaşılan ceza hukuku uyuşmazlıkları arasında yer almaktadır.
Her rahatsız edici davranış bu suçu oluşturmaz. Kanun koyucu, yalnızca ısrarla, süreklilik arz eden ve sırf mağdurun huzur ve sükûnunu bozma amacıyla gerçekleştirilen davranışları cezalandırmaktadır. Bu nedenle tek seferlik bir telefon araması, tek bir mesaj gönderilmesi veya anlık bir tartışma çoğu zaman TCK’nın 123. maddesi kapsamında değerlendirilmez. Suçun oluşabilmesi için davranışların süreklilik göstermesi ve failin amacının doğrudan mağduru rahatsız etmek olması gerekir.
Özellikle eski eşler, sevgililer, komşular, iş ilişkisi bulunan kişiler veya sosyal medya üzerinden tanışılan kimseler arasında yaşanan uyuşmazlıklarda bu suç gündeme gelmektedir. Israrla telefon edilmesi, farklı numaralardan aranmaya devam edilmesi, engellenmesine rağmen yeni hesaplar açılarak mesaj gönderilmesi, sürekli kapıya gelinmesi veya mağdurun günlük yaşamını çekilmez hâle getirecek davranışlarda bulunulması hâlinde, somut olayın özelliklerine göre kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu oluşabilir.
Ancak burada önemli bir ayrımın yapılması gerekir. Bir alacağın tahsil edilmesi amacıyla yapılan aramalar, hukuki bir hakkın kullanılmasına yönelik iletişim kurulması veya ticari ilişki kapsamında gerçekleştirilen makul düzeydeki görüşmeler her zaman bu suç kapsamında değerlendirilmez. Çünkü TCK’nın 123. maddesinde fail bakımından özel kast, yani yalnızca mağdurun huzurunu bozma amacı aranmaktadır.
Son yıllarda özellikle ısrarlı takip (stalking) eylemlerinin artması üzerine Türk Ceza Kanunu’na 123/A maddesi eklenmiş ve ısrarlı takip suçu ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle uygulamada TCK 123 ile TCK 123/A hükümlerinin birbirinden ayrılması büyük önem taşımaktadır. Birçok olayda kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile ısrarlı takip suçu birbirine karıştırılmakta, hangi suçun oluştuğu ise olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.
Bu yazımızda kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun unsurları, cezası, şikâyet süreci, delilleri, uzlaştırma kapsamı, Yargıtay uygulaması ve ısrarlı takip suçu ile arasındaki farklar ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunu Düzenleyen Kanun Maddesi
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre;
“Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla telefon eden, gürültü yapan veya aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine cezalandırılır.”
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere suçun oluşabilmesi için üç temel unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Belirli bir kişiye yönelen davranış,
- Israrla gerçekleştirilen eylem,
- Sırf mağdurun huzur ve sükûnunu bozma amacı.
Bu şartlardan birinin bulunmaması hâlinde TCK’nın 123. maddesi uygulanmayabilir. Bununla birlikte aynı fiil, şartları varsa tehdit, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veya ısrarlı takip gibi başka suçları oluşturabilir.
TCK 123 ile Korunan Hukuki Değer Nedir?
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçuyla korunan hukuki değer, bireyin ruhsal bütünlüğü, psikolojik huzuru, özel yaşamı ve günlük hayatını baskı altında kalmadan sürdürebilme özgürlüğüdür.
Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Aynı şekilde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel hayatın korunmasına ilişkin hükümleri de bireyin psikolojik bütünlüğünün korunmasını amaçlamaktadır.
Kanun koyucu bu suçla yalnızca fiziksel rahatsızlığı değil, bireyin sürekli baskı altında hissetmesine neden olan davranışları da cezalandırmaktadır.
Örneğin;
- gün içerisinde onlarca kez telefonla aranmak,
- farklı numaralardan sürekli iletişim kurulmaya çalışılması,
- sosyal medya hesaplarının sürekli mesaj yağmuruna tutulması,
- evin kapısının sürekli çalınması,
- iş yerine defalarca gidilmesi,
kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir. İşte TCK’nın 123. maddesi bu tür davranışları önlemeyi amaçlamaktadır.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunun Unsurları
Bir fiilin TCK’nın 123. maddesi kapsamında suç sayılabilmesi için kanunda belirtilen tüm unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
1. Mağdur Belirli Bir Kişi Olmalıdır
Bu suçun mağduru belirli ve somut bir kişi olmalıdır.
