Örnek kararlar

Araç Yedek Parçası Dolandırıcılığı Soruşturmasında Takipsizlik Kararı – Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı

Bu yazıda 17 başlık
  1. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15 Mayıs 2026 Tarihli Takipsizlik Kararı
  2. Somut Olay: İnternetten Araç Yedek Parçası Satın Alınması ve Dolandırıcılık Şikâyeti
  3. Şüphelilerin Savunmaları ve Müştekinin Zararının Giderilmesi
  4. Savcılığın Takipsizlik Gerekçesi: Olayın Hukuki İhtilaf Niteliğinde Olması
  5. Hukuki İhtilaf ile Dolandırıcılık Suçu Arasındaki Fark Nedir?
  6. İnternetten Satın Alınan Ürün Gönderilmezse Dolandırıcılık Suçu Oluşur mu?
  7. Dolandırıcılık Soruşturmasında Zararın Giderilmesi Takipsizlik Sebebi midir?
  8. Şikâyetten Vazgeçilmesi Nitelikli Dolandırıcılık Soruşturmasını Sona Erdirir mi?
  9. Banka Hesabı Sahibinin Dolandırıcılık Suçundan Sorumluluğu
  10. Satış İlişkisinden Doğan Uyuşmazlıkta Hangi Hukuki Yollara Başvurulabilir?
  11. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nedir?
  12. Takipsizlik Kararına İtiraz Edilebilir mi?
  13. Bu Takipsizlik Kararının Hukuki Önemi
  14. Sık Sorulan Sorular
  15. Sonuç: Satış Uyuşmazlıkları ile Dolandırıcılık Suçunun Birbirinden Ayrılması
  16. Hukuki Kaynaklar ve İlgili Yazılar
  17. Yazar Bilgisi ve Hukuki Bilgilendirme

İnternet üzerinden araç yedek parçası satın almak amacıyla para gönderen bir kişinin ürününü teslim alamaması, her durumda dolandırıcılık suçunun oluştuğu anlamına gelir mi? Satış bedelinin başka bir banka hesabına aktarılması, ürünün gönderilmemesi ve taraflar arasındaki iletişimin kesilmesi halinde uyuşmazlık ceza hukukunun mu, yoksa özel hukukun mu konusudur?

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Mayıs 2026 tarihli kararıyla, internet üzerinden araç yedek parçası satın alınmasına ilişkin bir olayda dört şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Soruşturmada, araç parçası satın almak isteyen müştekinin 2.000 TL ödeme yaptığı, ödemenin ilk gönderildiği banka hesabından başka bir şüphelinin hesabına aktarıldığı, sonrasında müştekinin zararının giderildiği ve şikâyetinden vazgeçtiği tespit edilmiştir.

Cumhuriyet Başsavcılığı, dosya kapsamını değerlendirerek olayın araç parçası alım satımına ilişkin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve dolandırıcılık suçunun yasal şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu yazıda, kişisel veriler anonimleştirilerek söz konusu takipsizlik kararının gerekçesi, internet üzerinden yapılan alışverişlerde dolandırıcılık ile hukuki uyuşmazlık arasındaki fark, zararın giderilmesinin ceza soruşturmasına etkisi ve kovuşturmaya yer olmadığı kararının hukuki sonuçları incelenmektedir.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15 Mayıs 2026 Tarihli Takipsizlik Kararı

Karara İlişkin Bilgi Açıklama
Kararı Veren Makam Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı
Soruşturma Numarası 2025/893
Karar Numarası 2026/5193
Karar Tarihi 15.05.2026
İsnat Edilen Suç Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
Olayın Konusu İnternet üzerinden araç yedek parçası satın alınması
Şüpheli Sayısı 4
Kararın Sonucu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar
Kararın Temel Gerekçesi Uyuşmazlığın araç parçası alım satımına ilişkin hukuki ihtilaf niteliğinde görülmesi ve dolandırıcılık suçunun yasal şartlarının oluşmadığının değerlendirilmesi
Hukuki Dayanak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.172

Bu karar bir ceza mahkemesi tarafından verilmiş beraat hükmü değil, Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma aşamasında verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karardır.

