Başlıklar

Yabancı Ebeveynin Çocuğu Türkiye’den İzinsiz Götürmesi: Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası

Müşterek çocuğun, diğer ebeveynin velayet hakkı ihlal edilerek Türkiye’den başka bir ülkeye götürülmesi veya tatil, ziyaret ya da benzeri geçici bir izinle yurt dışına çıkarıldıktan sonra kararlaştırılan zamanda Türkiye’ye geri getirilmemesi, şartları mevcutsa 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi kapsamında haksız götürme veya haksız alıkoyma oluşturabilir.

Çocuğun haksız götürme veya alıkoymadan hemen önceki mutat meskeni Türkiye ise ve Sözleşme ilgili iki devlet arasındaki ilişkide uygulanıyorsa, velayetin esası hakkında karar verilmeden çocuğun mutat mesken ülkesine iadesi istenebilir. Uluslararası çocuk iadesi mekanizmasının amacı, kaçırma veya alıkoyma yoluyla velayet bakımından fiilî bir üstünlük yaratılmasını önlemek ve velayete ilişkin esas uyuşmazlığın kural olarak çocuğun mutat meskeniyle bağlantılı yetkili makamlar önünde çözülmesini sağlamaktır.

Türkiye bakımından süreç, 1980 Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi ile Sözleşmenin Türkiye’de uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun çerçevesinde değerlendirilir.

Türkiye, Sözleşmeyi 21 Ocak 1998 tarihinde imzalamış, 31 Mayıs 2000 tarihinde onaylamış ve Sözleşme Türkiye bakımından 1 Ağustos 2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Güncel taraf devlet ve yürürlük ilişkisi, başvuru öncesinde HCCH taraf devlet tablosundan ayrıca kontrol edilmelidir.

Yabancı eş veya yabancı unsurlu aile ilişkileri bakımından genel hukuki çerçeve için yabancı ülke vatandaşlarının Türkiye’de boşanması, boşanma sürecindeki velayet ve geçici tedbirler bakımından ise boşanma süreci hakkındaki açıklamalar da incelenebilir.

Uluslararası Çocuk Kaçırma Nedir?

Uluslararası çocuk kaçırma kavramı yalnızca çocuğun bir yabancı veya üçüncü kişi tarafından zorla kaçırılmasını ifade etmez. Çocuğun annesi veya babası tarafından, diğer kişinin ya da kurumun velayet hakkı ihlal edilerek başka bir devlete götürülmesi veya orada geri verilmeyerek tutulması da Sözleşme kapsamına girebilir.

Haksız Götürme ve Haksız Alıkoyma Arasındaki Fark

Haksız götürme, çocuğun mevcut velayet hakkı ihlal edilerek mutat mesken ülkesinden başka bir ülkeye çıkarılmasıdır.

Haksız alıkoyma ise başlangıçta hukuka uygun olan bir yurt dışı seyahatinin sonradan hukuka aykırı hâle gelmesidir. Örneğin çocuk, diğer ebeveynin onayıyla iki haftalık tatil için başka bir ülkeye götürülmüş ancak kararlaştırılan dönüş tarihinde geri getirilmemiş olabilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca ergin olmayan çocuk kural olarak ana ve babasının velayeti altındadır. Evlilik devam ederken ana ve baba velayeti birlikte kullanır. Somut olayda velayet hakkının kapsamı ve çocuğun meskenini belirleme yetkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Lahey Sözleşmesi Bir Velayet Davası mıdır?

Hayır. Lahey Sözleşmesi kapsamında yürütülen iade süreci ile klasik velayet davası aynı hukuki uyuşmazlık değildir.

İade sürecinde esas olarak çocuğun mutat meskeni, götürme veya alıkoymanın haksız olup olmadığı, başvuru sahibinin velayet hakkı ve Sözleşmedeki iadeden kaçınma sebeplerinin bulunup bulunmadığı incelenir. Mahkemenin görevi hangi ebeveynin “daha iyi” olduğuna karar vermek değildir.

Türkiye’deki klasik velayet ve boşanma uyuşmazlıklarının genel çerçevesi için boşanma ve aile hukuku sayfasına bakılabilir.

