Örnek kararlar

15 Yıl Uzatılan G-87 Tahdit Kodunun İptali: Ankara 26. İdare Mahkemesi Kararı

Bu yazıda 21 başlık
  1. Kararın Kısa Özeti
  2. Uyuşmazlığın Başlangıcı: 2012 Yılında Konulan G-87 Tahdit Kodu
  3. Bu Dosyada G-87 Tahdit Kodu Hangi İşleme Dayanak Oluşturdu?
  4. 15 Yıllık Uzatma Neden Ayrıca Önemliydi?
  5. İdarenin Savunması ile Davacı Tarafın İddiaları Neden Birbirinden Ayrılıyordu?
  6. Mahkeme Hangi Kurumlardan Bilgi ve Belge İstedi?
  7. 2 Nisan 2026 Tarihli Ara Kararın Hukuki Önemi: Resen Araştırma İlkesi
  8. Ankara 26. İdare Mahkemesinin İptal Gerekçesi
  9. Mahkemenin Üç Ayrı Tespiti Nasıl Bir Hukuki Sonuca Ulaştı?
  10. “Kamu Güvenliği” İfadesi Neden Tek Başına Yeterli Değildir?
  11. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararlarıyla Birlikte Nasıl Değerlendirilebilir?
  12. G-87 Tahdit Kodunun İptali Ne Sonuç Doğurur?
  13. Mahkeme Kararı Sonrasında İdari Kayıtların Güncellenmesi Neden Ayrı Bir Konudur?
  14. Kararın Diğer Tahdit Kodu Davaları Açısından Önemi
  15. Ç-149 ve V-69 Kararlarından Farkı: Aynı Delil Sorunu, Farklı İşlemler
  16. Benzer Bir Giriş Yasağı Dosyasında Hangi Hususlar İncelenmelidir?
  17. Davacı Vekilinin Hukuki Değerlendirmesi: Dosyayı Önemli Kılan Nedir?
  18. Sık Sorulan Sorular
  19. Sonuç: Uzun Süren Giriş Yasağının Dayanağı Yargısal Denetimde Ortaya Konulamadı
  20. Hukuki Kaynaklar ve İlgili İncelemeler
  21. Yazar ve Hukuki Bilgilendirme

Ankara 26. İdare Mahkemesi, 2012 yılında hakkında beş yıl süreli G-87 tahdit kodu oluşturulan ve Türkiye’ye giriş yasağı daha sonra 15 yıl uzatılan yabancı hakkında tesis edilen işlemi iptal etti. 29 Eylül 2026 tarihli kararın belirleyici gerekçesi, kamu düzeni ve kamu güvenliği bakımından ileri sürülen tehdidi destekleyen somut bir bilgi veya belgenin, hatta istihbari nitelikte bir bilginin dahi dosyada bulunmamasıydı.

Kararın öne çıkan bulgusu: Mahkeme, 02.04.2026 tarihli ara kararıyla Göç İdaresi Başkanlığı, Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığı ve emniyet birimlerinden tahdit kodunun dayanaklarını araştırdı. Karar metnine göre ilgili kurumlardan bu kaydı destekleyecek somut belge sunulamadığı gibi istihbari nitelikte bir bilgi de ortaya konulamadı. 2012’de başlayan ve 15 yıl ek süreyle uzatılan kısıtlamayı konu alan davada iptal hükmü verildi.

Av. Batın Yılmaz tarafından davacı vekili sıfatıyla açılan ve takip edilen davada, Ankara 26. İdare Mahkemesi yalnızca idarenin savunmasını değerlendirmekle yetinmedi; Göç İdaresi Başkanlığı ve ilgili güvenlik birimlerinden tahdit kodunun dayanağına ilişkin kayıtları da istedi. Ara kararın ardından ortaya çıkan tablo, uzun süre devam eden bir giriş yasağının hangi şartlarda yargısal denetimden geçebileceği bakımından önem taşıyor.

Önemli ayrım: Kararda, 2012 yılında verilen beş yıllık ilk giriş yasağının 15 yıl daha uzatıldığı belirtiliyor. Buradaki “15 yıl”, ilk yasak kararından bugüne kadar kesin olarak geçen süreyi değil, kararda sözü edilen ek uzatma süresini ifade ediyor. Bu yazı, kararın bu ayrımını esas alıyor.

Kararın Kısa Özeti

Mahkeme Ankara 26. İdare Mahkemesi
Esas numarası 2025/3244
Karar numarası 2026/2355
Karar tarihi 29.09.2026
Duruşma tarihi 24.09.2026
Dava konusu G-87 tahdit kodu, giriş yasağı ve bu yasağın 15 yıl uzatılmasına ilişkin işlem
İlk işlem 29.11.2012 tarih ve 217335 sayılı işlem
Davalı idareler Göç İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü
Davacı vekili Av. Batın Yılmaz
Sonuç Dava konusu işlemin iptali

Uyuşmazlığın Başlangıcı: 2012 Yılında Konulan G-87 Tahdit Kodu

Dava dosyasında yer alan bilgilere göre yabancı hakkında 2012 yılında beş yıl süreli G-87 tahdit kodu tesis edildi. Daha sonraki süreçte bu yasağın süresi 15 yıl daha uzatıldı. Böylece 2012’de başlayan idari kısıtlamanın etkileri çok uzun bir döneme yayıldı.

