Martı TAG Yasal mı? 2026 Yılı Mahkeme Kararları, Trafik Cezaları ve Hukuki Durum
Martı TAG yasal mı? Türkiye’de dijital platformlar aracılığıyla gerçekleştirilen yolculuk paylaşım faaliyetlerinin hukuki durumu, özellikle Martı TAG uygulaması nedeniyle uzun süredir tartışılmaktadır. Konu yalnızca taksiciler ile uygulama üzerinden yolculuk gerçekleştiren sürücüler arasındaki ticari rekabetten ibaret değildir. Aynı zamanda ulaşım hizmetlerinin düzenlenmesi, girişim özgürlüğü, idari yaptırımlar, kabahatler hukuku, ceza hukuku, tüketici hakları ve sigorta sorumluluğu bakımından farklı hukuki sorunlar ortaya çıkarmaktadır.
23 Ekim 2026 tarihinde açıklanan istinaf kararı, Martı TAG’ın hukuki statüsüne ilişkin tartışmalar bakımından önemli bir gelişmedir. Basına yansıyan karara göre İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, taksici esnaf odalarının açtığı haksız rekabet davalarında ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmış ve davaların reddine hükmetmiştir.
Ancak bu gelişmenin bütün TAG yolculuklarının koşulsuz şekilde hukuka uygun hâle geldiği, ticari yolcu taşımacılığına ilişkin izin zorunluluklarının ortadan kalktığı veya sürücülere artık idari para cezası uygulanamayacağı anlamına gelip gelmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle 27 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7574 sayılı Kanun ile izinsiz yolcu taşımacılığına ilişkin bazı trafik yaptırımlarının ağırlaştırılması, konunun dikkatle incelenmesini gerektirmektedir.
Bu makalede Martı TAG’ın hukuki niteliği, 23 Ekim 2026 tarihli istinaf kararı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 2. maddesi, sürücülere ve yolculara uygulanabilecek yaptırımlar, trafik cezalarına itiraz usulü ve olası cezai sorumluluk ayrı başlıklar altında ele alınmaktadır.
Yazının güncellenme tarihi: 24 Ekim 2026.
1. Martı TAG Nedir ve Nasıl Çalışır?
Martı TAG, özel araç sürücüleri ile yolculuk yapmak isteyen kişilerin dijital bir uygulama üzerinden eşleştirilmesine dayanan bir yolculuk paylaşım sistemidir. TAG ifadesi, “Tek Araçla Gidelim” sözlerinin kısaltılmasıyla oluşturulmuştur.
Sistemin temel özelliği, yolculuk talebinde bulunan kişi ile bu talebi karşılamak isteyen sürücünün uygulama üzerinden iletişim kurabilmesidir. Bununla birlikte sistemin teknik işleyişi, ücretlendirme politikası, ödeme yöntemi ve taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki, hizmetin hukuki niteliği bakımından önem taşımaktadır.
Martı TAG’ın klasik taksi hizmetinden farklı olduğu ileri sürülmektedir. Bu görüşe göre sistem, sürücüler ile aynı veya benzer istikamette seyahat etmek isteyen kişilerin yolculuk giderlerini paylaşmasına imkân sağlamaktadır.
Buna karşılık sistemin fiilen ticari yolcu taşımacılığına dönüştüğü durumlarda, sırf hizmete yolculuk paylaşımı adı verilmesi nedeniyle taşıma mevzuatının uygulanmayacağı söylenemez.
Hukuki değerlendirmede esas alınması gereken husus, hizmetin ticari adı değil, gerçekte nasıl gerçekleştirildiğidir.
Gerçek Yolculuk Paylaşımı ile Ticari Yolcu Taşımacılığı Arasındaki Fark
Gerçek bir yolculuk paylaşımında sürücü, yolcu bulunmasa da gerçekleştirmeyi planladığı bir seyahate başka bir kişiyi dâhil edebilir. Yolcunun katkısı, yolculuktan kaynaklanan giderlerin paylaşılması amacıyla belirlenebilir.
Ticari yolcu taşımacılığında ise taşıma faaliyeti, doğrudan yolcunun ulaşım ihtiyacını karşılamak ve karşılığında ekonomik gelir elde etmek amacıyla gerçekleştirilebilir.
Örneğin bir kişinin her iş günü kendi iş yerine giderken aynı güzergâhtaki başka bir kişiyle yolculuk giderlerini paylaşması ile gün boyunca uygulama üzerinden farklı yolcuları taşıyarak gelir elde etmesi hukuken aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Ancak bu ayrım otomatik değildir. Masraf paylaşımının kapsamı, faaliyet sıklığı, ekonomik organizasyon ve mevcut düzenlemeler birlikte incelenmelidir. Sürücünün düzenli olarak aynı güzergâhta yolculuk yapması tek başına ticari faaliyetin kesin kanıtı olmadığı gibi, az sayıda yolculuk gerçekleştirilmesi de her durumda ticari niteliği ortadan kaldırmaz.
2. Martı TAG Hakkında 23 Ekim 2026 Tarihinde Verilen Mahkeme Kararı
Martı TAG’a yönelik hukuki tartışmaların önemli bölümü, taksici esnaf odaları tarafından açılan haksız rekabet davalarından kaynaklanmaktadır.
İstanbul’daki taksici esnafını temsil eden meslek kuruluşları ile Antalya’daki ilgili esnaf odalarının taraf olduğu yargılamalarda, Martı TAG sisteminin mevcut ulaşım piyasasında haksız rekabete neden olduğu ileri sürülmüştür.
24 Haziran 2026 tarihinde İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, Martı TAG hizmetiyle ilgili haksız rekabet iddialarını kısmen kabul etmiş ve belirli faaliyetlerin menedilmesine karar vermiştir. Bununla birlikte uygulamaya erişimin engellenmesi yönündeki talep kabul edilmemiştir.
Bu karar istinaf incelemesine taşınmıştır.