Somut Olay: İnternetten Araç Yedek Parçası Satın Alınması ve Dolandırıcılık Şikâyeti

Soruşturmanın başlangıcında müşteki, kendisine ait araç için ihtiyaç duyduğu yedek parçayı temin etmek amacıyla internet üzerinden araştırma yaptığını belirtmiştir.

Daha önce başka bir şehirden araç parçası satın aldığını, aynı bölgede faaliyet gösterdiğini düşündüğü bir satıcıyla yeniden iletişim kurmaya çalışırken telefon aracılığıyla araç parçası sattığını söyleyen bir kişiyle görüştüğünü ifade etmiştir.

Müştekinin anlatımına göre görüştüğü kişi, aradığı yedek parçanın mevcut olduğunu ve satış bedelinin 2.000 TL olduğunu bildirmiştir.

Bunun üzerine müşteki, kendisine WhatsApp üzerinden iletilen banka hesap bilgilerine 14 Kasım 2024 tarihinde 2.000 TL göndermiştir.

Ancak sonraki süreçte müşteki, görüştüğü kişiye ulaşamadığını ve araştırmalarında kendisine bildirilen iş yerinin mevcut olmadığını öğrendiğini belirterek dolandırıldığı düşüncesiyle kolluk birimine başvurmuştur.

Müşteki, şikâyetini desteklemek amacıyla banka dekontunu, WhatsApp yazışmalarını ve telefon arama kayıtlarını soruşturma makamlarına sunduğunu beyan etmiştir.

Banka Hesapları Arasında Para Transferi Yapılması

Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü araştırmada, müşteki tarafından gönderilen 2.000 TL’nin ilk olarak şüphelilerden birinin banka hesabına ulaştığı belirlenmiştir.

Daha sonra bu paranın başka bir şüphelinin banka hesabına aktarıldığı tespit edilmiştir.

Böylece başlangıçta bir araç parçası satın alma işlemi olarak ortaya çıkan olay, birden fazla banka hesabının bulunduğu para transferleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık şüphesiyle soruşturulmuştur.

Ancak bir para transferinin birden fazla banka hesabından geçirilmesi, ilgili hesap sahiplerinin tamamının dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğinin kendiliğinden kabul edilmesini gerektirmez.

Bu sonuca ulaşılabilmesi için ilgili kişilerin suçun işlenmesindeki rolleri, bilgileri, kastları ve aralarındaki bağlantılar somut delillerle değerlendirilmelidir.

Şüphelilerin Savunmaları ve Müştekinin Zararının Giderilmesi

Soruşturma kapsamında şüphelilerin ifadeleri alınmış ve haklarındaki suçlamaları kabul etmedikleri karar metnine geçirilmiştir.

Kararda ayrıca şüphelilerden birinin müştekinin uğradığı zararı giderdiği ve bunun üzerine müştekinin şikâyetinden vazgeçtiği belirtilmiştir.

Burada birbirinden ayrılması gereken üç hukuki olgu bulunmaktadır:

  • Şüphelilerin üzerlerine atılı dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmemesi,
  • Müştekinin uğradığı 2.000 TL tutarındaki zararın giderilmesi,
  • Müştekinin mevcut şikâyetinden vazgeçmesi.

Bu olgular Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyanın tamamıyla birlikte değerlendirilmiştir.

Ancak zararın giderilmesi ve şikâyetten vazgeçilmesi, nitelikli dolandırıcılık suçunun bütün koşullarda ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Savcılığın Takipsizlik Gerekçesi: Olayın Hukuki İhtilaf Niteliğinde Olması

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15 Mayıs 2026 tarihli kararında, dosya kapsamının değerlendirilmesinden sonra uyuşmazlığın araç parçası alım satımına ilişkin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu ifade edilmiştir.

Savcılık ayrıca bu aşamada dolandırıcılık suçunun yasal şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Kararın belirleyici gerekçesi, dolandırıcılık suçlamasının yalnızca bir malın satış bedelinin gönderilmesi ve sonrasında uyuşmazlık yaşanması üzerinden kabul edilmemesi; olayın hukuki niteliğinin bütün dosya kapsamında değerlendirilmesidir.

