Başlıklar

TÜRK VATANDAŞLIĞI BAŞVURUSU SIRASINDA 18 YAŞINA GİRMEK (2026 GÜNCEL HUKUKİ ANALİZ)

Kısa cevap: Türk vatandaşlığı başvurusu yapıldığı tarihte 18 yaşından küçük olan bir çocuğun, idari inceleme devam ederken 18 yaşını doldurması başvuruyu kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Bununla birlikte uygulamada idare, vatandaşlığın karar tarihinden itibaren hüküm doğurduğu kuralına dayanarak çocuğun dosyasını ebeveyn dosyasından ayırabilmekte veya çocuk hakkında olumlu karar vermeyebilmektedir. Bu işleme karşı ileri sürülebilecek temel hukuki tez ise çocuğun yaşının ve başvuru statüsünün, form dilekçenin idare kayıtlarına girdiği başvuru tarihi esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğidir.

Burada önemli bir ayrım vardır: Danıştayın konuya ilişkin bazı kararlarında dava devam ederken çocuğa başka bir hukuki bent üzerinden vatandaşlık verilmiş ve uyuşmazlık konusuz kaldığı için esasa ilişkin kesin bir hüküm kurulmamıştır. Buna karşılık bu dosyalardaki Danıştay savcısı görüşlerinde, ergin olmadan önce yapılan başvurunun esas alınması gerektiği ve yalnızca süreç içinde 18 yaşın doldurulması nedeniyle başvurunun sonuçlandırılmamasında hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla “Danıştay başvuru tarihini kesin olarak esas aldı” demek de “18 yaş dolunca hak mutlaka sona erer” demek de hukuken isabetli değildir.

Türk Vatandaşlığı Başvurusu Devam Ederken 18 Yaşına Girilirse Ne Olur?

Uyuşmazlık çoğunlukla şu sırayla ortaya çıkar:

  1. Ebeveyn; yatırım, Turkuaz Kart veya 5901 sayılı Kanun’un 12. maddesinde yer alan başka bir istisnai sebebe dayanarak Türk vatandaşlığına başvurur.
  2. Başvuru tarihinde 18 yaşını doldurmamış çocuk da aile dosyasına eklenir.
  3. Güvenlik ve arşiv araştırması ile idari değerlendirme devam ederken çocuk 18 yaşını doldurur.
  4. Ebeveynler hakkında olumlu karar verilir; ancak reşit olan çocuğun adı kararda yer almaz veya çocuğun dosyası ayrılır.
  5. Çocuğun bağımsız bir başvuru yapması istenir ya da mevcut dosyanın nasıl sonuçlandırıldığı açık biçimde bildirilmez.

Bu durum özellikle yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı dosyalarında görülse de her vatandaşlık türü aynı kurallara tabi değildir. Örneğin 5901 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre genel yolla başvuran kişinin zaten ergin ve ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Buradaki tartışma, bağımsız başvurucu olan yetişkinle değil, ebeveyn dosyasında ergin olmayan çocuk olarak işlem gören kişiyle ilgilidir.

Başvuru dosyasının hangi aşamada bulunduğu da önemlidir. İstisnai başvurunun sistem kaydı, arşiv araştırması, Bakanlık değerlendirmesi ve karar aşamaları birbirinden farklıdır. Sürecin genel işleyişi için istisnai vatandaşlık başvurusu sonrası hukuki süreç başlıklı yazımız ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün vatandaşlık açıklamaları incelenebilir.

Hukuki Dayanak: 5901 Sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği

Başvuru sırasında 18 yaşını doldurma uyuşmazlığında tek bir hükme bakmak yeterli değildir. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ve anayasal ilkeler birlikte değerlendirilmelidir.

5901 Sayılı Kanun’un 10. Maddesi: Şartları Taşımak Mutlak Hak Verir mi?

Kanun’un 10. maddesine göre vatandaşlık için aranan şartların taşınması, kişiye vatandaşlığa kabul konusunda mutlak bir hak sağlamaz. İdarenin değerlendirme ve takdir alanı vardır. Ancak takdir yetkisinin bulunması; idarenin kanuni dayanak olmaksızın farklı ölçütler oluşturabileceği, benzer dosyaları sebepsiz biçimde farklı sonuçlandırabileceği veya işlemini yargısal denetim dışında bırakabileceği anlamına gelmez.

