Türk vatandaşı çocuğu bulunan yabancı anne veya babanın Türkiye’de yasal olarak kalabilmesi, aile bağının yanı sıra yürürlükteki mevzuata, yabancının mevcut hukuki statüsüne ve somut olayın koşullarına bağlıdır. Türk vatandaşı bir çocuğun ebeveyni olmak, kendiliğinden ve otomatik olarak süresiz ikamet izni ya da Türk vatandaşlığı kazandırmaz. Bununla birlikte çocuğun üstün yararı, aile hayatına saygı hakkı ve […]
Türkiye’de vize, vize muafiyeti, ikamet izni, çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti kapsamında sahip olunan yasal kalış süresinin aşılması, yabancı bakımından önemli idari sonuçlar doğurabilir. Uygulamada “vize ihlali”, “kaçak kalma” veya “yasal kalış hakkı ihlali” olarak ifade edilen bu durum; ihlal süresine, yabancının hukuki statüsüne, yetkili makamların ihlali ne zaman tespit ettiğine ve ülkeden çıkış […]
Türkiye sınır kapılarına, özellikle İstanbul Havalimanı, Sabiha Gökçen Havalimanı, Antalya Havalimanı veya Esenboğa Havalimanı gibi uluslararası havalimanlarına gelen bir yabancının pasaport kontrolü sırasında Türkiye’ye girişine izin verilmemesi ve geri çevrilmesi, uygulamada INAD (Inadmissible Passenger – Kabul Edilemeyen Yolcu) işlemi olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’ye girişine izin verilmeyen yabancının karşılaştığı işlem, Türkiye sınırları içerisinde bulunan bir yabancı hakkında […]
Yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türkiye’de özel kullanım amacıyla yat, tekne veya başka bir deniz aracı satın alması genel olarak mümkündür. Ancak yatın mülkiyetinin edinilmesi, Türk Bayrağı çekme hakkı, Milli Gemi Sicili veya bağlama kütüğüne kayıt, Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil ve yabancı bayraklı yatın Türkiye’de geçici olarak bulunması birbirinden farklı hukuki rejimlere tabidir. Bu […]
Müşterek çocuğun, diğer ebeveynin velayet hakkı ihlal edilerek Türkiye’den başka bir ülkeye götürülmesi veya tatil, ziyaret ya da benzeri geçici bir izinle yurt dışına çıkarıldıktan sonra kararlaştırılan zamanda Türkiye’ye geri getirilmemesi, şartları mevcutsa 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi kapsamında haksız götürme veya haksız alıkoyma oluşturabilir. Çocuğun haksız götürme […]
Türkiye’de ikamet eden, yatırım yapan, gayrimenkul satın alan veya ticari faaliyette bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türk bankalarındaki hesaplarında işlem kısıtlaması veya bloke ile karşılaşması mümkündür. Böyle bir durumda öncelikle cevaplanması gereken soru, kısıtlamanın hangi hukuki nedene dayandığıdır. Çünkü MASAK kapsamında işlemlerin ertelenmesi, ceza soruşturmasında malvarlığına elkoyma, CMK m.128/A kapsamındaki geçici hesap askısı ve […]
Türkiye ile ticari ilişkisi bulunan yabancı şirketler, Türkiye’de yerleşik gerçek veya tüzel kişilerden doğan ticari alacaklarını Türk hukukunda öngörülen dava ve icra yollarıyla takip edebilir. Yabancı bir şirketin Türkiye’de ayrıca şirket veya şube kurmuş olması, kural olarak alacak takibi yapabilmesinin ön şartı değildir. Alacağın niteliğine göre genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi, kambiyo senetlerine özgü […]
Evet. Yabancı gerçek ve tüzel kişiler Türkiye’de yeni vakıf kurabilir. Ancak 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca yabancıların vakıf kurması hukukî ve fiilî mütekabiliyet esasına tabidir. Bunun yanında Türk Medeni Kanunu’ndaki genel kuruluş şartlarının yerine getirilmesi, yeterli malvarlığının vakfa özgülenmesi, vakıf senedinin usulüne uygun hazırlanması ve yönetim organında görev alanların çoğunluğunun Türkiye’de yerleşik bulunması […]
Kısa cevap: Evet. Yurt dışında kurulmuş dernekler ve merkezleri yurt dışında bulunan kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının izniyle Türkiye’de faaliyette veya iş birliğinde bulunabilir, temsilcilik veya şube açabilir ve kanunda belirtilen diğer örgütlenme biçimlerinden yararlanabilir. Yabancı vakıflar bakımından ise ayrıca vakıflara özgü hükümler dikkate alınmalıdır. Türkiye’deki düzenleme, yerli derneklerin […]
Evet. Türkiye’de kurulmuş ve yabancı sermayeli olan şirketler, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde Türkiye’de taşınmaz mülkiyeti ve sınırlı ayni hak edinebilir. Ancak bütün yabancı sermayeli şirketler aynı rejime tabi değildir. Bu konuda ilk olarak yurt dışında kurulmuş yabancı şirket ile Türkiye’de Türk hukukuna göre kurulmuş yabancı sermayeli Türk şirketi birbirinden ayrılmalıdır. Yurt dışında kendi ülke hukukuna […]