23 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan gelişmeye göre İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak asıl ve birleşen davaların reddine karar vermiştir.
Basına yansıyan karar değerlendirmesinde, kanun koyucu veya yetkili idare tarafından yasaklanmayan bir ticari faaliyetin mahkeme kararıyla genel biçimde yasaklanamayacağı yönündeki hukuki yaklaşım öne çıkmıştır.
Kararda ayrıca yeni ulaşım modellerinin ortaya çıkardığı ihtiyaçlara uygun mevzuat oluşturulmasının yasama organının görev alanında bulunduğu üzerinde durulduğu aktarılmıştır.
Kararın kamuoyuna açıklanan hüküm bölümü ve basına yansıyan gerekçeleri hakkında ayrıntılı bilgi için 23 Ekim 2026 tarihli istinaf kararı haberi incelenebilir.
Önemli açıklama: Bu makalenin hazırlanması sırasında kararın tam ve resmî gerekçeli metni ile kesinleşme bilgisi doğrulanamamıştır. Bu nedenle değerlendirme, basına yansıyan hüküm bölümü ve açıklamalarla sınırlıdır. Kararın esas ve karar numarası doğrulanamadığından burada belirtilmemiştir.
İstinaf Mahkemesinin Kararı Martı TAG’ın Tamamen Yasal Olduğu Anlamına Gelir mi?
Bu sorunun cevaplanabilmesi için farklı hukuki konuların birbirinden ayrılması gerekmektedir.
Birincisi, Martı TAG sisteminin taksici esnafına karşı haksız rekabet oluşturup oluşturmadığına ilişkin ticaret hukuku uyuşmazlığıdır.
İkincisi, uygulama üzerinden gerçekleştirilen belirli bir yolculuğun belediye izinleri ve taşımacılık mevzuatı bakımından hukuka uygun olup olmadığıdır.
Üçüncüsü ise sürücüye veya yolcuya uygulanan somut bir idari yaptırımın hukuka uygunluğudur.
Bu konular birbirleriyle bağlantılı olmakla birlikte aynı hukuki uyuşmazlık değildir.
Haksız rekabet davasının reddedilmesi, doğrudan doğruya bütün TAG sürücülerinin taşımacılık ruhsatına sahip sayılmasını sağlamaz. Aynı şekilde bu karar, 2918 sayılı Kanun’un ek 2. maddesindeki yaptırımları kendiliğinden yürürlükten kaldırmaz.
Dolayısıyla istinaf kararı, platformun genel olarak yasaklanması tartışması açısından önemli olsa da somut yolculukların hukuki niteliğinin incelenmesi gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır.
3. Martı TAG’ın Hukuki Durumunda Anayasal Girişim Özgürlüğünün Önemi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48. maddesinde çalışma ve sözleşme özgürlüğü düzenlenmiştir. Bu hüküm, kişilerin hukuka uygun ekonomik faaliyetlerde bulunabilmesi bakımından anayasal güvence sağlamaktadır.
Yeni teknolojiler aracılığıyla gerçekleştirilen ticari faaliyetlerin değerlendirilmesinde de bu güvence önem taşımaktadır.
Ancak girişim özgürlüğünün bulunması, her ekonomik faaliyetin herhangi bir kamu hukuku düzenlemesine tabi olmadan gerçekleştirilebileceği anlamına gelmez.
Özellikle ulaşım sektöründe trafik güvenliği, yolcu güvenliği, kamu düzeni ve şehir içi ulaşımın planlanması gibi kamusal amaçlarla belirli izin ve yükümlülükler öngörülebilir.
Hukuki açıdan önemli olan, söz konusu sınırlamaların kanuni dayanağa sahip olması ve yetkili makamlar tarafından hukuka uygun şekilde uygulanmasıdır.
Bir faaliyetin yeni bir teknolojiye dayanması onu kendiliğinden hukuka aykırı hâle getirmeyeceği gibi, yenilikçi olması da bütün izin zorunluluklarından muaf tutulmasını gerektirmez.
Bu nedenle Martı TAG konusunda girişim özgürlüğü ile ulaşım hizmetlerinin kamu yararı doğrultusunda düzenlenmesi ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir.
4. Martı TAG ve Haksız Rekabet Hukuku
Martı TAG tartışmalarının ticaret hukuku yönünden değerlendirilmesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri önem taşımaktadır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesi, dürüst ve bozulmamış rekabetin korunmasını amaçlamaktadır. Kanunun 55. maddesinde ise dürüstlük kuralına aykırı bazı ticari davranışlar düzenlenmektedir.
Haksız rekabet değerlendirmesinde yalnızca bir işletmenin diğer işletmelerin müşterilerini kendisine çekmesi yeterli değildir. Rekabetin hukuka veya dürüstlük kuralına aykırı yöntemlerle yürütülüp yürütülmediğinin incelenmesi gerekir.
Örneğin yeni bir dijital platformun ulaşım sektörüne girmesi ve mevcut işletmelerden hizmet talebinin bir bölümünü kendisine yöneltmesi, tek başına haksız rekabetin kesin olarak oluştuğunu göstermez.
Buna karşılık aldatıcı ticari uygulamalar, dürüstlük kuralına aykırı yöntemler veya ilgili diğer hukuki düzenlemelerin ihlali, somut koşullara göre ayrıca değerlendirilir.
23 Ekim 2026 tarihinde açıklanan istinaf kararının önemi, Martı TAG hakkında açılan belirli haksız rekabet davalarında faaliyetlerin genel olarak menedilmesi talebinin reddedilmiş olmasıdır.
Ancak bu kararın, farklı bir olayda ortaya çıkabilecek bütün haksız rekabet veya tüketici hukuku uyuşmazlıklarını önceden çözdüğü söylenemez.
İlgili düzenlemeler için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu incelenebilir.