Genel olarak toplumun tamamını rahatsız eden davranışlar TCK 123 kapsamında değerlendirilmez.
Örneğin;
- yüksek sesle müzik açarak tüm mahalleyi rahatsız etmek,
- sokakta çevreyi rahatsız edecek şekilde gürültü yapmak,
her zaman kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu oluşturmaz. Böyle durumlarda Kabahatler Kanunu veya çevrenin gürültü ile kirletilmesine ilişkin hükümler gündeme gelebilir.
Buna karşılık belirli bir komşuyu rahatsız etmek amacıyla her gece duvara vurulması, kapısının önünde bağırılması veya yalnızca o kişiyi hedef alan davranışlar TCK 123 kapsamında değerlendirilebilir.
2. Davranış Israrlı Şekilde Gerçekleştirilmelidir
Kanunda açıkça “ısrarla” ibaresine yer verilmiştir.
Bu nedenle tek seferlik davranışlar çoğu durumda suçun oluşması için yeterli değildir.
Israr kavramı kanunda sayısal olarak belirlenmemiştir.
Dolayısıyla;
- iki arama,
- beş arama,
- on arama
gibi kesin bir ölçü bulunmamaktadır.
Mahkemeler her somut olayın özelliklerini ayrı ayrı değerlendirmektedir.
Israrın varlığını gösteren başlıca kriterler şunlardır:
- Aramaların farklı günlerde devam etmesi,
- Mağdurun rahatsız olduğunu bildirmesine rağmen eylemin sürdürülmesi,
- Telefon numarasının engellenmesine rağmen yeni numaralar kullanılmaya başlanması,
- Sosyal medya hesapları kapatıldığında yeni hesaplar açılması,
- Uzun süre boyunca aynı davranışların tekrar edilmesi.
Örneğin mağdurun “beni artık aramayın” demesine rağmen haftalarca farklı numaralardan aranması, Yargıtay uygulamasında ısrar unsurunun gerçekleştiğine ilişkin önemli göstergelerden biri olarak kabul edilmektedir.
3. Failin Amacı Sırf Huzur ve Sükûnu Bozmak Olmalıdır
TCK 123’ü diğer birçok suçtan ayıran en önemli özellik özel kastın aranmasıdır.
Fail yalnızca mağduru rahatsız etmek amacıyla hareket etmelidir.
Örneğin;
- alacağını tahsil etmek isteyen alacaklının makul sayıda telefon etmesi,
- avukatın müvekkili adına ihtar göndermesi,
- bankanın kredi borcu nedeniyle iletişim kurması,
- işverenin çalışanını görev nedeniyle araması,
her zaman kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu oluşturmaz.
Ancak hukuki ilişki sona ermesine rağmen iletişim kurulmaya devam edilmesi, aramaların taciz boyutuna ulaşması veya iletişimin artık meşru amacını aşarak yalnızca rahatsız etme aracına dönüşmesi hâlinde farklı değerlendirme yapılabilir.
Bu nedenle mahkemeler, failin gerçek amacını olayın tüm özelliklerini dikkate alarak belirlemektedir.
4. Kanunda Sayılan Hareketlerden Birinin Gerçekleşmesi Gerekir
Kanun üç farklı davranış grubunu düzenlemiştir.
Israrla Telefon Etmek
Uygulamada en sık karşılaşılan davranış budur.
Örneğin;
- gün içinde onlarca kez aramak,
- gece saatlerinde sürekli telefon etmek,
- cevapsız çağrı bırakmak,
- engellendiği hâlde farklı numaralardan aramaya devam etmek,
TCK 123 kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak her olay kendi koşullarına göre değerlendirilmektedir.
Israrla Gürültü Yapmak
Örneğin;
- belirli bir komşuyu rahatsız etmek amacıyla sürekli yüksek sesle müzik açılması,
- kapıya vurulması,
- gece saatlerinde kasıtlı şekilde gürültü yapılması,
bu kapsamda değerlendirilebilir.