Bu nedenle somut uyuşmazlıkta iki soru ayrı ayrı cevaplanmalıdır: Çocuk, ebeveyn dosyasına hangi hükme göre dâhil edilmiştir? İdarenin çocuğu dosyadan ayırma veya olumlu karar kapsamına almama işleminin somut ve açık hukuki sebebi nedir?

5901 Sayılı Kanun’un 12. Maddesi: Ergin Olmayan veya Bağımlı Çocuk

Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki belirli istisnai vatandaşlık başvurularında; başvurucunun yabancı eşi ile kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu da düzenlemenin kapsamına girebilir. Çocuğun başvuru tarihinde aile dosyasına usulüne uygun biçimde kaydedilmiş olması, yaş tartışmasının başlangıç noktasını oluşturur.

“Bağımlı çocuk” kavramı ile “ergin olmayan çocuk” kavramı aynı değildir. Kişi 18 yaşını doldurmuş olsa bile sağlık durumu veya sürekli bakım ihtiyacı gibi nedenlerle bağımlı çocuk statüsünde değerlendirilebileceğini ileri sürebilir. Ancak bu statü otomatik kabul edilmez; somut ve güncel belgelerle kanıtlanması gerekir.

5901 Sayılı Kanun’un 20. Maddesi: Karar Ne Zaman Hüküm Doğurur?

Kanun’un 20. maddesi, yetkili makam kararıyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kararların karar tarihinden itibaren hüküm ifade edeceğini belirtir. Aynı maddede, ana veya babanın velayeti kendisinde bulunan çocuklarının diğer eşin muvafakatiyle vatandaşlığı kazanması ve ana ile babanın birlikte vatandaşlık kazanması hâlinde çocukların durumu düzenlenir.

İdarenin uygulamadaki yaklaşımı, karar tarihinde ergin hâle gelen kişinin artık çocuk sıfatıyla ebeveyne bağlı olarak işlem göremeyeceği yönündedir. Buna karşı ileri sürülen görüş ise 20. maddedeki kuralın vatandaşlığın hangi tarihten itibaren hüküm doğuracağını belirlediği; başvuru şartlarının hangi tarihte sabitleneceği sorusunu tek başına çözmediği yönündedir.

Yönetmelik’in 64/6. Maddesi: Başvuru Tarihi Nasıl Belirlenir?

Uygulama Yönetmeliği’nin 64. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca vatandaşlık işlemlerinde başvuru tarihi, kişinin form dilekçesinin müracaat makamınca evrak kaydına alındığı tarihtir. Bu hüküm, başvurunun ne zaman yapıldığını belirleme konusunda açıktır.

Bununla birlikte 64/6 hükmü, “çocuğun yaşı her durumda başvuru tarihinde sabitlenir” şeklinde açık bir cümle içermez. Bu nedenle söz konusu hüküm güçlü bir hukuki dayanak olmakla birlikte; Kanun’un 12. ve 20. maddeleri, başvurucunun dosyaya dâhil edilme biçimi, idarenin işlem gerekçesi, hukuki güvenlik ve aile birliğinin korunması ilkeleriyle birlikte ileri sürülmelidir.

Anayasa’nın 41. ve 66. Maddeleri

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 66. maddesi vatandaşlığın kanunun gösterdiği şartlarla kazanılacağını düzenler. 41. madde ise ailenin korunmasına ilişkin anayasal çerçeveyi belirler. Aile birliği ilkesi, tek başına vatandaşlık verilmesini zorunlu kılan bağımsız bir kazanma sebebi değildir; fakat kanun hükümlerinin yorumunda ve idari işlemin ölçülülüğünün denetiminde dikkate alınabilecek önemli bir ilkedir.

Başvuru Tarihi mi, Karar Tarihi mi Esas Alınır?

Mevzuatta, “başvuruda çocuk olan kişi süreçte 18 yaşını doldurursa kesin olarak şu sonuç doğar” şeklinde bütün tereddütleri ortadan kaldıran özel bir hüküm bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, farklı hükümlerin yorumundan doğmaktadır.