5717 Sayılı Kanun Kimler Hakkında Uygulanır?

5717 sayılı Kanun m.3 uyarınca “çocuk”, 16 yaşını tamamlamamış kişi olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle Lahey iade mekanizması bakımından 16 yaş sınırı önem taşır.

5717 sayılı Kanun ayrıca velayet hakkını; çocuğun bakım, gözetim ve korunması ile meskenini tayin etme hakkı olarak tanımlamaktadır.

Çocuğun Türkiye’ye İadesi İçin Aranan Temel Şartlar

1. Çocuğun Mutat Meskeninin Türkiye Olması

Türkiye’den başka bir ülkeye götürülen çocuğun Türkiye’ye iadesinin istenebilmesi bakımından temel bağlantı noktası vatandaşlık değil, mutat meskendir.

Mutat mesken kavramı yalnızca nüfus kaydı veya pasaporttaki vatandaşlık bilgisiyle belirlenmez. Çocuğun günlük hayatının fiilen nerede sürdüğü; okul veya kreş hayatı, aile ve sosyal çevresi, yaşadığı sürenin niteliği ve somut olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilir.

Örnek: Türk vatandaşı anne ile yabancı vatandaşı baba İstanbul’da birlikte yaşamakta ve müşterek çocuk İstanbul’da okula gitmektedir. Çocuğun günlük ve sosyal hayatının merkezi Türkiye’deyken babanın diğer ebeveynin velayet hakkını ihlal ederek çocuğu başka bir ülkeye götürmesi hâlinde, diğer şartların da bulunması şartıyla Lahey Sözleşmesi kapsamında haksız götürme gündeme gelebilir.

2. Velayet Hakkının İhlal Edilmiş Olması

Sözleşme bakımından çocuğun götürülmesi veya alıkonulmasının, haksız eylemden hemen önce mevcut olan velayet hakkını ihlal etmesi gerekir.

Evlilik devam ederken Türk Medeni Kanunu m.336 uyarınca ana ve baba velayeti birlikte kullanır. Boşanma sonrasında ise velayet hakkının kapsamı, verilen mahkeme kararına ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Yabancı bir mahkemenin velayete ilişkin kararının Türkiye’deki etkisi ayrıca milletlerarası özel hukuk kurallarını gündeme getirebilir. Bu konuda yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi hakkındaki yazı incelenebilir.

3. Velayet Hakkının Fiilen Kullanılması

Başvuru sahibinin haksız götürme veya alıkoymadan önce velayet hakkını fiilen kullanıyor olması veya haksız eylem meydana gelmeseydi kullanacak olması gerekir.

Bu değerlendirme yalnızca velayet kararının varlığıyla sınırlı değildir. Çocuğun bakımı, gözetimi ve yaşamına ilişkin fiilî durum da önem taşıyabilir.

4. Lahey Sözleşmesinin İlgili Devletler Arasında Uygulanabilir Olması

Çocuğun götürüldüğü devletin Sözleşmeye taraf olup olmadığı ve özellikle sonradan katılan devletlerde Türkiye ile o devlet arasında Sözleşme ilişkisinin yürürlüğe girip girmediği ayrıca kontrol edilmelidir.

Bu nedenle yalnızca “ülke Sözleşmeye taraf” bilgisiyle hareket edilmemeli; güncel durum Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı’nın güncel statü tablosundan kontrol edilmelidir.

Sözleşmenin uygulanmadığı bir ülke söz konusuysa uluslararası iade talebi; ilgili ülkenin iç hukuku, uygulanabilir ikili veya çok taraflı anlaşmalar, tanıma-tenfiz kuralları ve diplomatik/adli iş birliği mekanizmaları çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Uluslararası Çocuk Kaçırmada Bir Yıllık Süre Nedir?

Lahey Sözleşmesi m.12’deki bir yıllık süre bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre değildir.

Haksız götürme veya alıkoymadan itibaren bir yıldan daha kısa süre içinde yetkili adli veya idari makam önünde süreç başlatılmışsa Sözleşme, şartların bulunması hâlinde çocuğun derhal iadesini öngörür.

Bir yıldan sonra başvuru yapılması ise iade hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak bu durumda çocuğun yeni çevresine yerleşmiş olduğunun kanıtlanması, Sözleşme m.12 çerçevesinde ayrıca değerlendirme konusu olabilir.