5. Martı TAG Sürücüsüne Ceza Kesilebilir mi?
Martı TAG sürücüsüne idari para cezası uygulanması, somut yolculuğun kanunda tanımlanan bir ihlali oluşturduğunun tespit edilmesine bağlıdır.
İzinsiz yolcu taşımacılığı iddialarında başvurulan temel düzenlemelerden biri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 2. maddesidir.
Bu düzenleme, araçların tescil amaçları dışında kullanılmasının yanı sıra belediye sınırları içerisinde gerekli çalışma izni veya ruhsatı bulunmadan yolcu taşınmasına ilişkin yaptırımları da içermektedir.
Ancak Kanun’da öngörülen yaptırımların uygulanabilmesi için ilgili hükmün kapsamındaki fiilin gerçekleşmiş olması gerekir.
Bir kişinin telefonunda TAG uygulamasının yüklü olması, sürücü hesabının bulunması veya uygulamayı daha önce kullanmış olması tek başına belirli bir tarihte izinsiz taşımacılık yapıldığının kesin kanıtı değildir.
İdari yaptırımın dayanağını oluşturan olayın ayrıca ortaya konulması gerekir.
Denetim sırasında sürücünün yolcu taşıyıp taşımadığı, taşımacılığın karşılığında bedel alınıp alınmadığı, faaliyetin niteliği, güzergâh bilgileri ve gerekli izinlerin bulunup bulunmadığı önem taşıyabilir.
6. 2026 Yılında Korsan Taşımacılık Cezası Ne Kadar?
12 Şubat 2026 tarihinde kabul edilen ve 27 Şubat 2026 tarihli, 33181 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7574 sayılı Kanun ile Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 2. maddesindeki bazı yaptırımlar ağırlaştırılmıştır.
Değişiklik kapsamında, ilgili belediyeden gerekli çalışma izni veya ruhsatı alınmadan belediye sınırları içerisinde yolcu taşınması hâlinde uygulanabilecek idari para cezası 100.000 TL olarak düzenlenmiştir.
Aynı maddenin üçüncü fıkrası kapsamında farklı ihlaller için başka yaptırımlar da bulunmaktadır:
- Çalışma izni veya ruhsatı olmadan yolcu taşımacılığı: 100.000 TL idari para cezası.
- Alınan izin veya ruhsatta belirtilen faaliyet konusu dışında yolcu taşımacılığı: 46.000 TL idari para cezası.
- Alınan izin veya ruhsatta belirtilen çalışma bölgesi veya güzergâh dışında yolcu taşımacılığı: 20.000 TL idari para cezası.
Bu tutarlar, 7574 sayılı Kanun ile ek 2. maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen kanuni tutarlardır. Trafik mevzuatındaki diğer ceza kalemleri ve yıllık yeniden değerleme uygulamalarıyla karıştırılmamalıdır. Bir yaptırım incelenirken ihlal tarihindeki yürürlükteki düzenleme esas alınmalıdır.
Ayrıca son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde aynı fıkranın tekrar ihlal edilmesi hâlinde idari para cezalarının iki kat uygulanması öngörülmüştür.
Bu nedenle ikinci bir ihlal iddiası söz konusu olduğunda önceki işlemin tarihi, hukuki niteliği ve yeni fiilin hangi hükmü ihlal ettiği ayrıca incelenmelidir.
Kanun değişikliğinin resmî bilgileri için TBMM – 7574 sayılı Kanun bağlantısı incelenebilir.
7. Martı TAG Nedeniyle Araç Bağlanabilir mi?
İzinsiz yolcu taşımacılığına ilişkin yaptırımlar yalnızca para cezasıyla sınırlı değildir. Kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesi hâlinde aracın belirli sürelerle trafikten menedilmesi de mümkündür.
2918 sayılı Kanun’un ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen ihlaller bakımından araçların trafikten men süreleri farklıdır.
- Çalışma izni veya ruhsatı bulunmadan yolcu taşınması hâlinde araç 60 gün trafikten menedilebilir.
- Ruhsatta belirtilen faaliyet konusu dışında yolcu taşınması hâlinde araç 30 gün trafikten menedilebilir.
- Belirlenen çalışma bölgesi veya güzergâh dışında yolcu taşınması hâlinde araç 15 gün trafikten menedilebilir.
Bu yaptırımların uygulanabilmesi için ilgili kanuni şartların oluşması gerekmektedir.
Aracın trafikten menedilmesi, mülkiyet hakkını ve aracın ekonomik kullanımını etkileyebilecek önemli bir idari sonuçtur. Bu sebeple işlemin hangi maddeye dayandığı ve maddede belirtilen koşulların mevcut olup olmadığı dikkatle incelenmelidir.
Örneğin sürücüye yalnızca TAG uygulamasını kullandığı gerekçesiyle yaptırım uygulandığı ileri sürülüyorsa, bunun gerçekten kanunda öngörülen ihlal kapsamına girip girmediği araştırılmalıdır.
Aracın başka bir kişiye ait olması da işleten ve araç sahibine ilişkin kanuni yükümlülüklerin ayrıca değerlendirilmesini gerektirir. Araç sahibi ile sürücünün farklı kişiler olması, Kanun’da öngörülen bütün tedbirlerin kendiliğinden uygulanamayacağı anlamına gelmez.
8. Martı TAG Sürücüsünün Ehliyetine El Konulabilir mi?
7574 sayılı Kanun ile getirilen önemli değişikliklerden biri, izinsiz yolcu taşımacılığı nedeniyle işlem yapılan sürücülerin sürücü belgelerine ilişkin düzenlemedir.
2918 sayılı Kanun’un ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında işlem yapılan sürücülerin sürücü belgelerinin 30 gün süreyle geri alınması öngörülmüştür.
Ayrıca sürücü belgesinin iade edilebilmesi için Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şartı düzenlenmiştir.
Bu hükmün uygulanabilmesi için sürücünün ilgili (a) bendi kapsamındaki ihlali gerçekleştirdiğinin tespit edilmesi gerekir.