İncelenen konu İdarenin karar tarihi yaklaşımı Başvuru tarihi lehine hukuki argüman
Çocuğun yaşı Vatandaşlık kararı verildiğinde kişinin ergin olup olmadığına bakılır. Başvuru, çocuk 18 yaşını doldurmadan yapılmış ve çocuk aile dosyasına kaydedilmiştir.
Temel dayanak 5901 sayılı Kanun m.20: Karar, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Yönetmelik m.64/6: Başvuru tarihi, form dilekçenin evrak kaydına alındığı tarihtir.
Gecikmenin sonucu Karar gününde ergin olan kişinin dosyası ayrılabilir. Başvurucunun denetleyemediği idari inceleme süresi, başlangıçta mevcut statüyü aleyhe değiştirmemelidir.
Aile yönü Ergin kişi artık velayet altındaki çocuk değildir. Başvuru tarihinde aile dosyasına dâhil edilen çocuğun yalnızca idari gecikme nedeniyle dışarıda bırakılması aile birliği ve hukuki güvenlik yönünden incelenmelidir.

Başvuru tarihi lehine ileri sürülebilecek tez, çocuğun otomatik olarak Türk vatandaşı olduğu iddiası değildir. Daha ölçülü hukuki iddia şudur: İdare, başvuru tarihinde çocuk olarak dosyaya alınmış kişiyi yalnızca kendi inceleme süresinde 18 yaşını doldurduğu gerekçesiyle kapsam dışında bırakıyorsa, bu tercihini açık bir kanuni dayanak ve denetlenebilir gerekçeyle açıklamalıdır.

Öte yandan 5901 sayılı Kanun’un 10. maddesi nedeniyle, başvuru tarihindeki yaş koşulunun sağlanması da tek başına vatandaşlığın mutlaka kazanılacağı anlamına gelmez. Millî güvenlik ve kamu düzeni değerlendirmesi ile başvurunun dayandığı vatandaşlık türüne özgü diğer şartlar ayrıca incelenir.

Danıştay Kararları Bu Uyuşmazlık Hakkında Ne Söylüyor?

Başvuru tarihinde 18 yaşından küçük olduğu hâlde karar tarihinde ergin olan kişilere ilişkin birden fazla dosya Danıştay 10. Dairesinin önüne gelmiştir. Kararların tam künyesi Danıştay Karar Arama ekranında esas ve karar numarasıyla araştırılabilir.

Karar Temel uyuşmazlık Yargılama sırasında gelişme Dairenin sonucu
Danıştay 10. Daire, E.2019/10085, K.2024/1953, 15.05.2024 Başvuru tarihinde küçük olan ikiz çocukların karar tarihinde ergin olmaları nedeniyle olumlu karar kapsamında yer almaması Çocuklar daha sonra 5901 sayılı Kanun m.12/1-c kapsamında vatandaşlığa alındı. Dava konusuz kaldığı için karar verilmesine yer olmadığına karar verildi.
Danıştay 10. Daire, E.2019/12203, K.2023/6981, 16.11.2023 Aile başvurusunda çocukken yer alan kişinin karar tarihinde ergin olması nedeniyle vatandaşlığa alınmaması Davacı, dava sürerken başka bir Cumhurbaşkanı kararıyla vatandaşlığa alındı. Uyuşmazlığın konusu kalmadığından esas hakkında hüküm kurulmadı.
Danıştay 10. Daire, E.2019/9644, K.2023/7966, 06.12.2023 Başvurudan sonra 18 yaşını dolduran çocuğun aile başvurusunun dışında bırakılması Davacı yargılama sırasında m.12/1-c kapsamında vatandaşlığa alındı. Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildi.

E.2019/10085 Sayılı Dosyanın Önemi

Bu dosyada Yemen vatandaşı baba, eşi ve çocukları için 4 Mart 2019 tarihinde istisnai vatandaşlık başvurusu yapmıştır. 23 Nisan 2001 doğumlu ikiz çocuklar başvuru tarihinde 18 yaşından küçüktür. 9 Mayıs 2019 tarihli ve 1093 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı çıktığında ise çocuklar 18 yaşını doldurmuş olduğundan adları olumlu karar kapsamında yer almamıştır.