Bu nedenle uluslararası çocuk kaçırma vakalarında gecikmeksizin harekete geçilmesi uygulama bakımından önem taşır.

Altı Haftalık Hızlandırma Kuralı

Lahey Sözleşmesi m.11, çocuğun iadesiyle ilgili makamların süratle hareket etmesini öngörür. İlgili adli veya idari makam, sürecin başlamasından itibaren altı hafta içinde karara ulaşmamışsa başvuru sahibi veya ilgili Merkezi Makam gecikmenin nedenlerine ilişkin açıklama talep edebilir.

Bu altı haftalık süre kesin bir dava sonuçlandırma veya hak düşürücü süre değildir; Sözleşmenin süratli yargılama amacını destekleyen özel bir mekanizmadır.

5717 sayılı Kanun m.9 uyarınca Türkiye’de Kanundan doğan işler basit yargılama usulüne göre öncelikle ve acele görülür. Aynı Kanunun m.16 hükmüne göre bu dava ve işler adli tatilde de görülür.

Türkiye’den Kaçırılan Çocuk İçin Başvuru Nasıl Yapılır?

Türkiye Merkezi Makamı Üzerinden Başvuru

5717 sayılı Kanun bakımından Merkezi Makam Adalet Bakanlığıdır. Sözleşmeye ilişkin merkezi makam görevleri uygulamada Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Adalet Bakanlığının uluslararası çocuk kaçırma ve velayet işlemleri sayfasında da, Merkezi Makam görevinin mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yerine getirildiği açıklanmaktadır.

5717 sayılı Kanun m.7 uyarınca başvuru sahibi; çocuğun mutat meskeninin bulunduğu merkezi makama, Türkiye Merkezi Makamına veya Sözleşmeye taraf başka bir devletin merkezi makamına başvurabilir.

Başvuruda Kullanılabilecek Belgeler

  • Çocuğun kimlik, doğum ve pasaport bilgileri,
  • Çocuğun yakın tarihli fotoğrafları,
  • Çocuğun Türkiye’deki mutat meskenini gösteren okul, sağlık, ikamet veya benzeri kayıtlar,
  • Velayet hakkının kaynağını gösteren nüfus ve mahkeme belgeleri,
  • Varsa boşanma, velayet veya kişisel ilişki kararları,
  • Çocuğun yurt dışına çıkışı ve seyahatiyle ilgili mevcut bilgiler,
  • Kaçıran veya alıkoyan ebeveynin bilinen adres ve iletişim bilgileri,
  • Geçici seyahate ilişkin muvafakat varsa bunun kapsamını ve süresini gösteren belgeler,
  • Geri dönüşün kararlaştırıldığını veya götürmeye rıza gösterilmediğini ortaya koyabilecek yazışma ve belgeler.

Her dosyada gerekli belge listesi aynı değildir. Başvurunun yapılacağı ülke, tercüme ihtiyacı ve Merkezi Makamın istediği formlar ayrıca kontrol edilmelidir.

Çocuğun Bulunduğu Ülkede Doğrudan Başvuru

Lahey Sözleşmesi m.29, Sözleşmedeki merkezi makam mekanizmasının kişilerin doğrudan yetkili adli veya idari makamlara başvurma hakkını ortadan kaldırmadığını düzenler.

Bu nedenle çocuğun bulunduğu devlet hukukunun izin verdiği ölçüde, o ülkedeki yetkili makam önünde doğrudan iade süreci yürütülmesi de mümkün olabilir. Görevli mahkeme, temsil zorunluluğu, adli yardım ve geçici koruma tedbirleri çocuğun bulunduğu ülkenin hukukuna göre ayrıca belirlenir.

Çocuk Yabancı Bir Ülkeden Türkiye’ye Getirilmişse

Çocuğun yabancı bir devletten Türkiye’ye haksız olarak götürülmesi veya Türkiye’de alıkonulması durumunda 5717 sayılı Kanun m.6 uyarınca görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetki, başvuru sırasında çocuğun halen oturduğu veya Kanunun 10. maddesi kapsamında koruma altına alındığı yere göre belirlenir.

5717 sayılı Kanun m.7/2 uyarınca çocuğun iadesine ilişkin dava, Merkezi Makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığı tarafından açılır.