Dolayısıyla her TAG kullanıcısının veya uygulama üzerinden her yolculuk gerçekleştiren sürücünün ehliyetinin otomatik olarak geri alınacağı şeklinde bir yorum hukuken doğru değildir.
Ehliyete el koyma işleminin hukuka uygunluğu incelenirken sürücünün fiili, kanuni dayanak, işlem tarihi, yetkili makam ve uygulanan tedbirin kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
9. Martı TAG Yolcusuna Ceza Kesilir mi?
Martı TAG uygulamasını yolcu sıfatıyla kullanan kişilerin hukuki durumu, sürücülerin durumundan ayrı değerlendirilmelidir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 2. maddesinde, üçüncü fıkra kapsamında bulunan ve ayırıcı işareti olmayan araçlardan taşımacılık hizmeti alan kişilere ilişkin idari para cezası düzenlemesi de bulunmaktadır.
Dolayısıyla TAG yolcularına hiçbir koşulda ceza uygulanamayacağı yönündeki genel bir açıklama doğru değildir.
Bununla birlikte yolcuya yaptırım uygulanabilmesi bakımından da kanundaki ihlal koşullarının oluşması gerekir.
Denetlenen aracın niteliği, gerçekleştirilen taşımanın ilgili fıkra kapsamına girip girmediği, yolcu ile sürücü arasındaki ilişkinin mahiyeti ve işlemin dayandığı somut tespitler önem taşımaktadır.
Örneğin bir kişinin arkadaşının aracına binmesi veya herhangi bir ücret ödemeden birlikte seyahat etmesi, sırf araç içerisinde başka bir kişi bulunması nedeniyle izinsiz ticari yolcu taşımacılığı sayılmamalıdır.
Buna karşılık ücret karşılığında gerçekleştirilen ve kanuni koşulları taşıyan izinsiz bir taşıma faaliyeti farklı değerlendirilebilir.
23 Ekim 2026 tarihli haksız rekabet kararının yolculara ilişkin bütün idari yaptırım hükümlerini kaldırdığını söylemek de mümkün değildir.
Yolcuya kesilen cezanın hukuka uygun olup olmadığı, karar tutanağı ve somut olay belgeleri üzerinden değerlendirilmelidir.
10. Kabahatler Hukuku Bakımından Martı TAG
Martı TAG kullanımı nedeniyle uygulanan trafik idari para cezaları, genel olarak kabahatler hukuku ilkeleri bakımından da değerlendirilir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu, idari yaptırımların genel ilkelerini, karar verme usulünü ve kanun yollarını düzenlemektedir.
Kanunun 4. maddesinde kabahatlerde kanunilik ilkesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Buna göre bir fiilin idari yaptırıma konu edilebilmesi için kanuni dayanağın bulunması gerekir.
Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça düzenlenebileceği gibi kanunun kapsam ve koşullarını belirlediği çerçeve hüküm, yetkili idarenin düzenleyici işlemleriyle tamamlanabilir.
Ancak bu durum, idarenin herhangi bir kanuni dayanağı bulunmadan yeni yaptırımlar oluşturabileceği anlamına gelmez.
Martı TAG’a ilişkin denetimlerde de kanunilik, fiilin somutlaştırılması, sorumluluğun belirlenmesi ve yaptırım kararının gerekçelendirilmesi önem taşır.
Kabahatler Kanunu’ndaki genel düzenlemeler ile trafik mevzuatındaki özel hükümler birlikte uygulanmalıdır.
Kanunun güncel hükümleri için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu incelenebilir.
İdarenin Somut Fiili Tespit Etmesi Neden Önemlidir?
İdari yaptırım kararlarında, yaptırıma konu edilen davranışın belirlenmesi gerekir.
Bu kapsamda araç içerisinde yolcu bulunması, sürücünün uygulamayı kullanması, ödeme yapılması veya yolculuk geçmişinin bulunması gibi hususlar farklı delil değerlerine sahip olabilir.
Somut olayın tamamı değerlendirilmeden yalnızca tek bir unsur üzerinden sonuca ulaşılması, işlemin hukuka uygunluğu bakımından tartışma yaratabilir.
Özellikle gerçek bir masraf paylaşımı yapıldığının ileri sürüldüğü olaylarda yolculuğun neden gerçekleştirildiği, sürücünün olağan güzergâhı ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği önem kazanabilir.
Bununla birlikte idari yaptırımlara karşı savunma yapılırken soyut biçimde yalnızca uygulamanın yasal olduğunu ileri sürmek yeterli olmayabilir. İlgili trafik hükmünün olayda neden uygulanamayacağının somut delillerle açıklanması gerekir.
11. Martı TAG Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?
Martı TAG nedeniyle idari para cezasıyla karşılaşan kişilerin öncelikle kendilerine verilen yaptırım kararını incelemeleri gerekmektedir.
Tutanakta hangi kanun maddesinin uygulandığı, ihlal tarihi, olayın meydana geldiği yer, işlemi tesis eden makam ve tebligat bilgileri kontrol edilmelidir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça idari para cezalarına karşı kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren 15 gün içerisinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.
Trafik idari para cezaları bakımından da genel olarak 15 günlük başvuru süresi uygulanmaktadır.
Ancak aynı olay nedeniyle sürücü belgesinin geri alınması, aracın trafikten menedilmesi veya başka bir idari işlem tesis edilmesi hâlinde her işlem bakımından görevli merciin ve uygulanacak usulün ayrıca belirlenmesi gerekebilir.
Özellikle aynı işlem bütününde farklı idari tedbirler bulunduğunda, başvuru yolunun yanlış seçilmemesi önem taşımaktadır.
TAG Cezasına İtirazda Hangi Deliller Kullanılabilir?
İdari yaptırımın hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa olayın niteliğine uygun delillerin sunulması gerekir.