Burada da amaç yalnızca mağdurun huzurunu bozmak olmalıdır.
Aynı Amaçla Hukuka Aykırı Başka Bir Davranışta Bulunmak
Kanundaki bu ifade oldukça geniş yorumlanabilmektedir.
Örneğin;
- sürekli kapıya gelmek,
- sürekli zil çalmak,
- WhatsApp üzerinden yüzlerce mesaj göndermek,
- Instagram’dan sürekli DM atmak,
- engellenince yeni hesap açmak,
- üçüncü kişiler aracılığıyla rahatsız etmeye devam etmek,
somut olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.
Hangi Davranışlar Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunu Oluşturur?
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu bakımından en önemli husus, davranışın ısrarlı şekilde tekrarlanması ve mağdurun huzurunu bozmayı hedeflemesidir. Bu nedenle tek başına rahatsız edici görünen her davranış TCK’nın 123. maddesi kapsamında değerlendirilmez.
Mahkemeler, her somut olayda davranışın süresini, yoğunluğunu, tekrar sayısını, mağdur üzerindeki etkisini ve failin amacını birlikte değerlendirerek karar vermektedir.
Uygulamada suç kapsamında değerlendirilebilecek davranışlardan bazıları şunlardır:
- Gün içerisinde onlarca kez telefonla aramak,
- Gece geç saatlerde sürekli telefon etmek,
- Telefon numarası engellendiği hâlde farklı numaralar kullanarak aramaya devam etmek,
- WhatsApp üzerinden yüzlerce mesaj göndermek,
- Instagram, Facebook, X (Twitter), TikTok veya Telegram üzerinden sürekli mesaj göndermek,
- Engellenmesine rağmen yeni sosyal medya hesapları açarak iletişim kurmaya çalışmak,
- Sürekli evin kapısına gitmek,
- Israrla kapı ziline basmak,
- İş yerine defalarca gitmek,
- Üçüncü kişiler aracılığıyla sürekli haber göndermek,
- Sürekli çiçek, hediye veya kargo göndererek rahatsız etmek,
- Mağdurun bulunduğu yerlere sürekli giderek psikolojik baskı oluşturmak.
Bu örnekler sınırlı değildir. Kanunda yer alan “hukuka aykırı başka davranış” ibaresi sayesinde benzer nitelikteki birçok davranış da olayın özelliklerine göre TCK 123 kapsamında değerlendirilebilir.
Sosyal Medya Üzerinden Rahatsız Etmek Suç Oluşturur mu?
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçları artık büyük ölçüde dijital ortamda işlenmektedir.
Özellikle;
- WhatsApp,
- Instagram,
- Facebook,
- Messenger,
- X (Twitter),
- Telegram,
- Signal,
- TikTok,
- Discord
gibi uygulamalar üzerinden gerçekleştirilen sürekli iletişim girişimleri soruşturma konusu olabilmektedir.
Örneğin;
Bir kişinin Instagram hesabından engellenmesine rağmen yeni hesap açarak tekrar tekrar mesaj göndermesi,
WhatsApp üzerinden yüzlerce mesaj gönderilmesi,
Telegram üzerinden sürekli sesli arama yapılması,
sahte hesap açılarak mağdurun sürekli rahatsız edilmesi,
somut olayın özelliklerine göre TCK 123 kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak burada da tek bir mesaj göndermek ile haftalarca devam eden sistematik rahatsız etme davranışı arasında önemli fark bulunmaktadır.
WhatsApp Mesajları Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunu Oluşturur mu?
Uygulamada en çok karşılaşılan sorulardan biri budur.
Kanunda yalnızca “telefon etmek” ifadesi yer alsa da Yargıtay uygulamasında hukuka aykırı başka davranış kavramı geniş yorumlanmaktadır.
Buna göre;
- sürekli WhatsApp mesajı göndermek,
- aynı mesajı defalarca tekrarlamak,
- gece boyunca mesaj atmak,
- engellenmesine rağmen başka numaralar kullanmak,
olayın özelliklerine göre suç oluşturabilir.
Buna karşılık;
tek seferlik bir mesaj,
bir kez özür dilemek amacıyla yazılan mesaj,
hukuki ilişki kapsamında gönderilen makul sayıdaki mesajlar,
çoğu durumda TCK 123 kapsamında değerlendirilmez.