İncelenen davada uyuşmazlık, yalnızca veri tabanında bir kod bulunmasıyla sınırlı değildi. Davacı hakkında Türkiye’ye giriş yasağı sonucunu doğuran ilk işlem ve bu yasağın uzatılmasına ilişkin idari tasarruf yargı önüne taşındı. Davacı taraf, gerek ilk tedbirin gerekse uzatma işleminin kişiye özgü, doğrulanabilir bir gerekçeye dayanmadığını ileri sürdü.

Bu noktada önemli olan husus, kamu güvenliği gerekçesinin idare tarafından ileri sürülmüş olması değil, bu gerekçenin davacının şahsi durumuyla ilişkilendirilerek hukuken denetlenebilir şekilde açıklanıp açıklanmadığıdır.

Dava Sürecinin Kronolojisi

Tarih Gelişme Hukuki önemi
29.11.2012 G-87 tahdit koduna ilişkin ilk işlem tesis edildi. Beş yıllık giriş yasağına ilişkin başlangıç işlemi.
Sonraki süreç İlk giriş yasağının süresi 15 yıl daha uzatıldı. Davada ayrıca incelenen uzatma tasarrufu.
2025 Ankara 26. İdare Mahkemesinin 2025/3244 esas sayılı dosyasında dava görüldü. İlk işlem ve uzatma yargısal denetime taşındı.
02.04.2026 Mahkeme, ilgili idare ve güvenlik birimlerine ara karar gönderdi. Tahdit kaydının maddi dayanağı araştırıldı.
24.09.2026 Davacı vekili Av. Batın Yılmaz’ın da katıldığı duruşma yapıldı. Tarafların açıklamaları dinlendi.
29.09.2026 Mahkeme dava konusu işlemin iptaline oybirliğiyle karar verdi. İlk derece yargılamasında iptal hükmü kuruldu.

Not: Uzatma işleminin kesin tesis tarihi, incelenen gerekçeli karar metninde ayrıca belirtilmediği için kronolojide varsayımsal bir tarih kullanılmamıştır.

Bu Dosyada G-87 Tahdit Kodu Hangi İşleme Dayanak Oluşturdu?

G-87 kodu, göç idaresi uygulamasında kamu düzeni ve kamu güvenliği değerlendirmeleriyle bağlantılı kullanılan idari kayıtlar arasındadır. Ancak bu karar incelemesinin konusu kodun bütün yönleriyle anlatılması değil, 2012 tarihli ilk G-87 işlemi ile sonradan tesis edilen uzatmanın Ankara 26. İdare Mahkemesinde nasıl denetlendiğidir. G-87 kaydının varlığı tek başına belirli bir suçun işlendiği ya da ceza mahkûmiyeti bulunduğu anlamına gelmez.

Kodun anlamı, idari sorgulama yolları, dava açma koşulları ve diğer tahdit türleriyle ilişkisi için G-87 tahdit kodu ana rehberimize bakabilirsiniz. Bütün kodların ortak hukuki çerçevesini ise tahdit kodları rehberimizde açıklıyoruz. Burada tekrara girmek yerine, uyuşmazlığın ayırt edici yönlerine odaklanıyoruz.

15 Yıllık Uzatma Neden Ayrıca Önemliydi?

Giriş yasağının yalnızca varlığı değil, süresi ve uzatılma gerekçesi de hukuki denetimin konusudur. Bu dosyada 2012 yılında beş yıl için tesis edilen bir G-87 kaydının 15 yıl daha uzatılması, yasağın süre bakımından olağan idari tedbirlerden çok daha ağır sonuçlar doğurması anlamına geliyordu.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 9. maddesinin üçüncü fıkrasına göre giriş yasağının süresi kural olarak en fazla beş yıldır. Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre en fazla on yıl daha artırılabilir. Dolayısıyla mevzuat, uzatmayı süre ve gerekçe yönünden sınırlandırmaktadır.

Burada iki noktayı birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi, 2012 tarihli ilk işlem tesis edildiğinde yürürlükte bulunan mevzuat ile sonradan yürürlüğe giren 6458 sayılı Kanun’un zamansal uygulaması ayrıca değerlendirilmelidir. İkincisi, bu dosyada mahkemenin açık iptal gerekçesi yalnızca sürenin uzunluğu veya yasal azami sürenin aşılması değildir. Mahkeme, tahdit kaydını haklı gösterecek somut bilgi, belge ve istihbari verinin bulunmaması üzerinde durarak iptal sonucuna ulaşmıştır.

Bu nedenle karar, “uzun giriş yasakları her durumda kendiliğinden geçersizdir” şeklinde yorumlanamaz. Ancak yıllar boyunca etkisini sürdüren ağır idari tedbirlerin, yeterli dayanak olmaksızın korunamayacağını göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

İdarenin Savunması ile Davacı Tarafın İddiaları Neden Birbirinden Ayrılıyordu?