Çocuğun İadesinin Reddedilebileceği Haller

Lahey Sözleşmesinde hızlı iade temel mekanizma olmakla birlikte, iade mutlak ve istisnasız değildir. Sözleşmenin özellikle 12, 13 ve 20. maddelerinde belirli koşullarda iadenin reddedilmesine imkân veren hükümler bulunmaktadır.

Ciddi Fiziksel veya Psikolojik Risk – Sözleşme m.13/1-b

İadeye karşı çıkan kişi, geri dönüşün çocuğu fiziksel veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı veya başka şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceği konusunda ciddi bir risk bulunduğunu ortaya koyarsa bu istisna değerlendirilebilir.

Ancak bu düzenleme, velayet yargılamasının iade davası içinde yeniden yapılması anlamına gelmez. Somut riskin niteliği, mevcut koruyucu tedbirler ve çocuğun koşulları birlikte incelenir.

Çocuğun İadeye İtiraz Etmesi

Sözleşme, çocuğun iadeye karşı çıktığı ve görüşünün dikkate alınmasını uygun kılacak yaş ve olgunluk derecesine ulaştığı durumlarda mahkemeye iadeyi reddetme imkânı tanır.

Kanunda bunun için belirlenmiş sabit bir “10 yaş”, “12 yaş” veya benzeri yaş sınırı bulunmamaktadır. Çocuğun yaşı ve olgunluğu somut olayda değerlendirilir.

Velayet Hakkının Kullanılmaması veya Rıza

İadeye karşı çıkan taraf; başvuru sahibinin götürme veya alıkoyma sırasında velayet hakkını fiilen kullanmadığını, götürmeye önceden rıza gösterdiğini veya sonradan kabul ettiğini ispatlarsa Sözleşme m.13/1-a kapsamında iadeden kaçınma gündeme gelebilir.

Rızanın kapsamı özellikle geçici tatillerde önemlidir. Çocuğun belirli bir tarihe kadar başka ülkede bulunmasına izin verilmesi, her durumda çocuğun süresiz olarak o ülkede kalmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez.

Lahey İade Davası ile Klasik Velayet Davası Arasındaki Farklar

Hukuki Unsur Lahey Sözleşmesi Kapsamındaki İade Süreci Klasik Velayet Davası
Temel amaç Haksız götürme veya alıkoyma nedeniyle bozulan durumun giderilmesi ve şartları varsa çocuğun mutat mesken ülkesine dönüşünün sağlanması Velayetin çocuğun üstün yararı doğrultusunda hangi ebeveyn tarafından kullanılacağının belirlenmesi
Temel inceleme Mutat mesken, velayet hakkının ihlali ve iade istisnaları Çocuğun üstün yararı ve ebeveynlerin somut koşulları
Türkiye’de görev 5717 sayılı Kanun kapsamındaki işlerde Aile Mahkemesi Aile Mahkemesi
Usul Öncelikle ve acele, basit yargılama usulü Uyuşmazlığın niteliğine göre genel aile hukuku yargılaması
Yaş bakımından kapsam 16 yaşını tamamlamamış çocuk Velayet kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar devam eder
Merkezi Makam Uluslararası iş birliği mekanizması bulunur Klasik velayet davasında aynı nitelikte bir Lahey Merkezi Makam mekanizması bulunmaz

Yargıtay Kararlarında Uluslararası Çocuk İadesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1655, K. 2024/4965, 27.06.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27 Haziran 2024 tarihli, E.2024/1655 ve K.2024/4965 sayılı kararı, velayet hakkının ihlali suretiyle Türkiye’de haksız alıkoyma iddiasına ilişkin bir uyuşmazlığa ilişkindir.

Karar, özellikle çocuğun geçici olarak başka bir ülkeye götürülmesine verilen iznin kapsamı ile çocuğun geri gönderilmemesi hâlinde ortaya çıkabilecek haksız alıkoyma olgusunun birbirinden ayrılması bakımından önem taşımaktadır.

Karar künyesi doğrulanmıştır: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/1655, K.2024/4965, T.27.06.2024.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/255, K. 2024/245, 15.05.2024

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15 Mayıs 2024 tarihli, E.2024/255 ve K.2024/245 sayılı kararında uyuşmazlık, mutat meskene iade talebiyle ilgilidir.