- İdari para cezası karar tutanağı ve tebliğ belgeleri,
- Denetim sırasında düzenlenen diğer tutanaklar,
- Yolculuğa ilişkin uygulama ve güzergâh kayıtları,
- Varsa ödeme ve masraf paylaşımına ilişkin belgeler,
- Aracın kullanım amacını gösteren kayıtlar,
- Olayı doğrudan bilen kişilerin açıklamaları,
- Hukuka uygun şekilde elde edilmiş görüntü ve diğer dijital kayıtlar,
- Gerekli olduğu ölçüde önceki idari işlemler ve mahkeme kararları.
Bu belgelerin tamamı her uyuşmazlıkta bulunmak zorunda değildir. Önemli olan somut olayda ileri sürülen hukuka aykırılık nedenlerinin anlaşılır ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmasıdır.
İdari yaptırımın iptali talebinde başvuru süresinin geçirilmesi hak kaybına yol açabileceğinden işlemin tebliği sonrasında gecikmeden değerlendirme yapılmalıdır.
İdari işlemlere karşı başvuru yolları ve iptal davaları hakkında daha kapsamlı açıklamalar için idare hukuku avukatı hizmet sayfamızı inceleyebilirsiniz.
12. Martı TAG İçin Her Şehirde Aynı Hukuki Kurallar mı Geçerlidir?
Martı TAG’ın hukuki değerlendirmesinde ulusal mevzuatın yanında ilgili şehirdeki ulaşım düzenlemeleri de önem taşıyabilir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, büyükşehir belediyelerine şehir içi ulaşımın planlanması ve toplu taşıma hizmetlerinin koordinasyonu konusunda çeşitli görevler vermektedir.
Büyükşehir belediyeleri bünyesinde faaliyet gösteren ulaşım koordinasyon merkezleri, ilgili mevzuat kapsamında kent içi taşımacılığa ilişkin kararlar alabilmektedir.
İstanbul’da UKOME olarak bilinen Ulaşım Koordinasyon Merkezi tarafından alınan kararlar da yetki ve kapsamları çerçevesinde önem taşıyabilir.
Ancak belediyelerin yetkileri sınırsız değildir. İdari düzenlemelerin kanuni dayanağa sahip olması ve üst hukuk kurallarına uygun bulunması gerekir.
Bir şehirdeki ulaşım düzenlemesinin başka bir şehirde doğrudan aynı şekilde uygulanacağı varsayılamaz.
Dolayısıyla İstanbul, Ankara, İzmir veya Antalya’da gerçekleştirilen belirli bir TAG yolculuğunun hukuki niteliği incelenirken ilgili şehirde yürürlükte bulunan kararlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Yerel düzenlemeler ile ulusal kanun hükümleri arasında doğabilecek uyuşmazlıklarda idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından yargısal denetimi gündeme gelebilir.
13. Martı TAG Sürücüsünün Ceza Hukuku Bakımından Sorumluluğu
Martı TAG kullanımına ilişkin önemli tartışmalardan biri de izinsiz taşımacılık iddiasının ceza hukuku kapsamında suç oluşturup oluşturmadığıdır.
Bu noktada idari yaptırımlarla ceza hukuku anlamındaki suçların birbirinden ayrılması gerekir.
Bir kişiye izinsiz taşımacılık nedeniyle idari para cezası uygulanması, o kişinin aynı nedenle mutlaka bir suç işlediği anlamına gelmez.
Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinde suçta ve cezada kanunilik ilkesi düzenlenmiştir. Bir kişinin cezai sorumluluğundan söz edilebilmesi için kanunda tanımlanmış bir suçun unsurlarının somut olayda gerçekleşmesi gerekir.
Dolayısıyla yalnızca TAG uygulamasını kullanmak veya izinsiz yolcu taşıdığı iddiasıyla idari yaptırıma maruz kalmak, kendiliğinden hapis cezası gerektiren bir suçun işlendiğini göstermez.
Ancak yolculuk sırasında ayrı bir suç oluşturabilecek fiiller meydana gelmesi hâlinde ceza hukuku sorumluluğu gündeme gelebilir.
Trafik Kazasında Taksirle Yaralama veya Ölüme Neden Olma
TAG yolculuğu sırasında meydana gelen trafik kazasında bir kişinin yaralanması veya yaşamını kaybetmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun taksirle yaralama veya taksirle öldürme hükümleri uygulanabilir.
Bu durumda soruşturmanın konusu, sürücünün yalnızca TAG kullanıcısı olması değil, kazanın oluşumunda ceza hukuku bakımından kusurlu bir davranışının bulunup bulunmadığıdır.
Hız ihlali, trafik işaretlerine uyulmaması, sürüş güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi veya diğer trafik kurallarının ihlali olayın niteliğine göre önem kazanabilir.
Ceza soruşturmasında kusur, illiyet bağı, meydana gelen netice ve suçun diğer unsurları ayrı ayrı değerlendirilir.
Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda adli sorumluluk ile maddi ve manevi tazminat sorumluluğu da birbirinden farklı hukuki süreçlere konu olabilir.
Ceza soruşturması ve kovuşturmasında savunma hakları hakkında bilgi için ceza hukuku hizmetleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.
14. Martı TAG Yolculuğunda Kaza Olursa Kim Sorumlu Olur?
TAG yolculuğu sırasında trafik kazası meydana geldiğinde sorumluluk yalnızca sürücünün uygulama üzerinden yolculuk gerçekleştirmesine göre belirlenmez.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun işleten sorumluluğuna ilişkin hükümleri, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri ve ilgili sigorta düzenlemeleri birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin bir TAG yolculuğunda sürücünün kusurlu davranışı nedeniyle yolcunun yaralanması hâlinde tedavi giderleri, geçici veya sürekli iş göremezlik zararları ve şartları oluştuğunda manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Kaza sonucunda ölüm meydana gelmesi durumunda ise kanuni koşullara göre destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talepleri söz konusu olabilir.