Davanın tarafları arasında esaslı bir görüş ayrılığı vardı. Davacı taraf, beş yıllık ilk giriş yasağının gerekçesiz ve somut delile dayandırılmadan 15 yıl daha uzatıldığını ileri sürdü. Buradaki itiraz, yalnızca sürenin uzunluğundan ibaret değildi. Davacı, kendisi hakkında ağır sonuç doğuran G-87 kaydının hangi davranış, olay veya güvenlik bilgisi nedeniyle korunduğunun ortaya konulmadığını savundu.

Göç İdaresi Başkanlığı ise davacının kamu düzeni ve kamu güvenliği bakımından tehdit oluşturduğunu, işlemin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini istedi. Emniyet Genel Müdürlüğü, dava konusu işlem bakımından esas yetkili makamın Göç İdaresi Başkanlığı olduğu görüşünü bildirdi; ayrıca işlemin hukuk ve usule uygun olduğunu savundu. Böylece mahkeme önündeki hukuki tartışma, bir tarafta kamu güvenliğini sağlama yetkisi, diğer tarafta bu yetkinin hangi kişisel bilgi ve belgelerle gerekçelendirildiği noktasında yoğunlaştı.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bir idarenin “kamu güvenliği yönünden tehdit” savunması yapması, bu değerlendirmeyi destekleyen olayların yargılamada bulunduğu anlamına gelmez. İdari makamın takdirini kullanabilmesi ile takdirin olgusal dayanağının mahkemece araştırılması iki ayrı aşamadır. Ankara 26. İdare Mahkemesi bu ayrımı ortaya çıkarmak için yalnızca savunma dilekçeleriyle yetinmedi; ara kararla dosyanın maddi temelini de araştırdı.

Dava Dilekçesinde Tartışılan İki Ayrı İşlem

Mahkeme kararının “Davanın Özeti” bölümüne göre iptali istenen işlemler, 29.11.2012 tarih ve 217335 sayılı G-87 işlemi ile buna ilişkin uzatma işlemidir. Bu ifade önemlidir; çünkü bir giriş yasağının ilk tesis edilmesi ile daha sonraki tarihte uzatılması, aynı kişi bakımından birbirine bağlı olsa bile gerekçe, yetki, süre ve işlem tarihi açısından ayrı incelemeler gerektirebilir.

İlk işlem tarihinin 2012 olması, dosyaya ayrıca zamansal bir boyut kazandırmaktadır. 6458 sayılı Kanun 2013 yılında kabul edilmiş olduğundan, 2012 tarihli işlemin tesisinde uygulanmış mevzuat ile daha sonra verilen uzatma kararının hukuki çerçevesinin birbirinden ayrılması gerekir. Ancak incelenen kararda mahkeme, “15 yıllık uzatma kanundaki üst sınırı aştığı için iptal” biçiminde ayrı bir gerekçe kurmamıştır. İptal sonucunu dayanak somut bilgi, belge ve istihbari bilgi yokluğu üzerinden temellendirmiştir.

Mahkeme Hangi Kurumlardan Bilgi ve Belge İstedi?

Yargılamanın en önemli aşaması, Ankara 26. İdare Mahkemesinin 2 Nisan 2026 tarihli ara kararıdır. Mahkeme, G-87 kodunun neden oluşturulduğunu ve hangi verilere dayandığını açıklığa kavuşturmak amacıyla aşağıdaki kurumlardan bilgi ve belge istedi:

  • Göç İdaresi Başkanlığı,
  • Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığı,
  • Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı,
  • Emniyet Genel Müdürlüğü.

Mahkeme bu kurumlara yalnızca genel bir görüş sormadı; davacıya uygulanan tahdit kodunun dayanağına ilişkin somut tespitleri araştırdı. İlgili idarelerin cevaplarında ise tahdit kodunu haklı gösterebilecek herhangi bir somut bilgi ve belge sunulmadı.

Karardaki tespit bunun da ötesine geçiyor. Mahkeme, davacı hakkında tahdit kaydının oluşturulmasını gerektiren istihbari nitelikte bilginin de bulunmadığını belirtiyor. Böylece soyut güvenlik savunması ile kişiye özgü dayanağın varlığı arasındaki fark, uyuşmazlığın sonucunu belirledi.

2 Nisan 2026 Tarihli Ara Kararın Hukuki Önemi: Resen Araştırma İlkesi

İdari yargılamada mahkeme, uyuşmazlığı yalnızca tarafların getirdiği sınırlı belgeler üzerinden değerlendirmek zorunda değildir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca mahkemeler bakmakta oldukları davalarla ilgili gerekli incelemeyi kendiliğinden yapabilir ve ihtiyaç duydukları bilgi ile belgeleri ilgili kurumlardan isteyebilir. Bu, özellikle işlemin dayanağının ağırlıklı olarak idarenin kayıtlarında bulunduğu uyuşmazlıklarda önem taşır.