Davalı idareler, vatandaşlığın kazanılmasında karar tarihinin dikkate alındığını ve çocukların karar tarihinde ergin olduklarını savunmuştur. Danıştay savcısı ise 5901 sayılı Kanun ile Yönetmelik hükümlerini birlikte değerlendirerek, çocukların ana ve babaya bağlı olarak vatandaşlığı kazanabilmesi için ergin olmadan önce başvuru yapılmasının yeterli olduğu yönünde görüş bildirmiştir.

Yargılama devam ederken çocuklar, 13 Eylül 2022 tarihli ve 6025 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 5901 sayılı Kanun’un 12/1-c maddesi kapsamında Türk vatandaşlığına alınmıştır. Bunun üzerine Danıştay 10. Dairesi, uyuşmazlığın konusu kalmadığından esas hakkında karar vermemiştir. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareler üzerinde bırakılması önemlidir; ancak bu sonuç, Dairenin “başvuru tarihi kesin olarak esas alınır” şeklinde esasa ilişkin bağlayıcı bir hüküm kurduğu anlamına gelmez.

Danıştay Savcısı Görüşü ile Daire Kararı Neden Ayrı Yazılmalıdır?

Danıştay savcısının düşüncesi, dosyadaki hukuki soruna ilişkin güçlü bir değerlendirme olabilir; fakat kararı veren yargı heyetinin hükmü değildir. Aynı şekilde tetkik hâkimi görüşü de Dairenin kararıyla eş tutulamaz. Bu dosyalarda Daire, kişilerin sonradan vatandaşlık kazanması nedeniyle uyuşmazlığın esasına girmemiştir.

Bu ayrım uygulamada çok değerlidir. Dava dilekçesinde savcı görüşü, başvuru tarihini esas alan tezi desteklemek için kullanılabilir; ancak “Danıştay bu konuda kesin emsal oluşturdu” biçiminde sunulması doğru olmaz. Her yeni dosyada işlem tarihi, çocuğun doğum tarihi, başvuru formu, aile bağları, idarenin gerekçesi ve sonraki işlemler ayrı değerlendirilir.

Karar Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Davayı Kazanmak mıdır?

Hayır. “Karar verilmesine yer olmadığı” kararı, uyuşmazlığın yargılama sırasında ortadan kalktığını gösterir. Mahkeme veya Danıştay, artık iptali istenen işlemin esasını incelemeye gerek görmez. Davacının sonradan vatandaşlığa alınması fiilî olarak lehine bir sonuç doğursa da bu usuli karar, dava konusu ilk işlemin hukuka aykırı olduğuna dair kesin bir esasa ilişkin hüküm değildir.

Benzer şekilde yargılama giderlerinin idareye yükletilmesi, davaya kimin sebebiyet verdiği bakımından anlam taşıyabilir; fakat tek başına işlemin bütün unsurlarıyla hukuka aykırı bulunduğunu kanıtlamaz.

18 Yaş Nedeniyle Dosyası Ayrılan Kişi Ne Yapmalı?

İlk yapılması gereken işlem hemen yeni bir vatandaşlık başvurusu oluşturmak değildir. Öncelikle mevcut aile dosyasında hangi idari işlemin tesis edildiği ve bu işlemin ne zaman öğrenildiği belirlenmelidir. Çünkü yeni başvuru, önceki işlem için başlayan dava süresini kendiliğinden durdurmaz ve önceki başvurudan doğan iddiaların korunması bakımından tek başına yeterli olmayabilir.

1. Başvuru Tarihini ve Çocuğun Dosyaya Dâhil Edildiğini Belgeleyin

Form dilekçenin kayıt tarihi, başvuru numarası, aile listesi, doğum belgesi, pasaport ve varsa başvuru kabul belgesi bir araya getirilmelidir. Sadece çevrim içi sorgu ekranındaki durum mesajı, her zaman başvuru tarihi ile dosya kapsamını kanıtlamaya yetmeyebilir.