Taşıma faaliyetinin ticari nitelikte olup olmaması, belirli hukuki sorumlulukların kapsamını etkileyebilse de kazadan kaynaklanan temel sorumluluk hükümlerinin otomatik olarak ortadan kalkmasını sağlamaz.
Kazanın meydana geliş şekli, kusur dağılımı, zarar görenin durumu, araç işleteninin kimliği ve poliçe bilgileri değerlendirilmelidir.
Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında ayrıntılı bilgi için tazminat hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
15. Martı TAG Yolculuklarında Sigorta Geçerli midir?
Martı TAG üzerinden gerçekleştirilen yolculuklarda önemli hukuki konulardan biri de motorlu araç sigortalarının kapsamıdır.
Özellikle özel kullanım amacıyla sigortalanmış bir aracın düzenli şekilde ücret karşılığında yolcu taşımacılığında kullanılması, sigorta sözleşmesinin koşulları ve sigortacının hakları bakımından uyuşmazlık yaratabilir.
Ancak bu durumun zorunlu trafik sigortasının her olayda geçersiz olduğu anlamına geldiği düşünülmemelidir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortasının üçüncü kişilere sağladığı koruma, poliçenin kapsamı ve sigortacının belirli koşullarda sigortalıya veya ilgili kişilere rücu hakkı ayrı konulardır.
Bir sigorta şirketinin belirli bir durumda tazminat ödedikten sonra rücu hakkı ileri sürmesi ile zarar gören kişinin sigorta kapsamında talepte bulunabilmesi hukuken aynı mesele değildir.
Bu nedenle TAG yolculuğunda kaza meydana gelmesi hâlinde yalnızca aracın özel kullanım amacıyla kayıtlı olmasına bakılarak sigorta teminatı hakkında kesin sonuca ulaşılamaz.
Zorunlu trafik sigortası genel şartları, poliçenin özel hükümleri, kazanın oluş şekli ve ilgili mevzuat birlikte incelenmelidir.
İhtiyari mali sorumluluk sigortası veya ferdi kaza sigortası bulunması hâlinde bu poliçelerin teminat kapsamı da ayrıca değerlendirilmelidir.
16. Martı TAG Platformunun Hukuki Sorumluluğu
Martı TAG’ın hukuki değerlendirmesinde yalnızca sürücü ve yolcunun değil, platform işletmecisinin rolünün de belirlenmesi gerekir.
Dijital bir uygulamanın tarafları bir araya getirmesi, platformun her durumda bütün sorumluluklardan muaf olduğu anlamına gelmez.
Diğer taraftan uygulamanın yolculuk eşleştirmesine aracılık etmesi de platformun her kazadan doğrudan doğruya sorumlu tutulacağını göstermez.
Platformun sorumluluğu değerlendirilirken özellikle şu hususlar önem taşıyabilir:
- Platformun sürücü ile yolcu arasında nasıl bir sözleşmesel ilişki oluşturduğu,
- Hizmet bedelinin nasıl ve kim tarafından belirlendiği,
- Ödemenin hangi yöntemle gerçekleştirildiği,
- Sürücülerin sisteme kabul koşullarının neler olduğu,
- Platformun yolculuğun yürütülmesi üzerinde hangi yetkilere sahip bulunduğu,
- Kullanıcılara yönelik bilgilendirme ve güvenlik yükümlülükleri,
- Şikâyet, zarar ve uyuşmazlık hâllerinde sözleşmenin öngördüğü düzenlemeler.
Bu unsurlar platformun hukuki konumunun belirlenmesinde etkili olabilir. Sözleşmedeki sıfatlandırma kadar fiilî işleyişin de incelenmesi gerekir.
Bir platformun kendisini yalnızca teknoloji veya aracılık hizmeti sağlayıcısı olarak tanımlaması, uygulanabilir emredici hukuk kurallarını kendiliğinden bertaraf etmez.
17. Tüketici Hukuku Bakımından Martı TAG
Martı TAG üzerinden yolculuk gerçekleştiren kişilerin bazı uyuşmazlıklarda tüketici sıfatına sahip olup olamayacağı da önemlidir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bakımından tüketici işlemi değerlendirmesi, tarafların sıfatları ve sunulan hizmetin niteliğine göre yapılır.
Bu nedenle platform ile kullanıcı arasındaki her ilişkinin veya sürücü ile yolcu arasındaki bütün işlemlerin otomatik olarak tüketici işlemi olduğu söylenemez.
Somut ilişkinin tüketici hukukunun kapsamına girmesi hâlinde, ayıplı hizmet, sözleşme koşulları, bilgilendirme yükümlülüğü ve ilgili başvuru yolları gündeme gelebilir.
Örneğin vaat edilen hizmetin hiç sunulmaması, ücretlendirme konusunda uyuşmazlık yaşanması veya kullanıcıya yönelik sözleşmesel yükümlülüklerin ihlal edilmesi durumunda ilgili hukuki düzenlemeler değerlendirilebilir.
Bu uyuşmazlıklarda görevli merci, talebin niteliğine ve ilgili dönemde geçerli parasal sınırlara göre değişebilir.
Tüketici uyuşmazlıklarının hukuki çerçevesi için 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun incelenebilir.
18. Martı TAG Sürücülerinin Vergisel Yükümlülükleri
Yolculuk karşılığında düzenli olarak gelir elde edilmesi durumunda, faaliyetin vergisel niteliğinin de incelenmesi gerekir.
Vergi hukuku açısından bir kişinin gelir elde edip etmediği, gelirin hangi faaliyet kapsamında oluştuğu ve bu faaliyetin süreklilik arz edip etmediği önem taşıyabilir.
Gerçek bir gider paylaşımı ile kazanç elde etme amacıyla yürütülen organizasyonlu taşımacılık faaliyeti vergisel açıdan farklı sonuçlar doğurabilir.