Cumhuriyet Başsavcılığı, bu gerekçelerle dört şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Karar, ceza hukukuyla özel hukuk arasındaki sınırın belirlenmesi bakımından somut bir uygulama örneğidir.

Hukuki İhtilaf ile Dolandırıcılık Suçu Arasındaki Fark Nedir?

Özel hukuk ilişkilerinde taraflar arasında bir satış sözleşmesinin kurulması, malın bedelinin ödenmesi ve satıcının teslim borcunu yerine getirmemesi gibi uyuşmazlıklar meydana gelebilir.

Bununla birlikte bir satış sözleşmesinin bulunması, olayda dolandırıcılık suçunun hiçbir şekilde gerçekleşemeyeceği anlamına gelmez.

Belirleyici olan, satış ilişkisi sırasında hileli davranışlarla karşı tarafın aldatılıp aldatılmadığı ve bu yolla haksız yarar sağlanıp sağlanmadığıdır.

1. Sözleşmeden Kaynaklanan Hukuki Uyuşmazlık

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur.

Bir satıcının sözleşmeyle üstlendiği teslim borcunu yerine getirmemesi, somut olayın özelliklerine göre sözleşmeye aykırılık ve borca aykırılıktan kaynaklanan hukuki sorumluluk doğurabilir.

Örneğin satıcı malı teslim etmeyi amaçladığı halde tedarik sorunu, teslimde gecikme veya başka bir sözleşmesel uyuşmazlık nedeniyle borcunu yerine getirememiş olabilir.

Böyle bir durumda uyuşmazlık, kural olarak ilgili sözleşme hükümleri ve özel hukuk mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir.

Ancak bu ihtimalin kabulü için ileri sürülen açıklamaların somut olayın özellikleriyle uyumlu olması gerekir.

Sözleşmeden doğan borç ilişkilerine ilişkin düzenlemelere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun resmî metninden ulaşılabilir.

2. Dolandırıcılık Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde dolandırıcılık suçunun temel unsurları düzenlenmiştir.

Bu suç bakımından hileli davranışlarla bir kişinin aldatılması, onun veya başkasının zararına olacak şekilde failin kendisine veya başka birine yarar sağlaması önem taşır.

Dolandırıcılık değerlendirmesinde özellikle ödeme yapılmadan önceki açıklamalar, satıcının gerçekte bir malı teslim etme imkânının bulunup bulunmadığı ve başlangıçtan itibaren aldatma kastıyla hareket edilip edilmediği araştırılabilir.

Örneğin gerçekte mevcut olmayan bir ürünün varmış gibi gösterilmesi, sahte satıcı bilgileri kullanılması veya baştan itibaren teslim amacı bulunmaksızın para alınması, diğer koşulların da gerçekleşmesi halinde dolandırıcılık suçuna ilişkin değerlendirmeyi gündeme getirebilir.

İlgili suç düzenlemelerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddelerinden ulaşılabilir.

3. Nitelikli Dolandırıcılık

Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesi, dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hal olarak düzenlemiştir.

Ancak internet üzerinden iletişim kurulması veya banka havalesi yapılması, temel dolandırıcılık suçunun unsurları bulunmadan kendiliğinden nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.

Dolandırıcılık suçu bakımından aranan hile, aldatma, zarar, haksız yarar ve kast unsurları somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

İnternetten Satın Alınan Ürün Gönderilmezse Dolandırıcılık Suçu Oluşur mu?

İnternet üzerinden gerçekleştirilen alışverişlerde ürünün teslim edilmemesi, tek başına her olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğunu göstermediği gibi, bütün olayların yalnızca hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesini de gerektirmez.