Somut davada G-87 kaydına yol açtığı ileri sürülen güvenlik değerlendirmesinin temel belgeleri, davacının doğrudan erişebileceği nitelikte olmayabilir. Dolayısıyla yalnızca “davacı idarenin ileri sürdüğü tehdidin mevcut olmadığını kanıtlayamadı” biçiminde bir yaklaşım benimsenmesi, idarenin elindeki bilginin gerçekliğini araştırma ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Mahkemenin 02.04.2026 tarihli ara kararıyla davalı idareden ve ilgili güvenlik kurumlarından somut tespit istemesi, uyuşmazlığın esasını ortaya çıkaran aşama olmuştur.

Hangi Kurumdan Neden Bilgi İstenmesi Önemlidir?

Göç İdaresi Başkanlığı dava konusu yabancılar hukuku işleminin idari boyutuyla ilgiliyken, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İstihbarat Daire Başkanlığı güvenlik değerlendirmesinin dayanağını açıklayabilecek kurumlardandır. Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığından da bilgi istenmiş olması, mahkemenin kayıtların kaynağını çok yönlü araştırma yolunu tercih ettiğini gösterir. Ancak ara kararda bir kurumun adının yer alması, o kurumun davacı hakkında mutlaka olumsuz bir rapor düzenlediği anlamına gelmez.

Mahkeme kararındaki sonuç açık biçimde şudur: İlgili idareler, tahdit kodunun oluşturulmasına dayanak olabilecek somut bilgi veya belge ibraz etmemiştir. Mahkemenin ayrıca istihbari nitelikte bilgi de bulunmadığını kaydetmesi, bu davayı sadece “evrak eksikliği” tartışmasının ötesine taşımaktadır. Bu belirleme karar metninde yer alan mahkeme tespitidir; bütün güvenlik birimlerinin arşivlerinde hiçbir kayıt bulunamayacağına ilişkin genel ve sınırsız bir iddia olarak okunmamalıdır.

Ankara 26. İdare Mahkemesinin İptal Gerekçesi

Mahkemenin gerekçesi üç temel tespit üzerinde şekillendi:

  1. Davacı hakkında tahdit kodunu destekleyen bir adli veya idari işlemin bulunmadığı değerlendirildi.
  2. Tahdit kodunun tesis edilmesine dayanak oluşturacak somut bir bilgi veya belge ortaya konulamadı.
  3. Davacı hakkında kaydı haklı gösterecek istihbari nitelikte bilgi de bulunmadığı tespit edildi.

“Davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

Bu ifade, Ankara 26. İdare Mahkemesinin 29.09.2026 tarihli, E.2025/3244, K.2026/2355 sayılı kararının gerekçe bölümünden alınmıştır.

Sonuç olarak mahkeme, G-87 tahdit koduyla bağlantılı dava konusu işlemin iptaline oybirliğiyle karar verdi. Ayrıca 1.824,30 TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükteki tarifeye göre belirlenen 40.000 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine hükmetti.

Mahkemenin Üç Ayrı Tespiti Nasıl Bir Hukuki Sonuca Ulaştı?

Karar metni dikkatle okunduğunda mahkemenin gerekçesinin tek cümlelik “delil yokluğu” değerlendirmesinden oluşmadığı görülür. Mahkeme, davacı hakkında herhangi bir adli veya idari işlem tesis edilmemiş olmasını, tahdit kodunun dayanağı somut belge bulunmamasını ve istihbari nitelikte bilgi de bulunmamasını birlikte değerlendirmiştir. Bu üç unsur, davacının kamu düzeni veya güvenliği bakımından tehdit oluşturduğu yönündeki savunma ile idari dosyada ortaya konulan maddi içerik arasında bağlantı kurulamadığı sonucuna götürmüştür.

Buradaki ilk tespit, her G-87 kaydının mutlaka bir ceza soruşturmasına dayanması gerektiği anlamına gelmez. İdarenin kamu güvenliği bakımından yapacağı değerlendirme, bazı durumlarda ceza mahkûmiyetinden bağımsız olabilir. İkinci tespit ise somut olaya ilişkin belge bulunup bulunmadığına odaklanır. Üçüncü tespit, güvenlik tahditlerinde ileri sürülebilecek istihbari temelin de bu uyuşmazlıkta gösterilememiş olduğunu anlatır. Sonuç, mahkemenin dava konusu G-87 işlemini iptal etmesidir.

Somut Bilgi ve Belge Denildiğinde Ne Anlaşılmalıdır?

İşlem dosyasının niteliğine göre resmî yazışmalar, olay tutanakları, adli kayıtlar, sınır geçiş kayıtları, kurumlar arası bilgi talepleri, tarih ve kaynak bilgisi bulunan güvenlik değerlendirmeleri veya kişiye özgü başka tespitler tartışma konusu olabilir. Ancak bunlardan hangisinin yeterli olduğu, içeriği ve hukuka uygun şekilde elde edilmesi ayrıca değerlendirilmeden belirlenemez. İdarenin “olumsuz istihbarat vardır” yönündeki ifadesi ile bu iddianın kişi, zaman ve olay bağlantısının kurulabilmesi farklı şeylerdir.