Kararda dosyanın usulî geçmişi değerlendirilmiş; İlk Derece Mahkemesinin bozma sonrasında yeni deliller toplaması ve yeni gerekçe oluşturması nedeniyle verilen kararın gerçek anlamda bir direnme kararı olmadığı sonucuna varılmış ve temyiz incelemesi için dosyanın Yargıtay 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bu nedenle söz konusu Hukuk Genel Kurulu kararını, doğrudan “HGK çocuğun Almanya’ya iadesine hükmetti” biçiminde aktarmak isabetli değildir. Karar esasen direnme/yeni hüküm ayrımı ve temyiz incelemesini yapacak daire bakımından usulî niteliktedir. Bununla birlikte karar metninde önceki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi değerlendirmelerine ve Lahey Sözleşmesinin iade ilkelerine ilişkin açıklamalara yer verilmektedir.

Çocuk Türkiye’den Çıkarılmadan Önce Hangi Tedbirler Alınabilir?

Somut ve yakın bir kaçırma tehlikesi bulunuyorsa devam eden boşanma veya velayet uyuşmazlığında çocuğun korunmasına yönelik geçici hukuki tedbirlerin değerlendirilmesi mümkündür.

Türk Medeni Kanunu m.169, m.346 ve şartları bulunduğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamındaki geçici hukuki koruma hükümleri somut uyuşmazlığa göre gündeme gelebilir.

Çocuğun yurt dışına çıkışının sınırlandırılmasına ilişkin tedbirin gerekliliği ve ölçülülüğü mahkeme tarafından somut olay özelinde değerlendirilmelidir. Böyle bir tedbirin her aile uyuşmazlığında otomatik olarak uygulanacağı söylenemez.

Boşanma davasındaki geçici tedbirler ve velayet konuları hakkında boşanma sürecine ilişkin rehber ile anlaşmalı boşanmada velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri hakkındaki içerikler de incelenebilir.

TCK m.234 Uluslararası Çocuk Kaçırmada Her Zaman Uygulanır mı?

Hayır. Uluslararası çocuk iadesi ile Türk Ceza Kanunu kapsamında ceza sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Türk Ceza Kanunu m.234/1; velayet yetkisi elinden alınmış ana veya babanın ya da üçüncü derece dâhil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kişinin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoymasını cezalandırmaktadır.

Bu nedenle evlilik sürerken velayeti birlikte kullanan ebeveynlerden birinin diğerinin izni olmadan çocukla yurt dışına çıkması, tek başına ve otomatik olarak TCK m.234/1 kapsamındaki suçun oluştuğu anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu failin hukuki sıfatı ve somut olayın koşulları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Çocuğun Nerede Olduğu Bilinmiyorsa INTERPOL Sarı Bülteni Kullanılabilir mi?

INTERPOL’ün Yellow Notice (Sarı Bülten) sistemi, kayıp kişilerin yerinin belirlenmesine yönelik uluslararası polis uyarısıdır ve ebeveyn tarafından kaçırılan çocuklara ilişkin vakalarda da kullanılabilir.

Ancak bireyler doğrudan INTERPOL’e Sarı Bülten çıkartamaz. Uygun görülen vakalarda talep, üye ülkenin yetkili kolluk makamları ve INTERPOL Ulusal Merkez Bürosu üzerinden yürütülür. Çocuğun yerinin bilinmediği vakalarda ilgili kolluk ve adli makamların gecikmeksizin bilgilendirilmesi bu nedenle önem taşır.

İade Kararı Nasıl Yerine Getirilir?

5717 sayılı Kanun m.18’in güncel hâline göre çocuğun iadesine veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlar, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun Dördüncü Kısım hükümleri uyarınca ve teslim emri tebliğ edilmeksizin yerine getirilir.

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesinde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri görev almaktadır. Adalet Bakanlığının Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri sayfasında bu sisteme ilişkin güncel bilgilere ulaşılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğum yabancı ülke vatandaşıysa Türkiye’ye iadesini isteyebilir miyim?