Bu ayrım yapılırken özellikle şu sorular önem taşıyabilir:

  • Satıcı gerçekten mevcut bir ürünün satışını mı vaat etmiştir?
  • Ödeme yapılmadan önce alıcıya gerçeğe aykırı açıklamalar yapılmış mıdır?
  • Satıcının satışa konu malı teslim etme imkânı bulunmakta mıdır?
  • Ürünün gönderilmemesi sözleşmenin ifasıyla ilgili bir uyuşmazlıktan mı kaynaklanmaktadır?
  • Satıcı, alıcının parasını almak için başlangıçtan itibaren hileli bir yöntem kullanmış mıdır?
  • Banka hesabına ulaşan bedelin sonraki transferleri ve kişilerin bu transferlerdeki rolleri nasıl açıklanmaktadır?
  • Taraflar arasındaki yazışmalar ve diğer somut deliller hangi ihtimali desteklemektedir?

Bu sorulara verilen cevaplar, olayın hukuki niteliğinin belirlenmesinde etkili olabilir.

İncelenen Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı kararında olayın özel hukuk uyuşmazlığı olarak değerlendirilmiş olması, internet üzerinden gerçekleştirilen bütün şüpheli alışverişlerin ceza hukuku kapsamı dışında kaldığı anlamına gelmemektedir.

Dolandırıcılık Soruşturmasında Zararın Giderilmesi Takipsizlik Sebebi midir?

İncelenen kararın dikkat çeken yönlerinden biri, müştekinin uğradığı zararın şüphelilerden biri tarafından karşılanmasıdır.

Ancak ceza hukuku bakımından zararın giderilmesinin etkisi, isnat edilen suçun niteliğine ve olayın gerçekleşme biçimine göre değişir.

Zararın Ödenmesi Suçun Oluşmadığı Anlamına Gelir mi?

Hayır. Dolandırıcılık suçunun bütün kanuni unsurlarıyla tamamlandığı bir olayda, mağdurun zararının sonradan karşılanması suçun geçmişte hiç oluşmadığı anlamına gelmez.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesinde, dolandırıcılık da dahil olmak üzere bazı malvarlığı suçlarında etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmiştir.

Kanuni koşulların gerçekleşmesi halinde zararın giderilmesi, cezada indirim bakımından değerlendirilebilir.

Ancak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ile suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmesi birbirinden farklı hukuki sonuçlardır.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının incelediğimiz kararında takipsizlik, etkin pişmanlık nedeniyle değil, olayın hukuki ihtilaf niteliğinde görülmesi ve dolandırıcılık suçunun yasal şartlarının oluşmadığı değerlendirmesi üzerine verilmiştir.

Şikâyetten Vazgeçilmesi Nitelikli Dolandırıcılık Soruşturmasını Sona Erdirir mi?

Nitelikli dolandırıcılık suçu kural olarak şikâyete bağlı suçlardan değildir. Bu nedenle müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi, tek başına soruşturmanın sona ermesini zorunlu kılmaz.

Bir kişinin şikâyetinden vazgeçmesi ile Cumhuriyet savcısının soruşturma sonunda suçun kanuni unsurlarının oluşmadığını değerlendirmesi hukuken farklı işlemlerdir.

Somut soruşturmada müştekinin zararının giderilmesi ve şikâyetinden vazgeçmesi dosya kapsamında tespit edilmiş; ancak kararın hukuki gerekçesi, olayın araç parçası alım satımına ilişkin hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesidir.

Dolayısıyla bu karar, “mağdura parası ödendiği için nitelikli dolandırıcılık soruşturması otomatik olarak kapandı” şeklinde yorumlanmamalıdır.

Banka Hesabı Sahibinin Dolandırıcılık Suçundan Sorumluluğu

İncelenen olayda müştekinin gönderdiği paranın önce bir banka hesabına ulaştığı, sonrasında farklı bir şüphelinin banka hesabına aktarıldığı tespit edilmiştir.

Bu tür işlemlerde banka hesap sahiplerinin fiilleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bir kişinin hesabına para gelmesi, o kişinin para transferinden haberdar olup olmadığı, transferin hukuki sebebini bilip bilmediği ve dolandırıcılık fiiline bilerek katılıp katılmadığı sorularını gündeme getirebilir.

Benzer şekilde banka hesabı sahibinin para transferi sonrasında yaptığı işlemler de somut olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir.

Bununla birlikte banka transferi tek başına bütün hesap sahiplerinin aynı suç kastıyla hareket ettiklerini göstermez.