İncelenen davada önemli olan, davacı tarafın belirli bir belgeyi çürütmüş olması değil; mahkeme ilgili kaynaklardan araştırma yaptırdığı hâlde işleme esas alınabilecek belgenin veya istihbari bilginin ortaya konulamamasıdır. Bu nedenle kararın asıl özgünlüğü, yalnızca uzun süreli yasağın iptali değil, iptal gerekçesinin araştırma yöntemiyle açıkça bağlantılı olmasıdır.

“Kamu Güvenliği” İfadesi Neden Tek Başına Yeterli Değildir?

Devletin, yabancıların ülkeye kabulüne ilişkin olarak kamu düzenini ve kamu güvenliğini koruma yetkisi bulunmaktadır. Ancak idareye verilen takdir yetkisi, tesis edilen işlemlerin yargısal denetim dışında kaldığı anlamına gelmez.

İdari işlemin sebep unsurunun denetlenebilmesi için, işlemin hangi maddi olgularla bağlantılı olduğunun ortaya konulabilmesi gerekir. Bazı güvenlik bilgilerinin niteliği gereği gizli olması mümkündür; bununla birlikte gizlilik, işlemin hiçbir dayanağı gösterilmeden sürdürülmesini kendiliğinden haklı kılmaz.

İncelenen davanın özgün yönü, kamu güvenliği gerekçesinin yalnızca ayrıntılandırılmamış olması değildir. Mahkeme, ilgili kurumlardan açıklama ve belge talep ettiği hâlde hem somut delil hem de istihbari nitelikte destekleyici bilgi yönünden boşluk bulunduğunu tespit etmiştir.

Benzer tartışma, Danıştayın G-87 kayıtlarına ilişkin kararlarında da görülmektedir. Örneğin Danıştay karar arşivindeki G-87 uyuşmazlığında da dayanak bilgi ve belgelerin istenmesi ve idarece somut veri sunulup sunulmadığı incelenmiştir. Bununla birlikte her karar, kendi tarafları ve olguları bakımından değerlendirilmelidir; bu davanın hükmü başka kişiler için doğrudan sonuç doğurmaz.

Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararlarıyla Birlikte Nasıl Değerlendirilebilir?

G-87 konulu yargı kararları birbirinin aynısı değildir. Bir uyuşmazlıkta somut güvenlik değerlendirmesi bulunurken başka bir uyuşmazlıkta idari işlem gerekçesinin mahkemeye sunulmamış olması mümkündür. Bu nedenle örnek kararların ortak noktaları kadar farklı sonuçlara neden olan maddi olayların da incelenmesi gerekir.

Danıştay 10. Dairesinin 2024 Tarihli G-87 Kararı

Danıştay 10. Dairesinin E.2020/4631, K.2024/5214 sayılı ve 21.11.2024 tarihli kararında, uyuşmazlığa konu G-87 kayıtlarının dayanağı bilgi ve belgeler araştırılmış; ayrıca kayıtların idarece kaldırılmış olması da değerlendirilmiştir. Danıştay, tahdit kayıtlarının kaldırılma sebeplerinin araştırılarak yeniden karar verilmesi gerektiğine işaret etmiş ve önceki ret hükmünü bozmuştur. Bu karar, Ankara 26. İdare Mahkemesinin 2026 tarihli kararıyla aynı somut olaya ilişkin değildir; ancak tahdit işleminin dayanağının araştırılması gerekliliği bakımından karşılaştırmaya elverişlidir.

Anayasa Mahkemesinin N.O. Başvurusu

Anayasa Mahkemesinin N.O. başvurusuna ilişkin B. No: 2018/36798, 17.11.2021 tarihli kararında ise G-87 bağlantılı giriş yasağının kişinin aile hayatına etkisi değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, idarenin güvenlik savunmasının somutlaştırılmaması ve derece mahkemesince yalnızca şeklî denetimle yetinilmesi üzerinde durmuştur. Bu kararın hukuki inceleme kapsamı, aile hayatına saygı hakkı iddiasıyla sınırlıdır; dolayısıyla eldeki dosyayla birebir aynı hüküm olarak sunulamaz.

Her Güvenlik Kaydında Sonuç Aynı Olmaz

Yargısal değerlendirmede idarenin elinde somut, ilgili ve hukuken denetlenebilir bilgi bulunması başka sonuçlara yol açabilir. Anayasa Mahkemesi karar arşivindeki başka G-87 uyuşmazlıkları da somut olayın, istihbaratın içeriğinin, aile hayatı bağlarının ve denetim gerekçesinin önemini göstermektedir. Bu nedenle Ankara 26. İdare Mahkemesi kararı, bütün G-87 kayıtlarının iptal edilmesi gerektiği yönünde genel bir kural hâline getirilmemelidir.

G-87 Tahdit Kodunun İptali Ne Sonuç Doğurur?