2. Ebeveyn Hakkındaki Kararı ve Çocuğun Durumunu Ayrı Ayrı İnceleyin

Ebeveynin vatandaşlığa alındığını gösteren onay veya duyuru belgesinde çocuğun adının bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Bu tür belgenin niteliği hakkında vatandaşlık kararı onay duyuru belgesi yazımızda ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

Çocuğun adının listede olmaması, dosyanın reddedildiği, ayrıldığı veya henüz değerlendirmede olduğu ihtimallerinden hangisinin gerçekleştiğini her zaman tek başına göstermez. İdareden yazılı ve açık bilgi istenmesi; davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemin belirlenmesi bakımından önemlidir.

3. Tebliğ ve Öğrenme Tarihlerini Kaydedin

Vatandaşlık kararının, ret yazısının veya dosyanın ayrıldığına ilişkin bildirimin ne zaman tebliğ edildiği saklanmalıdır. Resmî tebligat bulunmasa bile işlemin başka bir yolla öğrenildiği tarih, dava süresi tartışmasında önem kazanabilir. E-posta, e-Devlet ekranı, idari yazı, dilekçe cevabı ve teslim tutanağı bu nedenle korunmalıdır.

4. İdari İşlemin Türünü Belirlemeden Mahkeme Seçmeyin

Dava konusu, doğrudan bir Cumhurbaşkanı kararında kişinin adına yer verilmemesi olabilir. Başka bir dosyada ise Bakanlık, valilik veya nüfus müdürlüğünün ayrıca tesis ettiği açık bir ret ya da dosya kapatma işlemi bulunabilir. Görevli ve yetkili yargı yeri, işlemi tesis eden makama ve işlemin hukuki niteliğine göre değişir.

İdari Başvuru ve İptal Davası Nasıl Değerlendirilir?

İYUK m.11 Kapsamında İdari Başvuru

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi, ilgililere idari dava açmadan önce işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması için üst makama; üst makam yoksa işlemi yapan makama başvurma imkânı tanır. Süresi içinde ve doğru makama yapılan başvuru, dava açma süresi üzerinde kanunda öngörülen etkiyi doğurabilir. Otuz gün içinde cevap verilmezse istem reddedilmiş sayılır.

Ancak her dilekçe İYUK m.11 başvurusu sayılmaz ve her başvuru dava süresini durdurmaz. Dilekçenin içeriği, verildiği makam, başvuru tarihi ve dava konusu işlem birlikte incelenmelidir. Bilgi edinme veya dosya sorgulama talebinin dava süresini durduracağı varsayılmamalıdır.

Dava Açma Süresi

Özel kanunda farklı bir süre öngörülmemişse idare mahkemelerinde ve Danıştayda genel iptal davası açma süresi 60 gündür. Sürenin hangi tarihte başlayacağı; işlemin tebliğ edilip edilmediğine, kişinin işlemi ne zaman ve nasıl öğrendiğine, önceki idari başvurulara ve dava konusu işlemin niteliğine göre belirlenir.

Bu nedenle “ebeveynin vatandaşlık kararından itibaren her durumda 60 gün” veya “çocuğun 18 yaşına girdiği gün süre başlar” şeklinde genel bir hesap doğru değildir. Süre aşımı, mahkemenin uyuşmazlığın esasına hiç girmeden davayı reddetmesine neden olabilir. Vatandaşlık başvurularındaki ret işlemleri ve süreler için vatandaşlık başvurusunun reddi ve iptal davası rehberimize de bakılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Doğrudan Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılan iptal davaları, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görev alanına girebilir. Buna karşılık Bakanlık, valilik veya başka bir idari makamın kesin işlemine karşı görevli ve yetkili mahkeme aynı olmayabilir. “Vatandaşlık davası her zaman Ankara İdare Mahkemesinde açılır” şeklinde mutlak bir kabul yerine, iptali istenen işlemin makamı ve hukuki niteliği belirlenmelidir.

Mahkeme Doğrudan Vatandaşlık Verir mi?

İptal davasında mahkeme idarenin yerine geçerek kişiyi doğrudan Türk vatandaşlığına alamaz. Yargı mercii, dava konusu işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden denetler. İşlem iptal edilirse idare, mahkeme kararının gerekçesine uygun olarak yeniden işlem tesis etmek zorundadır.

Dava devam ederken idarenin kişiyi başka bir hukuki sebebe dayanarak vatandaşlığa alması mümkündür; incelenen Danıştay dosyalarında bu olmuştur. Fakat bunun her davada gerçekleşeceğine dair bir kural veya garanti yoktur.

Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?

İptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması istenebilir. Bunun için idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Talebin kabulü otomatik değildir. Eğitim, ikamet, aile birliği veya seyahat üzerindeki somut etkiler belgeyle açıklanmalıdır. İdari yargının genel yapısı hakkında idare hukuku ve idari dava sayfamızda ek bilgi bulunmaktadır.

Hangi Belgeler Saklanmalı ve Davada Kullanılabilir?

Yaş ve başvuru tarihi uyuşmazlığında soyut anlatımdan çok, olayların tarih sırasını gösteren belgeler belirleyicidir. Dosyada özellikle şu kayıtlar aranmalıdır:

  • Vatandaşlık başvuru formu ve formun evrak kayıt tarihi,
  • Başvuru numarası ve çevrim içi sorgu ekranlarının tarihli görüntüleri,
  • Çocuğun doğum belgesi, pasaportu ve usulüne uygun tercümeleri,
  • Çocuğun aile dosyasına dâhil edildiğini gösteren liste veya teslim belgesi,
  • Ebeveynlerin vatandaşlık onay/duyuru belgesi ve varsa Cumhurbaşkanı kararı,
  • Çocuğun adının listede bulunmadığını veya dosyanın ayrıldığını gösteren idari yazı,
  • Ret, dosya kapatma veya ayrı değerlendirme işlemine ilişkin tebligat,
  • Nüfus müdürlüğüne ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne verilen dilekçeler ile cevapları,
  • Tebliğ ve öğrenme tarihini gösteren e-posta, e-Devlet kaydı veya teslim tutanağı,
  • Bağımlı çocuk iddiası varsa sağlık raporları, bakım ihtiyacını ve ekonomik bağımlılığı gösteren belgeler,
  • İkamet, eğitim ve aile birliği üzerindeki etkileri gösteren güncel kayıtlar.

Belgelerin yalnızca bulunması değil, birbirleriyle tutarlı bir kronoloji içinde sunulması gerekir. Başvuru tarihi, 18. yaş günü, ebeveyn hakkındaki karar tarihi, çocuğa ilişkin sonraki işlemler ve tebliğ tarihleri ayrı bir zaman çizelgesinde gösterilebilir.

Vatandaşlık Dosyası ile İkamet İzni Birbirinden Ayrıdır

Vatandaşlık başvurusunun devam etmesi, yabancıya kendiliğinden Türkiye’de sınırsız kalış hakkı vermez. Çocuğun mevcut ikamet izninin türü ve geçerlilik tarihi ayrıca kontrol edilmelidir. 18 yaşın doldurulması, aile ikamet izni bakımından önem taşısa da her kişinin durumu eğitim, önceki ikamet süresi ve başvurabileceği diğer izin türlerine göre değişebilir.

Göç İdaresi Başkanlığının ikamet izni açıklamalarına göre aile ikamet izni, çocuğa 18 yaşına kadar ayrıca öğrenci ikamet izni almadan ilk ve ortaöğretim kurumlarında eğitim hakkı sağlar. Reşit olan kişinin yasal kalışını sürdürmek için uygun izin türü zamanında değerlendirilmelidir. İkamet türlerinin kanuni çerçevesi 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir. Konuyla ilgili olarak aile ikamet izni, öğrenci ikamet izni ve ikamet izni geçiş başvurusu rehberlerimiz incelenebilir.

Vatandaşlık uyuşmazlığı için idari başvuru veya dava yürütülmesi, ikamet izni süresini kendiliğinden uzatmaz. Bu iki süreç paralel ve birbirinden bağımsız biçimde takip edilmelidir.