Bu konu, özellikle kripto varlık işlemleri nedeniyle dolandırıcılık soruşturmalarına dahil edilen kişiler açısından da önem taşımaktadır.

Nitekim sitemizde daha önce yayımladığımız P2P Dolandırıcılığı Soruşturmasında Takipsizlik Kararı: USDT Satışı Suça İştirak midir? başlıklı incelemede, farklı bir Cumhuriyet Başsavcılığı kararının banka hesap sahiplerinin ceza sorumluluğuna ilişkin gerekçeleri değerlendirilmiştir.

Ancak P2P işlemlerine ilişkin bu karar ile araç yedek parçası satışından kaynaklanan Bolu soruşturmasının olayları ve takipsizlik gerekçeleri birbirinden farklıdır.

Satış İlişkisinden Doğan Uyuşmazlıkta Hangi Hukuki Yollara Başvurulabilir?

Bir satış işleminde dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmaması, malın teslim edilmemesi veya bedelin iade edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan özel hukuk sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Satış ilişkisinin niteliğine göre alıcının çeşitli özel hukuk talepleri gündeme gelebilir.

Satış Bedelinin İadesi

Satıcının sözleşmeden kaynaklanan teslim borcunu yerine getirmemesi durumunda, uygulanacak kanun hükümleri ve sözleşmenin koşulları çerçevesinde bedel iadesi talebi değerlendirilebilir.

Ödemenin banka aracılığıyla yapılmış olması, ödeme olgusunun ispatında önem taşıyabilir. Ancak ödemenin tek başına hangi sözleşmeye ilişkin olduğunu göstermediği durumlarda yazışmalar ve diğer delillerin de incelenmesi gerekir.

Tüketici Hukukundan Kaynaklanan Başvurular

İşlemin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bir tüketici işlemi niteliğinde olması halinde tüketici hukukuna özgü başvuru yolları gündeme gelebilir.

Bu noktada satıcının ticari veya mesleki amaçla hareket edip etmediği, alıcının tüketici sıfatı ve uyuşmazlığın niteliği önem taşır.

Kanuni koşullar mevcutsa tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yollarının değerlendirilmesi mümkündür.

Tüketici işlemlerine ilişkin resmî düzenlemeler için Ticaret Bakanlığının 6502 sayılı Kanun ve tüketici mevzuatı sayfası incelenebilir.

İncelediğimiz savcılık kararında taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olup olmadığı veya herhangi bir hukuk davası açılıp açılmadığı belirtilmediğinden bu konularda somut dosyaya ilişkin ayrıca bir sonuca varılamamaktadır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nedir?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesine göre Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.

Bu karar soruşturmanın tamamlanması üzerine verilen bir savcılık kararıdır.

İncelenen dosyada Cumhuriyet Başsavcılığı, dört şüpheli yönünden dolandırıcılık suçunun yasal şartlarının oluşmadığı değerlendirmesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Kararın hukuki dayanağı olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172 ve 173. maddeleri takipsizlik kararlarının verilmesi ve bu kararlara itiraz edilmesine ilişkin hükümleri içermektedir.

Takipsizlik Kararı ile Beraat Kararı Aynı mıdır?

Takipsizlik kararı, Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma aşamasında verilir. Beraat kararı ise ceza mahkemesi tarafından kovuşturma aşamasında verilen bir hükümdür.

Bu nedenle Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15 Mayıs 2026 tarihli kararı bir beraat hükmü olarak nitelendirilmemelidir.

Ceza mahkemelerinde delil değerlendirmesi ve beraat hükmünün uygulanmasına ilişkin farklı bir somut olay incelemesi için Uyuşturucu Madde Ticareti Suçlamasında Beraat Kararı – İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi başlıklı yazımız incelenebilir.

Takipsizlik Kararına İtiraz Edilebilir mi?

CMK’nın 173. maddesi uyarınca suçtan zarar gören kişi, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

İtiraz dilekçesinde kamu davası açılmasını gerektirebilecek olaylar ve delillerin gösterilmesi gerekir.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının incelediğimiz kararında da kararın tebliğinden itibaren iki haftalık itiraz süresi belirtilmiştir.