Mahkeme kararıyla dava konusu işlemin iptal edilmesi, yargısal denetimde söz konusu idari işlemin hukuka aykırı bulunduğunu ifade eder. İptal kararının idari kayıt ve sınır uygulamalarına yansıtılması ise kararın ilgili makamlara ulaşmasını ve gereğinin yerine getirilmesini gerektiren ayrı bir uygulama aşamasıdır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca idareler, mahkeme kararlarının gereğini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. Bu süre, kural olarak kararın idareye tebliğinden başlayarak 30 günü geçemez.

Ancak somut dosyada giriş yasağı kaydının ilgili sistemlerden hangi tarihte çıkarıldığına veya kişinin sınır kapısından fiilen giriş yaptığına ilişkin ayrıca doğrulanmış bir bilgi bulunmadığından, “tahdit sistemden tamamen silindi” ya da “Türkiye’ye giriş kesin olarak sağlandı” şeklinde bir sonuç çıkarılmamalıdır.

Bu Karar Yabancının Türkiye’ye Girişini Otomatik Olarak Sağlar mı?

İptal hükmü, davaya konu giriş yasağının hukuki dayanağını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bununla birlikte vize ve pasaport şartları, kişiye ilişkin başka bir giriş yasağı veya farklı bir idari kayıt bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir. Yeni veya bağımsız bir hukuki engel varsa bu karar onun hakkında kendiliğinden hüküm doğurmaz.

Mahkeme Kararı Sonrasında İdari Kayıtların Güncellenmesi Neden Ayrı Bir Konudur?

G-87 tahdit kodu ve giriş yasağına ilişkin iptal hükmü verildiğinde, hukukî kararın ilgili idarelerin işlem ve bilgi sistemlerine yansıtılması bakımından ayrıca uygulama süreci gündeme gelir. Mahkemece iptal edilen işlemin hangi tarih ve sayı ile kayıtlı olduğu, varsa aynı kişiye ait başka tahdit kaydının bulunup bulunmadığı ve sınır kapılarındaki verilerin güncel durumu bu aşamada önem taşır.

2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi, idarenin mahkeme kararının gereğini yerine getirme yükümlülüğünü düzenler. Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta kaydın hangi tarihte fiilen terkin edildiğine dair ayrıca doğrulanmış bilgi bulunmadığı için bu makalede gerçekleşmiş bir teknik silme tarihi belirtilmemektedir. İptal kararı ile pasaport kontrolünde bütün koşulların yerine getirilmiş olması aynı vakıa değildir.

Bu ayrım özellikle uzun yıllar boyunca giriş yasağıyla karşılaşmış kişiler açısından önemlidir. Kişinin pasaportunun geçerli olması, vize muafiyetinden yararlanıp yararlanmadığı, başka bir idari engel bulunup bulunmadığı ve idari kayıtların güncellenmesi ayrı sorulardır. Somut mahkeme kararı davaya konu işlemi hedef alır; başka bir idari tasarrufa otomatik olarak hüküm kurmaz.

Giriş Yasağı ile Sınır Dışı Etme Kararı Aynı Şey Değildir

Yabancının ülkeye girişinin engellenmesi ile Türkiye’de bulunduğu sırada sınır dışı edilmesine karar verilmesi hukuken farklı işlemlerdir. İkisi aynı kişi hakkında birlikte bulunabileceği gibi farklı zamanlarda da ortaya çıkabilir. Sınır dışı kararının iptali rehberimiz, sınır dışı işleminin ayrı dava sürelerini ve hukuki niteliğini inceler. Bu yazının konusu ise dava dosyasındaki G-87 tahdit kaydı ve giriş yasağıdır.

Kararın Diğer Tahdit Kodu Davaları Açısından Önemi

Bu dosya, uzun süre devam eden bir giriş yasağına karşı açılan iptal davasında idari işlemin dayanağının araştırılmasının ne kadar belirleyici olabileceğini gösteriyor. G-87 kaydının varlığına ilişkin bir ekran görüntüsü veya kurum yazısı, tek başına işlemin hangi maddi sebebe dayandığını açıklamaya yetmeyebilir.

İdari yargıda, dava konusu işlemin dayandığı olgular ve bu olguların hukuki yeterliliği araştırılabilir. Özellikle ilk kaydın çok eski tarihli olduğu, sonraki dönemlerde uzatma veya güncelleme işlemleri yapıldığı uyuşmazlıklarda farklı işlemlerin tarih ve dayanaklarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.

Ofisimizce takip edilen bir diğer dosyada Ankara 26. İdare Mahkemesinin Ç-149 tahdit koduna ilişkin iptal kararı da somut gerekçenin yargısal denetimdeki rolünü ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Ç-149 ve G-87 kayıtları aynı idari işlem değildir; her bir tahdit kodunun hukuki sebebi, işlem tarihi, kapsamı ve dayanak belgeleri ayrı ayrı incelenmelidir.

Ç-149 ve V-69 Kararlarından Farkı: Aynı Delil Sorunu, Farklı İşlemler

İdari işlemin somut sebebinin ortaya konulması meselesi, yalnızca G-87 kodunda değil başka yabancılar hukuku dosyalarında da ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte karar incelemelerinde farklı tahdit kodlarının tek bir hukuki işlem gibi değerlendirilmemesi gerekir. Ofisimiz tarafından takip edilen örneklerde uyuşmazlığın dayandığı işlem ve ileri sürülen olgular farklıdır.