Eski Sevgilinin Sürekli Araması Suç Oluşturur mu?
Eski sevgililer arasında yaşanan iletişim sorunları, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçuna ilişkin soruşturmaların önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
İlişkinin sona ermesinden sonra;
- sürekli telefon edilmesi,
- farklı numaralar kullanılması,
- sosyal medya hesaplarından sürekli mesaj gönderilmesi,
- ortak arkadaşlar aracılığıyla rahatsız edilmeye devam edilmesi,
gibi davranışlar, yalnızca barışma isteğiyle açıklanamayacak ölçüde yoğun ve ısrarlı hâle gelmişse TCK 123 kapsamında değerlendirilebilir.
Özellikle mağdurun açıkça iletişim kurmak istemediğini belirtmesine rağmen davranışların sürdürülmesi, suçun oluştuğuna ilişkin önemli göstergelerden biridir.
Sürekli Telefonla Aramak Her Zaman Suç Mudur?
Hayır.
Bir kimsenin sürekli telefon etmesi tek başına suçun oluştuğu anlamına gelmez.
Örneğin;
- anne veya babanın çocuğunu merak ederek araması,
- işverenin çalışanına ulaşmaya çalışması,
- alacaklının borçlu ile iletişim kurması,
- avukatın müvekkili adına görüşme talep etmesi,
her zaman suç oluşturmaz.
Burada belirleyici olan husus;
telefonların hangi amaçla edildiği ve ısrarın rahatsız etme boyutuna ulaşıp ulaşmadığıdır.
Mahkemeler, failin gerçekten hukuki veya meşru bir amaç taşıyıp taşımadığını ayrıntılı olarak incelemektedir.
Alacağını İstemek İçin Aramak Suç Oluşturur mu?
Borç-alacak ilişkilerinde de TCK 123 sıkça gündeme gelmektedir.
Alacaklı, borçlusunu alacağını tahsil etmek amacıyla makul ölçüde arayabilir.
Ancak;
- gün içerisinde onlarca kez aramak,
- gece boyunca telefon etmek,
- aile bireylerini de arayarak baskı kurmak,
- tehdit içeren ifadeler kullanmak,
gibi davranışlar hukuki hakkın kullanılmasının sınırlarını aşabilir.
Bu durumda yalnızca kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu değil;
- tehdit,
- hakaret,
- kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması,
gibi başka suçlar da gündeme gelebilir.
Komşunun Gürültü Yapması TCK 123 Kapsamına Girer mi?
Komşuluk hukukunda en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri de budur.
Her yüksek sesle müzik dinlenmesi veya gürültü yapılması kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu oluşturmaz.
Ancak;
belirli bir komşuyu hedef alarak,
her gece aynı saatlerde,
ısrarla,
sırf rahatsız etmek amacıyla
gürültü yapılması hâlinde TCK 123 gündeme gelebilir.
Buna karşılık apartmanda yapılan tadilat, çocuk sesi veya olağan yaşam faaliyetlerinden kaynaklanan sesler çoğu zaman bu suç kapsamında değerlendirilmez.
Hangi Davranışlar Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunu Oluşturmaz?
Uygulamada birçok kişi, her rahatsız edici davranışın TCK 123 kapsamında olduğunu düşünmektedir.
Oysa aşağıdaki davranışlar çoğu olayda bu suçu oluşturmaz:
- Bir kez telefon etmek,
- Bir kez mesaj göndermek,
- Bir kez kapıya gitmek,
- Borç nedeniyle makul sayıda aramak,
- İhtarname göndermek,
- Dava açmadan önce iletişim kurmaya çalışmak,
- İş görüşmesi amacıyla aramak,
- Yanlışlıkla aramak,
- Bir kez sosyal medya mesajı göndermek.
Elbette bu davranışlar başka suçların konusunu oluşturabilir. Ancak yalnızca TCK 123 bakımından değerlendirildiğinde, suçun oluşabilmesi için aranan ısrar ve özel kast unsurları çoğu zaman bulunmamaktadır.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçu ile Israrlı Takip Suçu (TCK 123/A) Arasındaki Farklar
Uygulamada en fazla karıştırılan konulardan biri, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile ısrarlı takip suçu arasındaki farktır.