Ancak elimizdeki karar belgesi, karara itiraz edilip edilmediğini veya kararın kesinleşip kesinleşmediğini göstermemektedir.

Bu nedenle kararın kesinleştiği yönünde bir değerlendirme yapılmamaktadır.

Bu Takipsizlik Kararının Hukuki Önemi

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının kararı, özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen mal satışlarında ortaya çıkan uyuşmazlıkların ceza hukuku bakımından değerlendirilmesi açısından dikkat çekmektedir.

Karardan çıkarılabilecek temel hukuki noktalar şunlardır:

  • İnternet üzerinden satış bedeli gönderilmiş olması, dolandırıcılık suçunun bütün unsurlarının gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez.
  • Bir satış sözleşmesinin bulunması da dolandırıcılık ihtimalinin her durumda ortadan kalktığı anlamına gelmez.
  • Dolandırıcılık suçu bakımından hileli davranışlar, aldatma ve kastın somut olayda değerlendirilmesi gerekir.
  • Banka hesapları arasında para transferi yapılması, transferle bağlantılı kişilerin ceza sorumluluğunun ayrı ayrı araştırılmasını gerektirir.
  • Zararın giderilmesi ve şikâyetten vazgeçilmesi, nitelikli dolandırıcılık suçunda otomatik olarak takipsizlik sonucu doğurmaz.
  • Suçun unsurları oluşmadığı değerlendirilen bir olay, özel hukuk hükümleri kapsamında ayrıca hukuki uyuşmazlık niteliği taşıyabilir.

Bu karar bir Yargıtay içtihadı veya bütün soruşturma makamlarını bağlayan yargısal ilke değildir. Cumhuriyet Başsavcılığının belirli bir dosyada yaptığı somut değerlendirmeyi göstermektedir.

Sık Sorulan Sorular

İnternetten aldığım ürün gönderilmezse satıcı dolandırıcılık suçundan ceza alır mı?

Ürünün gönderilmemesi tek başına dolandırıcılık suçunun oluştuğunu göstermez. Satıcının başlangıçtan itibaren hileli davranışlarla alıcıyı aldatarak haksız yarar sağlayıp sağlamadığı araştırılmalıdır. Teslim borcunun yerine getirilmemesi, olayın niteliğine göre özel hukuk sorumluluğu da doğurabilir.

Araç parçası satın almak için gönderilen para dolandırıcılık suçuna konu olabilir mi?

Evet. Satış işleminin hileli davranışlarla gerçekleştirildiği ve dolandırıcılık suçunun diğer unsurlarının da oluştuğu durumlarda ceza sorumluluğu gündeme gelebilir. Ancak yalnızca satış bedelinin gönderilmesi ve ürünün teslim edilmemesi her olayda suçun oluştuğunu göstermez.

Banka hesabıma gönderilen parayı başka hesaba aktarınca dolandırıcılık suçu oluşur mu?

Başka hesaba para aktarılması, tek başına dolandırıcılık suçunun işlendiği anlamına gelmez. Transferin nedeni, hesap sahibinin bilgisi, kastı ve olayın diğer delilleri birlikte değerlendirilmelidir.

Dolandırıcılık şikâyetinde para iade edilirse soruşturma kapanır mı?

Paranın iade edilmesi nitelikli dolandırıcılık soruşturmasını otomatik olarak sona erdirmez. İsnat edilen suçun unsurları ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Müşteki şikâyetinden vazgeçerse nitelikli dolandırıcılık dosyası kapanır mı?

Nitelikli dolandırıcılık kural olarak şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle şikâyetten vazgeçilmesi tek başına soruşturmanın sona ermesini gerektirmez.

Hukuki ihtilaf nedir?

Hukuki ihtilaf, taraflar arasında bir hak, borç, sözleşme veya başka hukuki ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıktır. Her hukuki ihtilaf ceza hukuku bakımından suç oluşturmaz. Ancak bir hukuki ilişki içerisinde ayrıca suç işlenmesi de mümkündür.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/5193 sayılı kararında neden takipsizlik verildi?