Uygulamada Yapılan Başlıca Hatalar

  • Çocuğun adı onay belgesinde yoksa otomatik ret olduğunu varsaymak: Önce kesin işlemin ve gerekçenin yazılı olarak belirlenmesi gerekir.
  • Sadece yeni başvuru yapmak: Yeni dosya, önceki işleme karşı dava süresini kendiliğinden korumaz.
  • Her dilekçenin dava süresini durdurduğunu düşünmek: İYUK m.11 koşullarını taşımayan yazışmalar süre üzerinde etkili olmayabilir.
  • Yanlış işlemi dava etmek: Cumhurbaşkanı kararı, Bakanlık işlemi ve valilik yazısı aynı hukuki nitelikte değildir.
  • Danıştay savcısı görüşünü Daire kararı gibi sunmak: Görüş ile hüküm arasındaki ayrım mutlaka korunmalıdır.
  • Konusuzluk kararını esastan iptal kararı saymak: Sonradan vatandaşlık verilmesiyle sona eren davalarda ilk işlemin hukuka uygunluğu kesin olarak karara bağlanmamış olabilir.
  • İkamet statüsünü ihmal etmek: Vatandaşlık dosyası devam ederken yasal kalış şartları ayrıca sağlanmalıdır.

Mevcut Sayfada Yer Alan Mahkeme Belgeleri Hakkında

Aşağıdaki anonimleştirilmiş belgeler, başvuru sürecinde reşit olan bir kişinin vatandaşlık dosyasına ilişkin olarak tarafımızca açılan idari davadan örneklerdir. Belgeler, her uyuşmazlıkta aynı sonucun doğacağını gösteren bir başarı veya sonuç garantisi olarak değil; bu tür bir dosyada hangi maddi olayların ve hukuki sorunların yargı önüne taşınabildiğini göstermek amacıyla paylaşılmıştır.

Vatandaşlık başvurusu sürerken 18 yaşını dolduran kişi hakkında açılan idari davaya ait anonimleştirilmiş mahkeme belgesi birinci sayfa
Anonimleştirilmiş mahkeme belgesi – 1. sayfa
Vatandaşlık başvurusunda 18 yaş uyuşmazlığına ilişkin anonimleştirilmiş mahkeme belgesi ikinci sayfa
Anonimleştirilmiş mahkeme belgesi – 2. sayfa
Vatandaşlık başvurusunda reşit olma sorununa ilişkin anonimleştirilmiş mahkeme belgesi üçüncü sayfa
Anonimleştirilmiş mahkeme belgesi – 3. sayfa
Başvuru sürecinde 18 yaşını dolduran çocuk hakkında anonimleştirilmiş mahkeme belgesi dördüncü sayfa
Anonimleştirilmiş mahkeme belgesi – 4. sayfa

Sıkça Sorulan Sorular

Vatandaşlık başvurusu sırasında 18 yaşına giren çocuğun hakkı yanar mı?

Başvurunun kendiliğinden geçersiz olduğu söylenemez. İdare karar tarihini esas alarak dosyayı ayırabilir; buna karşı başvuru tarihinde çocuğun ergin olmadığı, aile dosyasına usulüne uygun dâhil edildiği ve idari gecikmenin başvurucu aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği ileri sürülebilir. Sonuç, başvuru türü ve somut işleme göre değerlendirilir.

Vatandaşlık başvurusunda yaş hangi tarihe göre hesaplanır?

Yönetmelik m.64/6, başvuru tarihini form dilekçenin müracaat makamınca evrak kaydına alındığı tarih olarak tanımlar. Ancak idare, vatandaşlığın karar tarihinden itibaren hüküm doğurması ve karar tarihinde kişinin ergin olması gerekçesiyle farklı bir uygulama yapabilmektedir. Bu nedenle mesele uygulamada uyuşmazlık konusu olmuştur.

18 yaşını dolduran kişiye mutlaka ayrı başvuru mu açılır?

Uygulamada dosyanın ayrılması mümkündür; fakat bunun her durumda hukuken zorunlu ve tartışmasız olduğu söylenemez. Mevcut başvurunun kayıt tarihi, çocuğun hangi hüküm kapsamında dosyaya alındığı ve idarenin yazılı gerekçesi incelenmeden yeni başvurunun tek seçenek olduğu sonucuna varılmamalıdır.

Ebeveynler vatandaş oldu fakat çocuğun adı kararda yoksa ne yapılır?

Önce ebeveynin karar belgesi, çocuğun başvuru kaydı ve tebliğ tarihi temin edilmelidir. Çocuğun dosyasının reddedildiği, ayrıldığı veya hâlen değerlendirmede olduğu idareden yazılı olarak sorulmalı; dava süresi riski varsa beklemeden hukuki değerlendirme yapılmalıdır.