Bununla birlikte yolculuk sırasında alınan her tutarın otomatik olarak vergilendirilebilir ticari kazanç oluşturduğunu veya her masraf paylaşımının vergiden istisna olduğunu söylemek doğru değildir.
Gelirin niteliği ve uygulanacak vergisel yükümlülükler, Gelir Vergisi Kanunu ile diğer ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Sürücünün sürekli şekilde gelir elde ettiği durumlarda kayıt, belge düzeni ve mükellefiyet konularında ayrıca inceleme yapılması gerekebilir.
Vergi hukuku bakımından ortaya çıkabilecek yükümlülükler, taşımacılık izinlerinden ve trafik idari yaptırımlarından bağımsız bir değerlendirme alanıdır.
19. Martı TAG Kullanımında Kişisel Verilerin Korunması
Dijital yolculuk platformlarının faaliyetleri, kullanıcıların kişisel verilerinin işlenmesini de gündeme getirmektedir.
Sürücü ve yolcuların kimlik bilgileri, iletişim bilgileri, konum verileri, yolculuk kayıtları ve ödeme bilgileri kişisel veri koruma mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi gereken bilgiler içerebilir.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel esasları ve veri sorumlularının yükümlülüklerini düzenlemektedir.
Bir yolculuk platformunun hangi verileri hangi amaçlarla işlediği, işlemenin hukuki şartları, saklama süresi ve üçüncü kişilerle paylaşım koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle konum verileri, kişinin hareketlerine ilişkin bilgi içerebildiğinden veri güvenliği bakımından önemlidir.
Bununla birlikte kişisel verilerin korunmasına ilişkin bir yükümlülüğün ihlal edilmesi ile izinsiz taşımacılık iddiası birbirinden farklı hukuki konulardır.
Platformun KVKK kapsamındaki sorumluluğu, taşıma faaliyetinin hukuki statüsünden bağımsız şekilde de gündeme gelebilir.
20. Martı TAG Denetimlerinde Polis Hangi Hususları İnceleyebilir?
Martı TAG sürücülerine yönelik trafik denetimlerinde kolluk görevlileri, ilgili kanunların kendilerine verdiği yetkiler kapsamında inceleme yapabilir.
Denetim sırasında aracın kullanım amacı, sürücü belgeleri, yolculuğun niteliği ve gerekli izinlerin bulunup bulunmadığı değerlendirilebilir.
Ancak kolluk görevlilerinin işlemleri de kanuni yetki ve usul kurallarına tabidir.
İdari yaptırım uygulanacaksa ilgili fiilin kanundaki ihlal tanımıyla ilişkilendirilmesi gerekir.
Örneğin sürücü ile yolcu arasında ücret karşılığı taşımacılık yapıldığı iddia ediliyorsa, bu iddiayı destekleyen olay ve tespitler önem kazanır.
Sürücünün gerçekten başka bir amaçla gerçekleştirdiği yolculuğa bir kişiyi dâhil ettiği yönündeki açıklamalar da somut koşullara göre değerlendirilebilir.
Bununla birlikte sürücünün yalnızca masraf paylaşımı yaptığını beyan etmesi, aksi yöndeki somut delillerin değerlendirilmesini engellemez.
Denetim sırasında düzenlenen tutanaklar, sonradan yapılabilecek idari veya yargısal başvurularda önem taşıdığından içeriklerinin dikkatle incelenmesi gerekir.
21. Martı TAG Sürücüsü ile Yolcusunun Sorumluluğu Aynı mıdır?
Martı TAG’ın hukuki değerlendirmesinde sürücü, yolcu, platform işletmecisi ve araç sahibinin farklı hukuki konumlarda bulunduğu unutulmamalıdır.
Sürücü bakımından taşımacılık faaliyeti, çalışma izni, trafik güvenliği ve kazadan doğan sorumluluklar önem taşıyabilir.
Yolcu bakımından, Kanun’da düzenlenen koşulların oluşması hâlinde idari yaptırımın yanı sıra sözleşmesel haklar ve zarar meydana geldiğinde tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Platform bakımından aracılık ilişkisinin niteliği, tüketicinin korunması ve kişisel verilerin işlenmesine ilişkin yükümlülükler araştırılabilir.
Araç sahibi veya işleteni bakımından ise 2918 sayılı Kanun’daki özel düzenlemeler ve trafik kazalarından kaynaklanan sorumluluk hükümleri önem taşıyabilir.
Bu nedenle aynı yolculukla ilgili birden fazla kişi veya kurum hakkında farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkması mümkündür.
Ancak sorumlulukların birbirine karıştırılmaması ve her kişi bakımından uygulanacak hukuki şartların ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
22. Martı TAG Hakkında Verilen 2026 İstinaf Kararı Trafik Cezalarına İtirazda Kullanılabilir mi?
23 Ekim 2026 tarihinde açıklanan istinaf kararı, belirli trafik idari para cezalarına karşı yapılan başvurularda hukuki değerlendirme bakımından ileri sürülebilir.
Ancak kararın etkisi, ileri sürülen hukuki argümanın kapsamına bağlıdır.
Örneğin yalnızca Martı TAG adlı platformun genel olarak yasaklanamayacağına ilişkin değerlendirme, bir sürücünün somut olayda ruhsatsız ticari yolcu taşımacılığı yapıp yapmadığı sorusunun doğrudan cevabı değildir.
Bir idari yaptırım dosyasında öncelikle ilgili trafik normunun uygulanabilirliği ve fiilin bu norm kapsamına girip girmediği incelenmelidir.
İstinaf kararının haksız rekabet alanında yaptığı değerlendirmeler, platformun hukuki niteliği konusunda görüş oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte bu kararın sürücülerin bütün trafik cezalarını otomatik olarak geçersiz kıldığı ileri sürülmemelidir.
Özellikle hukuki güvenlik ve kanunilik ilkeleri bakımından istinaf kararının gerekçesinin incelenmesi yararlı olabilir.