Her iki suçta da mağdurun rahatsız edilmesi söz konusu olmakla birlikte korunan hukuki değer ve suçun unsurları farklıdır.
| TCK 123 | TCK 123/A |
|---|---|
| Kişilerin huzur ve sükûnunu korur | Kişinin güvenlik duygusunu korur |
| Israr gerekir | Israr gerekir |
| Özel kast aranır | Mağdurda ciddi endişe oluşturma yeterlidir |
| Telefon, gürültü veya benzeri davranışlar | Fiziksel veya dijital takip dâhil çok daha geniş davranışlar |
| Cezası daha hafiftir | Daha ağır yaptırım öngörülmektedir |
Örneğin;
eski sevgilinin her gün onlarca kez telefon etmesi TCK 123 kapsamında değerlendirilebilirken,
kişinin sürekli evinin önünde beklenmesi, takip edilmesi, güzergâhının izlenmesi ve korku oluşturulması TCK 123/A kapsamında değerlendirilebilecektir.
Bu nedenle olayın özelliklerine göre hangi suçun oluştuğunun doğru belirlenmesi önem taşımaktadır.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunun Cezası (TCK 123)
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun hükmüne göre, sırf bir kimsenin huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla ısrarla telefon eden, gürültü yapan veya aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunan kişi cezai yaptırımla karşılaşır.
Suçun temel hâlinde öngörülen yaptırım:
- 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.
Mahkeme, cezanın belirlenmesi sırasında;
- eylemin ne kadar süre devam ettiğini,
- mağdur üzerindeki etkisini,
- failin kastının yoğunluğunu,
- suçun işleniş biçimini,
- failin sabıkasını,
- yargılama sürecindeki tutumunu
birlikte değerlendirerek temel cezayı belirlemektedir.
Her somut olay kendi özelliklerine göre incelendiğinden, aynı nitelikte görünen iki olayda farklı cezalar verilmesi mümkündür.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?
Evet.
TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen suç şikâyete bağlı suçlar arasında yer almaktadır.
Bu nedenle mağdurun şikâyeti bulunmadığı sürece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kural olarak soruşturma başlatılmaz.
Şikâyetin;
- Cumhuriyet Başsavcılığına,
- Polis merkezine,
- Jandarma Komutanlığına
yapılması mümkündür.
Uygulamada en sık tercih edilen yol, Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile suç duyurusunda bulunulmasıdır.
Şikâyet Süresi Ne Kadardır?
Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesi gereğince, şikâyete bağlı suçlarda mağdurun şikâyet hakkını altı ay içerisinde kullanması gerekir.
Altı aylık süre;
- failin kim olduğunun,
- fiilin işlendiğinin
öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Örneğin;
Mağdur, farklı numaralardan gelen aramaların aynı kişi tarafından yapıldığını üç ay sonra öğrenmişse, altı aylık süre bu tarihten itibaren hesaplanacaktır.
Şikâyet süresi geçirildiğinde, artık aynı fiil nedeniyle soruşturma yapılması mümkün olmayacaktır.
Bu nedenle özellikle dijital ortamda işlenen suçlarda delillerin gecikmeden toplanması ve süresi içerisinde başvuru yapılması büyük önem taşımaktadır.
Şikâyetten Vazgeçilebilir mi?
Evet.
Bu suç şikâyete bağlı olduğundan mağdur, yargılamanın kesinleşmesine kadar şikâyetinden vazgeçebilir.
Ancak vazgeçmenin hukuki sonuç doğurabilmesi için kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir.
Şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde çoğu durumda ceza davası düşmektedir.
Bununla birlikte aynı olay kapsamında tehdit, hakaret veya başka suçlar da işlenmişse, bu suçların niteliğine göre yargılama devam edebilir.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçu Uzlaştırmaya Tabi midir?
Evet.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca uzlaştırma kapsamında bulunan suçlar arasında yer almaktadır.
Bu nedenle soruşturma aşamasında dosya öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilir.
Uzlaştırmacı;
- mağdur,
- şüpheli
ile görüşerek anlaşma sağlanıp sağlanamayacağını araştırır.