İdareye dilekçe vermek dava süresini durdurur mu?

Her dilekçe durdurmaz. İYUK m.11’e uygun, süresi içinde ve doğru makama yöneltilmiş başvuru kanundaki etkiyi doğurabilir. Bilgi edinme veya dosya sorgulama başvurusunun süreyi durduracağı varsayılmamalıdır.

Dava açma süresi kaç gündür?

Özel bir süre yoksa genel süre 60 gündür. Ancak başlangıç tarihi; işlemin tebliğine, öğrenilmesine, idari başvuru yapılıp yapılmadığına ve dava konusu işlemin türüne göre değişebilir. Bu nedenle süre dosya üzerinden hesaplanmalıdır.

Dava Danıştayda mı, idare mahkemesinde mi açılır?

Doğrudan Cumhurbaşkanı kararına karşı açılacak bazı davalarda Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevlidir. Bakanlık, valilik veya başka bir makamın kesin işlemine karşı ise görevli ve yetkili mahkeme farklı olabilir. İptali istenen işlem belirlenmeden mahkeme seçilmemelidir.

Mahkeme kişiyi doğrudan Türk vatandaşı yapabilir mi?

Hayır. İdari yargı, idarenin yerine geçerek vatandaşlık kararı vermez. Hukuka aykırı bulduğu idari işlemi iptal eder; idare mahkeme kararının gerekçesine uygun biçimde yeniden işlem tesis eder.

Danıştay bu konuda kesin bir emsal karar verdi mi?

İncelenen E.2019/10085, E.2019/12203 ve E.2019/9644 sayılı dosyalarda davacılar yargılama sırasında vatandaşlığa alınmış, bu nedenle davalar konusuz kalmıştır. Başvuru tarihini esas alan önemli savcı görüşleri vardır; ancak Daire bu dosyalarda uyuşmazlığın esası hakkında kesin bir iptal hükmü kurmamıştır.

Vatandaşlık davası devam ederken ikamet izni gerekir mi?

Evet. Vatandaşlık başvurusu veya vatandaşlığa ilişkin dava, tek başına yasal kalış hakkı sağlamaz ve mevcut ikamet iznini otomatik olarak uzatmaz. Uygun ikamet izni türü ve geçiş süresi ayrıca takip edilmelidir.

Sonuç

Türk vatandaşlığı başvurusu sırasında 18 yaşına girmek, özellikle ebeveyne bağlı istisnai vatandaşlık dosyalarında önemli bir başvuru tarihi–karar tarihi uyuşmazlığı doğurur. Yönetmelik başvuru tarihini açıkça tanımlarken, idare Kanun’un 20. maddesindeki karar tarihi kuralına dayanarak kişiyi aile dosyasından ayırabilmektedir.

Danıştayın önüne gelen dosyalar, bu sorunun teorik olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte sonradan vatandaşlık verilmesi nedeniyle konusuz kalan davalar, esasa ilişkin kesin iptal kararları gibi sunulmamalıdır. Başvuru tarihini esas alan savcı görüşleri güçlü bir hukuki argüman sağlasa da her dosyanın evrakı, işlem gerekçesi, tebliğ tarihi ve görevli mahkemesi ayrıca belirlenmelidir.

Benzer bir durumla karşılaşıldığında başvuru belgesinin, çocuğun dosyaya dâhil edildiğini gösteren kayıtların, ebeveyn hakkındaki kararın ve çocuğa ilişkin yazılı işlemin gecikmeden temin edilmesi gerekir. Konuya ilişkin genel bilgi için yabancılar ve vatandaşlık hukuku sayfamız ile iletişim bilgilerimiz incelenebilir.


Yazar: Av. Batın YILMAZ – İstanbul Barosu Sicil: 77008

Son güncelleme: 3 Ekim 2026

Hukuki bilgilendirme: Bu içerik genel hukuki bilgi amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın sonucu; başvuru türüne, işlem tarihine, tebligata, dosyadaki belgelere ve güncel mevzuata göre değişebilir. İçerik, iş veya sonuç garantisi içermez; avukatlık reklam yasağı ve meslek kuralları gözetilerek hazırlanmıştır.


Yorum Yazın

Mail Bültenimize Abone Olun