15 Mayıs 2026 tarihli kararda Cumhuriyet Başsavcılığı, araç parçası alım satımına ilişkin olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve dolandırıcılık suçunun yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle dört şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Takipsizlik kararı kesinleşmeden hukuki sonuç doğurur mu?

Takipsizlik kararı verildiğinde ilgili şüpheli hakkında o aşamada kamu davası açılmaz. Ancak kanunda öngörülen itiraz yolu ve diğer usul hükümleri saklıdır. Kararın kesinleşme durumu dosya kayıtlarından ayrıca kontrol edilmelidir.

Takipsizlik kararından sonra aynı olay nedeniyle yeniden dava açılabilir mi?

CMK m.172/2 kapsamında, yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve kanunda aranan sulh ceza hâkimliği kararı bulunmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. Kanunda düzenlenen özel durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Satış uyuşmazlığından kaynaklanan ceza soruşturmalarında hangi belgeler önemlidir?

Somut olayın özelliklerine göre satış sözleşmesi, sipariş kayıtları, banka dekontları, mesajlaşmalar, teslim belgeleri, iade yazışmaları ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer kayıtlar değerlendirilebilir. Hangi belgenin belirleyici olduğu her dosyada değişebilir.

Sonuç: Satış Uyuşmazlıkları ile Dolandırıcılık Suçunun Birbirinden Ayrılması

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15 Mayıs 2026 tarihli, 2025/893 Soruşturma ve 2026/5193 Karar sayılı dosyasında, internet üzerinden araç yedek parçası satın alınmasına ilişkin uyuşmazlık nedeniyle yürütülen soruşturma dört şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanmıştır.

Soruşturmada müştekinin 2.000 TL ödeme yaptığı, bu tutarın farklı banka hesapları arasında aktarıldığı, sonrasında zararının giderildiği ve şikâyetinden vazgeçtiği tespit edilmiştir.

Cumhuriyet Başsavcılığı, bütün dosya kapsamını değerlendirerek olayın araç parçası alım satımına ilişkin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğuna ve dolandırıcılık suçunun yasal şartlarının oluşmadığına karar vermiştir.

Kararın temel önemi, bir mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıkta ceza sorumluluğunun belirlenmesi için yalnızca ödeme yapılmasına ve satışın beklenen şekilde sonuçlanmamasına bakılmasının yeterli olmamasıdır.

Her somut olayda hileli davranışların varlığı, kişinin kastı, ödeme ve teslim süreci ile diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Ceza soruşturmaları, müdafilik faaliyetleri ve soruşturma aşamasındaki hukuki güvenceler hakkında daha ayrıntılı açıklamalar için ceza hukuku ve soruşturma süreçlerine ilişkin sayfamız incelenebilir.

Hukuki Kaynaklar ve İlgili Yazılar

Resmî Mevzuat

Sitemizdeki İlgili Hukuki İncelemeler

Yazar Bilgisi ve Hukuki Bilgilendirme

Av. Batın YILMAZ

İstanbul Barosu – Sicil No: 77008

Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi – Beylikdüzü / İstanbul

Bu makale, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2026 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının hukuki incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Kararda bulunan tarafların isimleri, adresleri, telefon numaraları ve banka hesap bilgileri paylaşılmamıştır.

İçerik yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacı taşımakta olup başka uyuşmazlıklarda aynı sonucun elde edileceğine ilişkin bir güvence içermemektedir. Her somut olayın kendi hukuki koşulları ve delilleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

İçerik hazırlanırken 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği hükümleri gözetilmiştir.

Bu sayfadaki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır ve bütün meslektaşlarımızın kullanımına açıktır. Ancak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca, yazının tamamının veya bir bölümünün kullanılması hâlinde “Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi – batinyilmaz.av.tr” şeklinde kaynak gösterilmesi ve ilgili yazıya bağlantı verilmesi konusunda hassasiyet rica etmekteyiz.

Av. Batın Yılmaz

Yazar

Av. Batın Yılmaz

Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi'nin kurucu avukatı. Ceza, şirketler, idare, gayrimenkul, icra ve tazminat hukukunun yanı sıra yabancılar ve vatandaşlık hukukunda dava ve danışmanlık yürütüyor.

Ofisimiz hakkında