Taraflar uzlaşırsa kamu davası açılmaz.
Uzlaşma sağlanamazsa soruşturma normal şekilde devam eder.
Uygulamada özellikle eski eşler, komşular ve ticari ilişki bulunan kişiler arasında açılan dosyaların önemli bir kısmı uzlaştırma aşamasında sonuçlanmaktadır.
Hapis Cezası Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi?
Mahkeme tarafından verilen cezanın süresi ve somut olayın özelliklerine göre, kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi mümkün olabilir.
Ancak bu konuda otomatik bir uygulama bulunmamaktadır.
Mahkeme;
- failin kişiliğini,
- sabıka kaydını,
- suçun işleniş biçimini,
- yeniden suç işleme ihtimalini
değerlendirerek karar verir.
Bu nedenle her dosyada hapis cezasının para cezasına çevrileceğini söylemek doğru değildir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararı Verilebilir mi?
Şartlarının oluşması hâlinde mahkeme tarafından Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilebilir.
HAGB kararı verilmesi için;
- sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmamış olması,
- mağdurun uğradığı zararın giderilmiş olması (gerekiyorsa),
- mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşması
gibi şartların bulunması gerekir.
HAGB kararı verilmesi hâlinde hüküm belirli bir denetim süresi boyunca açıklanmaz.
Denetim süresi içerisinde yeni bir kasıtlı suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa dava düşer.
Ceza Ertelenebilir mi?
Mahkeme tarafından hükmedilen hapis cezası, Türk Ceza Kanunu’ndaki şartların bulunması hâlinde ertelenebilir.
Özellikle ilk kez suç işleyen kişiler bakımından erteleme hükümleri uygulamada sıkça gündeme gelmektedir.
Ancak bu husus tamamen mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.
Zamanaşımı Süresi Nedir?
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunda hem şikâyet süresi hem de dava zamanaşımı birbirinden farklı kavramlardır.
Şikâyet süresi altı ay olmakla birlikte, kamu davasının açılabilmesi bakımından ayrıca dava zamanaşımı hükümleri de uygulanmaktadır.
Bu nedenle olayın üzerinden uzun süre geçmiş olsa bile, zamanaşımı hesaplamasının somut olayın özelliklerine göre yapılması gerekir.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunda Deliller
Bu suç çoğu zaman dijital iletişim araçları üzerinden işlendiğinden, delillerin doğru şekilde toplanması büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada en sık kullanılan deliller şunlardır:
Telefon Kayıtları (HTS)
Arama kayıtları, görüşme sıklığı ve tarihleri bakımından önemli delillerdendir.
Ancak HTS kayıtları görüşmenin içeriğini değil, iletişimin gerçekleştiğini göstermektedir.
WhatsApp Yazışmaları
WhatsApp mesajları,
ses kayıtları,
görüntülü görüşme kayıtları,
engelleme sonrası gönderilen mesajlar
delil olarak değerlendirilebilir.
Sosyal Medya Mesajları
Instagram,
Facebook,
Messenger,
X,
Telegram,
TikTok,
Discord
üzerinden gönderilen mesajlar da dosyaya delil olarak sunulabilir.
Ekran Görüntüleri
Mesajlaşmaların ekran görüntüleri uygulamada sıklıkla kullanılmaktadır.
Ancak gerektiğinde mahkeme bu kayıtların doğruluğunu ayrıca araştırabilir.
Tanık Beyanları
Örneğin;
iş arkadaşlarının,
komşuların,
aile bireylerinin
rahatsız etme eylemlerine bizzat tanık olması hâlinde tanık anlatımları da önemli delil niteliği taşıyabilir.
Kamera Kayıtları
Failin sürekli mağdurun evine veya iş yerine gelmesi hâlinde güvenlik kamerası kayıtları önemli ispat araçlarından biridir.
Ses Kayıtları
Ses kayıtlarının delil olarak kullanılabilmesi, hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmalarına bağlıdır.
Her somut olay bakımından kayıtların hukuka uygunluğu ayrıca değerlendirilmektedir.