Karar İdarenin ileri sürdüğü sebep Mahkemenin belirleyici değerlendirmesi
G-87, Ankara 26. İdare Mahkemesi, E.2025/3244 Genel güvenlik / kamu düzeni gerekçeli giriş yasağı ve uzatma Somut belge ve istihbari bilgi ortaya konulamadı.
Ç-149, Ankara 26. İdare Mahkemesi, E.2023/2678 Kamu düzeni ve güvenliği bakımından olumsuz değerlendirme Olumsuz değerlendirmenin somut dayanağı sunulmadı.
V-69, İstanbul 15. İdare Mahkemesi, E.2022/1053 Taşınmazın üçüncü kişiye kiraya verildiği iddiası ve bağlantılı giriş yasağı Kira ilişkisini doğrulayan deliller bulunmadı.

Bu tablo kararların bağlamını göstermeyi amaçlar; bir kararın öbürü hakkında hüküm doğurması söz konusu değildir. Kamu düzeni gerekçeli sınır dışı işlemlerindeki delil denetimini ayrıca kamu düzeni gerekçeli sınır dışı kararının iptali incelememizde, geri gönderilecek üçüncü ülkenin açıkça gösterilmesinin gerekliliğini ise güvenli üçüncü ülke kararında ele aldık.

Benzer Bir Giriş Yasağı Dosyasında Hangi Hususlar İncelenmelidir?

Bu karardan hareketle bütün G-87 kayıtlarının hukuka aykırı olduğunu söylemek mümkün değildir. Bir dosyada izlenecek hukuki yolun sağlıklı şekilde belirlenebilmesi için özellikle şu konuların araştırılması gerekir:

  • Giriş yasağının ve tahdit kaydının ilk tesis tarihi ile işlemi yapan makam,
  • İlk kararın süresi ve varsa uzatma ya da yenileme işlemleri,
  • İdarece belirtilen kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçesinin dayanakları,
  • İlgili kişi hakkında mevcut adli, idari veya istihbari nitelikteki kayıtların kapsamı,
  • İşlemin tebliğ veya öğrenilme tarihi ve uygulanabilecek dava süresi,
  • Giriş yasağından ayrı bir sınır dışı kararı, vize engeli veya başka tahdit kaydı bulunup bulunmadığı,
  • İptal hükmü verilmişse kararın idarece uygulanma durumu ve güncel tahdit kayıtları.

Genel değerlendirme için yabancılar hukuku sayfamızda yer alan ilgili hukuki açıklamalardan da yararlanılabilir.

Davacı Vekilinin Hukuki Değerlendirmesi: Dosyayı Önemli Kılan Nedir?

Av. Batın Yılmaz tarafından davacı vekili sıfatıyla açılan ve takip edilen bu uyuşmazlıkta esas mesele, 2012 yılında oluşturulan G-87 tahdit kaydının yıllar sonra da sürdürülmesini haklı gösterecek kişiye özgü maddi sebebin ortaya konulup konulamadığıdır. Giriş yasağının 15 yıl daha uzatıldığının belirtilmesi işlemin sonuçlarını ağırlaştırmaktadır; ancak kararın ana dayanağı sadece sürenin uzunluğu değildir.

Mahkemenin davalı idareden, Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığından ve emniyet birimlerinden kayıt istemesi, dosyadaki iddianın somutlaştırılmasını hedeflemiştir. İlgili kurumlardan dayanak somut belge sunulmadığı ve istihbari nitelikte bilgi bulunmadığı tespitinin ardından iptal hükmü kurulmuştur. Kararın uygulamaya ilişkin katkısı, idari işlemin taşıdığı kod ve kategorinin ötesinde, her bir kişi için hangi olgulara dayandığının araştırılması gerektiğine işaret etmesidir.

Başka bir dosyada kaydın tesis edildiği tarih, ilgili makam, idari gerekçe, yabancının fiilî durumu, mevcut raporlar ve işleme karşı başvuru süresi farklı olabilir. Bu sebeple bu karar, hukuki analiz bakımından yararlı bir örnek olmakla birlikte başka kişilere doğrudan sonuç vaat etmez. Ofisimizin anonimleştirilmiş karar incelemeleri bölümünde farklı idari uyuşmazlıkların maddi ve hukuki ayrımları da yer almaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Ankara 26. İdare Mahkemesinin G-87 Dosyasında Hangi İşlem İptal Edildi?

Mahkeme, 29.11.2012 tarihli ve 217335 sayılı G-87 tahdit koduyla bağlantılı işlem ile bu yasağın 15 yıl uzatılması bağlamındaki dava konusu işlemin iptaline karar verdi. Karar E.2025/3244, K.2026/2355 sayılıdır.

Bu Dosyada 15 Yıllık Yasağın Kaldırılmasının Hukuki Dayanağı Neydi?

Mahkeme, davacı hakkında G-87 kaydını destekleyen somut belge veya istihbari bilgi ortaya konulamamasını, ayrıca davacı hakkında adli veya idari işlem bulunmadığını birlikte değerlendirerek dava konusu işlemde hukuka uygunluk görmedi.