Evet, vatandaşlığın yabancı olması tek başına iade talebine engel değildir. Lahey Sözleşmesinde temel bağlantı noktası çocuğun vatandaşlığından ziyade haksız götürme veya alıkoymadan hemen önceki mutat meskenidir.

Yabancı unsurlu aile uyuşmazlıkları hakkında ayrıca yabancıların Türkiye’de boşanması başlıklı yazıya bakılabilir.

Yabancı ebeveyn kendi ülkesinde velayet kararı alırsa iade talebi sona erer mi?

Hayır. Lahey Sözleşmesi m.17 uyarınca talep edilen devlette verilmiş bir velayet kararının bulunması, tek başına iadenin reddi için yeterli değildir. Türkiye bakımından 5717 sayılı Kanun m.13 de, iade başvurusundan sonra verilen velayet kararının iade talebinin reddine gerekçe oluşturmayacağını düzenler.

İade kararı aynı zamanda velayeti de bana verir mi?

Hayır. İade süreci ile velayet davası birbirinden farklıdır. 5717 sayılı Kanun m.12 uyarınca iade kararı verildiğinde bu hüküm içinde ayrıca velayet kararı verilmez.

Bir yıllık süreyi kaçırdıysam artık başvuru yapamaz mıyım?

Hayır. Bir yıl hak düşürücü süre değildir. Bir yıldan sonra da iade talebi mümkündür. Ancak çocuğun yeni çevresine yerleşip yerleşmediği Sözleşme m.12 kapsamında ayrıca gündeme gelebilir.

Çocuğun iadeye karşı çıkması tek başına yeterli midir?

Her durumda değil. Mahkeme çocuğun iadeye karşı çıkıp çıkmadığını ve görüşünün dikkate alınmasını uygun kılacak yaş ve olgunluk seviyesine ulaşıp ulaşmadığını değerlendirir. Mevzuatta bunun için sabit bir yaş sınırı bulunmamaktadır.

Çocuğun hangi ülkede olduğunu bilmiyorsam ne yapabilirim?

Merkezi Makam süreci ile kolluk makamları eş zamanlı olarak önem taşıyabilir. INTERPOL Sarı Bülteni de şartları bulunuyorsa kayıp ve ebeveyn tarafından kaçırılan çocukların yerinin belirlenmesine yardımcı olan kolluk mekanizmalarından biridir.

Çocuk yabancı ülkeden Türkiye’ye kaçırılmışsa hangi mahkeme görevlidir?

5717 sayılı Kanun m.6 uyarınca görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme, başvuru sırasında çocuğun oturduğu veya Kanunun 10. maddesi uyarınca koruma altına alındığı yer dikkate alınarak belirlenir.

Sonuç

Uluslararası çocuk kaçırma uyuşmazlıklarında vatandaşlıktan ziyade mutat mesken, velayet hakkının kapsamı, hakkın fiilen kullanılması, götürme veya alıkoymanın tarihi ve ilgili devletler arasında Lahey Sözleşmesinin uygulanabilirliği belirleyicidir.

Bir yıllık sürenin hak düşürücü süre olmamasına rağmen, gecikme çocuğun yeni çevresine yerleşmesi iddiasının gündeme gelmesine ve delillerin toplanmasının güçleşmesine neden olabilir. Bu sebeple çocuğun başka bir ülkeye götürüldüğünün veya geri getirilmediğinin öğrenilmesinden sonra başvuru yollarının gecikmeden değerlendirilmesi önem taşır.

Yabancı unsurlu aile uyuşmazlıkları, velayet ve uluslararası özel hukuk konularının birlikte değerlendirilmesi gereken dosyalarda yabancılar hukuku, aile ve boşanma hukuku ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’deki etkisi aynı uyuşmazlık içinde gündeme gelebilir.


Yazar Bilgisi

Av. Batın Yılmaz
İstanbul Barosu Sicil No: 77008

Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi hakkında kurumsal bilgilere Hakkımızda sayfasından ulaşılabilir.

İletişim Bilgileri

Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi
Yakuplu Mahallesi, Hürriyet Bulvarı, Skyport Residence Kat:12 No:133, Beylikdüzü / İstanbul
Telefon: +90 532 669 34 90
E-posta: info@batinyilmaz.av.tr
İletişim ve ofis bilgileri

Yorum Yazın

Mail Bültenimize Abone Olun