Savunma Açısından En Sık Karşılaşılan Hukuki Tartışmalar
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunda yalnızca mağdurun beyanı yeterli olmayabilir. Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesi gereğince, suçun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Uygulamada sanık müdafileri tarafından en sık ileri sürülen savunmalar şunlardır:
- Aramaların hukuki bir ilişki (borç, alacak, iş ilişkisi vb.) kapsamında yapıldığı,
- İletişimin mağdurun rızasıyla sürdüğü,
- Arama ve mesaj sayısının “ısrar” unsurunu oluşturacak yoğunlukta olmadığı,
- Failin amacının mağdurun huzurunu bozmak değil, iletişim kurmak veya hukuki hakkını kullanmak olduğu,
- Delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiği,
- Eylemlerin TCK m.123 kapsamında değil, farklı bir hukuki değerlendirme kapsamında ele alınması gerektiği.
Bu nedenle her dosya, yalnızca arama veya mesaj sayısına göre değil; taraflar arasındaki ilişki, iletişimin amacı, süresi ve olayın bütün özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmektedir.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçuna İlişkin Güncel Yargıtay Uygulaması
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunda Yargıtay kararları incelendiğinde, mahkemelerin özellikle “ısrar” ve “özel kast” unsurları üzerinde durduğu görülmektedir. Bir fiilin TCK’nın 123. maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için yalnızca mağdurun rahatsız olması yeterli değildir. Failin davranışlarının süreklilik göstermesi ve yalnızca mağdurun huzurunu bozma amacıyla gerçekleştirilmesi gerekir.
Yargıtay kararlarında öne çıkan ilkeler şu şekilde özetlenebilir:
- Tek seferlik telefon araması veya mesaj gönderilmesi çoğu durumda suçun oluşması için yeterli değildir.
- Aramaların veya mesajların belirli bir süre boyunca devam etmesi gerekir.
- Failin hukuki bir hakkını kullanması amacıyla yaptığı iletişimler, sırf huzur bozma kastı bulunmadığı sürece TCK 123 kapsamında değerlendirilmez.
- Mağdurun iletişim kurulmasını istemediğini açıkça belirtmesine rağmen davranışların sürdürülmesi, suçun oluştuğuna ilişkin önemli bir göstergedir.
- Her olay, kendi özelliklerine göre değerlendirilir; belirli sayıda aramanın otomatik olarak suç oluşturduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu nedenle uygulamada hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında, olayın tüm delilleri birlikte değerlendirilerek karar verilmektedir.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bu suç nedeniyle açılan ceza davalarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Suçun telefon veya internet üzerinden işlendiği olaylarda yetki konusu, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmektedir.
Soruşturma Süreci Nasıl İşler?
Şikâyet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılır.
Bu süreçte savcılık;
- mağdurun ifadesini alır,
- şüphelinin savunmasını alır,
- HTS kayıtlarını ister,
- gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırabilir,
- sosyal medya kayıtlarını araştırabilir,
- tanıkları dinleyebilir.
Deliller toplandıktan sonra;
- kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir,
- uzlaştırma süreci işletilebilir,
- yeterli şüphe görülmesi hâlinde iddianame düzenlenebilir.
Kovuşturma Aşaması
İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte ceza davası Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanır.
Mahkeme;
- tarafları dinler,
- tanıkları dinler,
- dijital delilleri inceler,
- HTS kayıtlarını değerlendirir,
- gerekirse bilirkişi raporu alır.
Yargılama sonunda;
- beraat,
- mahkûmiyet,
- ceza verilmesine yer olmadığı,
- davanın düşmesi
gibi kararlar verilebilir.
Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçunda Avukatın Önemi
Her ne kadar TCK 123 kapsamında düzenlenen suçun yaptırımı diğer bazı suçlara göre daha düşük görünse de, soruşturmanın yanlış yürütülmesi hem mağdur hem de şüpheli açısından önemli hak kayıplarına neden olabilmektedir.
Özellikle;
- dijital delillerin usulüne uygun şekilde muhafaza edilmesi,
- HTS kayıtlarının doğru değerlendirilmesi,
- sosyal medya kayıtlarının zamanında tespit edilmesi,
- hukuka aykırı elde edilen delillere itiraz edilmesi,
- özel kast unsurunun değerlendirilmesi
bakımından ceza hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması önem taşımaktadır.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
1. Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu nedir?