İlk G-87 Giriş Yasağı 2012 Yılında mı Konulmuştu?

Evet. Karara göre ilk işlem 29.11.2012 tarih ve 217335 sayılıdır. Davada bu ilk işlem ve daha sonraki 15 yıllık uzatma birlikte tartışılmıştır.

Mahkeme Hangi Kurumlardan Bilgi ve Belge İstedi?

02.04.2026 tarihli ara kararla davalı idareden, Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığından, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığından ve Emniyet Genel Müdürlüğünden tahdit kodunun dayanağına ilişkin somut tespitler istendi.

Bu Kararda G-87 İçin Mutlaka Ceza Mahkûmiyeti Gerektiği mi Söylendi?

Hayır. Mahkeme somut davacının hakkında adli veya idari işlem bulunmamasını, somut belge ve istihbari bilgi yokluğuyla birlikte değerlendirdi. Her G-87 işleminin mutlaka ceza mahkûmiyetine dayanması gerektiği yönünde genel bir kural kurmadı.

Beş Yıllık Giriş Yasağının 15 Yıl Uzatılması ile Kanundaki On Yıllık Ek Süre Aynı Şey midir?

Hayır. Karar metni 2012 tarihli beş yıllık ilk yasağın 15 yıl daha uzatıldığını belirtmektedir. 6458 sayılı Kanun’un 9/3. maddesinde ise beş yıllık genel süreye, ciddi tehdit hâlinde en fazla on yıl eklenmesi düzenlenmiştir. Mahkeme iptal hükmünü yalnızca süre sınırına değil, somut dayanak bulunmamasına dayandırmıştır.

Bu Kararın Verilmesi Giriş Yasağı Kaydının Sistemden Silindiğini Kanıtlar mı?

Kararın hüküm bölümünde dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Ancak kaydın idari sistemlerde hangi tarihte güncellendiği veya kişinin sınır kapısından fiilen geçtiği karar metninden anlaşılamaz; bunlar ayrı doğrulama gerektiren konulardır.

Bu Karar Diğer G-87 Giriş Yasağı Davalarında Kullanılabilir mi?

Gerekçesi bakımından karşılaştırmalı hukuki değerlendirmede kullanılabilir. Ancak başka yabancılar hakkında otomatik sonuç doğurmaz; her işlem kendi tesis tarihi, dayanak kayıtları, tebligat ve başvuru şartlarıyla birlikte incelenmelidir.

Sonuç: Uzun Süren Giriş Yasağının Dayanağı Yargısal Denetimde Ortaya Konulamadı

Ankara 26. İdare Mahkemesinin 29 Eylül 2026 tarihli kararı, 2012 yılında başlayan ve daha sonra 15 yıl uzatılan G-87 tahdit kodlu giriş yasağına ilişkin önemli bir yargısal incelemedir. Davacı vekili Av. Batın Yılmaz tarafından takip edilen davada mahkeme, 2 Nisan 2026 tarihli ara kararla ilgili idare ve güvenlik birimlerinden kayıtların dayanaklarını araştırmış; buna karşın somut veya istihbari nitelikte destekleyici bilgiye ulaşılamadığını tespit ederek dava konusu işlemi iptal etmiştir.

Kararın temel hukuki mesajı, idarenin kamu düzenini ve kamu güvenliğini koruma yetkisini ortadan kaldırmak değildir. Bu yetkinin kişiye özgü, yargısal denetime elverişli maddi sebepten bağımsız şekilde kullanılamayacağını göstermesidir. Dosyada iptal hükmü verilmiş olması, başka bir göç hukuku işleminin varlığını veya pasaport ve vize koşullarını kendiliğinden ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

Hukuki Kaynaklar ve İlgili İncelemeler

Yazar ve Hukuki Bilgilendirme

Av. Batın YILMAZ
İstanbul Barosu – Sicil No: 77008

Bu metin, Ankara 26. İdare Mahkemesinin 29.09.2026 tarihli, E.2025/3244, K.2026/2355 sayılı kararına dayalı hukuki karar incelemesidir. Tarafların kişisel bilgileri yayımlanmamıştır. İnceleme, dosyada saptanan olgular ve kararın gerekçesiyle sınırlıdır; başka dosyalarda aynı sonucun elde edileceği anlamına gelmez.

Bu sayfadaki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır ve bütün meslektaşlarımızın kullanımına açıktır. Ancak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca, yazının tamamının veya bir bölümünün kullanılması hâlinde “Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi – batinyilmaz.av.tr” şeklinde kaynak gösterilmesi ve ilgili yazıya bağlantı verilmesi konusunda hassasiyet rica etmekteyiz.

Av. Batın Yılmaz

Yazar

Av. Batın Yılmaz

Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi'nin kurucu avukatı. Ceza, şirketler, idare, gayrimenkul, icra ve tazminat hukukunun yanı sıra yabancılar ve vatandaşlık hukukunda dava ve danışmanlık yürütüyor.

Ofisimiz hakkında