Bir kişiyi yalnızca huzurunu bozmak amacıyla ısrarla telefon etmek, gürültü yapmak veya benzeri hukuka aykırı davranışlarla rahatsız etmektir.
2. TCK 123 hangi kanunda düzenlenmiştir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenmiştir.
3. Suçun cezası nedir?
Temel ceza 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.
4. Bu suç şikâyete bağlı mıdır?
Evet. Mağdurun şikâyeti olmadan kural olarak soruşturma yapılamaz.
5. Şikâyet süresi ne kadardır?
Failin ve fiilin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır.
6. Tek sefer telefon etmek suç oluşturur mu?
Çoğu olayda hayır. Suçun oluşması için ısrar unsuru aranır.
7. WhatsApp mesajları suç oluşturabilir mi?
Evet. Israrlı ve sırf rahatsız etme amacı taşıyan mesajlar somut olaya göre suç oluşturabilir.
8. Instagram’dan sürekli mesaj göndermek suç mudur?
Engellenmeye rağmen yeni hesaplar açılarak devam eden sistematik mesajlar TCK 123 kapsamında değerlendirilebilir.
9. Eski sevgilinin sürekli araması suç mudur?
Israr, özel kast ve mağdurun istememesine rağmen devam eden iletişim varsa suç oluşabilir.
10. Alacağını istemek için aramak suç mudur?
Her zaman değildir. Hukuki hakkın kullanılması amacıyla yapılan makul iletişim suç oluşturmaz.
11. Komşunun sürekli gürültü yapması bu suçu oluşturur mu?
Belirli kişiyi hedef alan ve sırf rahatsız etme amacı taşıyan davranışlar suç oluşturabilir.
12. Bu suç uzlaştırmaya tabi midir?
Evet.
13. Adli para cezasına çevrilebilir mi?
Şartlarının bulunması hâlinde mümkündür.
14. HAGB uygulanabilir mi?
Kanuni şartların oluşması hâlinde uygulanabilir.
15. Ceza ertelenebilir mi?
Evet, şartları varsa mahkeme tarafından ertelenebilir.
16. Telefon kayıtları delil olur mu?
Evet. HTS kayıtları önemli delillerdendir.
17. Ekran görüntüsü delil sayılır mı?
Evet. Ancak gerektiğinde doğruluğu araştırılabilir.
18. Tanık anlatımları yeterli olur mu?
Tanık beyanları diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
19. Ses kaydı kullanılabilir mi?
Hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.
20. Bu suçta tutuklama olur mu?
Suçun niteliği ve ceza miktarı dikkate alındığında uygulamada tutuklama oldukça istisnai bir tedbirdir.
Sonuç
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, bireyin psikolojik bütünlüğünü ve günlük yaşam huzurunu korumayı amaçlayan önemli suç tiplerinden biridir. Ancak uygulamada en sık yapılan hata, her rahatsız edici davranışın otomatik olarak TCK’nın 123. maddesi kapsamında değerlendirileceğinin düşünülmesidir. Oysa suçun oluşabilmesi için ısrar, özel kast ve belirli bir kişiyi hedef alma unsurlarının birlikte bulunması gerekir.
Özellikle telefon, WhatsApp, Instagram, Facebook ve diğer dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu suçun işleniş şekilleri de değişmiştir. Mahkemeler artık yalnızca telefon aramalarını değil, sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen sistematik rahatsız etme davranışlarını da olayın özelliklerine göre değerlendirmektedir.
Bunun yanında, aynı fiilin bazı durumlarda ısrarlı takip suçu (TCK 123/A), tehdit, hakaret veya kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması gibi farklı suçları oluşturabileceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle hem mağdurların hem de şüphelilerin soruşturma sürecini dikkatle takip etmeleri ve hak kaybı yaşamamak adına hukuki destek almaları önem taşımaktadır.
Eğer siz veya bir yakınınız, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu kapsamında yürütülen bir soruşturma ya da ceza davası ile karşı karşıyaysanız, somut olayın özelliklerine uygun hukuki değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Her dosya kendi delil durumu, tarafların ilişkisi ve olayın gelişim şekline göre ayrı ayrı incelenmelidir.