Ancak kararın tam metni doğrulanmadan belirli bir cümlenin bütün hukuki uyuşmazlıklarda bağlayıcı olduğu yönünde kesin değerlendirme yapılmamalıdır.
23. Martı TAG’ın Hukuki Durumuna İlişkin Genel Değerlendirme
Martı TAG hakkında ortaya çıkan hukuki tartışmalar, mevcut ulaşım mevzuatının dijital platformlar aracılığıyla gelişen yeni iş modelleri karşısında nasıl uygulanacağı sorusuyla yakından ilişkilidir.
Bir tarafta girişim özgürlüğü, dijital hizmetlerin geliştirilmesi ve kullanıcıların alternatif ulaşım seçeneklerine erişimi bulunmaktadır.
Diğer tarafta ise trafik güvenliği, yolcu haklarının korunması, mevcut ulaşım hizmetlerinin düzenlenmesi ve kamusal denetim ihtiyacı yer almaktadır.
Bu nedenle sorunun çözümü yalnızca bir ticari faaliyetin tamamen serbest veya tamamen yasak olarak nitelendirilmesine indirgenmemelidir.
Hukuki açıdan daha sağlıklı yaklaşım, platformun genel statüsü ile bireysel taşımacılık faaliyetlerinin izin koşullarını birbirinden ayırmaktır.
23 Ekim 2026 tarihli istinaf kararı, mevcut haksız rekabet uyuşmazlığı bakımından önemli bir gelişme olsa da Türkiye’de dijital yolculuk paylaşımına ilişkin bütün hukuki tartışmaların sona erdiği anlamına gelmemektedir.
Özellikle trafik mevzuatında öngörülen idari yaptırımların hangi durumlarda uygulanabileceği ve yeni ulaşım modellerinin nasıl düzenleneceği konularında güncel mevzuat ve yargı kararlarının takip edilmesi gerekmektedir.
24. Martı TAG Hakkında Sık Sorulan Sorular
Martı TAG 2026 yılında yasal mı?
23 Ekim 2026 tarihinde açıklanan istinaf kararında Martı TAG’a karşı açılan haksız rekabet davalarının reddine hükmedildiği bildirilmektedir. Bununla birlikte kararın, bütün TAG yolculuklarının ruhsat zorunluluğundan muaf olduğu anlamına geldiği söylenemez. Somut taşımacılık faaliyetinin ilgili mevzuata uygunluğu ayrıca incelenmelidir.
Martı TAG hakkında 23 Ekim 2026 tarihinde mahkeme kararı verildi mi?
Evet. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, haksız rekabet davasında ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davaların reddine karar vermiştir. Kararın tam gerekçeli metni ve kesinleşme durumu ayrıca doğrulanmalıdır.
Martı TAG sürücüsüne 100.000 TL ceza kesilebilir mi?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 2. maddesinde, gerekli çalışma izni veya ruhsatı olmadan belediye sınırları içerisinde yolcu taşınması hâlinde 100.000 TL idari para cezası düzenlenmiştir. Bu cezanın uygulanabilmesi için somut olayda ilgili ihlalin koşullarının oluşması gerekir.
Martı TAG nedeniyle araç 60 gün bağlanabilir mi?
Kanun’da belirtilen ruhsatsız yolcu taşımacılığı ihlalinin gerçekleşmesi hâlinde aracın 60 gün trafikten menedilmesi mümkündür. Ancak her TAG yolculuğunun bu ihlali oluşturduğu kabul edilemez.
Martı TAG sürücüsünün ehliyetine el konulur mu?
7574 sayılı Kanun değişikliğiyle, 2918 sayılı Kanun’un ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında işlem yapılan sürücülerin ehliyetlerinin 30 gün süreyle geri alınması öngörülmüştür.
Martı TAG yolcusuna ceza uygulanabilir mi?
Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 2. maddesinde belirli koşullarda ayırıcı işareti bulunmayan araçlardan taşımacılık hizmeti alan kişilere yönelik idari yaptırım düzenlemesi bulunmaktadır. Yolcuya ceza uygulanabilmesi için ilgili kanuni koşulların somut olayda oluşması gerekir.
Martı TAG trafik cezasına kaç gün içinde itiraz edilir?
Trafik idari para cezalarına karşı genel olarak tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Ancak birden fazla idari işlem veya özel başvuru usulü söz konusuysa görevli merci ve süre ayrıca belirlenmelidir.
Martı TAG kullanmak suç mudur?
Martı TAG uygulamasını kullanmak tek başına Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç oluşturduğu anlamına gelmez. İdari yaptırım ile ceza hukuku anlamındaki suç birbirinden farklıdır. Cezai sorumluluk için somut olayda kanunda tanımlanan bir suçun unsurlarının oluşması gerekir.
Martı TAG kazasında sigorta ödeme yapar mı?
Sigorta teminatı, kazanın niteliğine, poliçeye, ilgili mevzuata ve zarar gören kişinin durumuna göre değerlendirilir. Aracın kullanım biçimi sigorta uyuşmazlığı yaratabilse de zorunlu trafik sigortasının her TAG yolculuğunda geçersiz olduğu söylenemez.
Martı TAG ile masraf paylaşımı yapmak ticari taşımacılık sayılır mı?
Gerçek bir masraf paylaşımı ile düzenli ve kazanç amaçlı ticari yolcu taşımacılığı aynı hukuki nitelikte olmayabilir. Ancak faaliyetin masraf paylaşımı olarak adlandırılması tek başına belirleyici değildir. Yolculuğun amacı, ücretlendirme, süreklilik ve diğer somut koşullar değerlendirilmelidir.
25. Sonuç: Martı TAG Yasal mı, Yasak mı?
Martı TAG’ın hukuki durumuna ilişkin değerlendirmede, 23 Ekim 2026 tarihli istinaf kararı önemli bir gelişme olmakla birlikte platformun genel hukuki statüsü ile sürücülerin bireysel taşımacılık faaliyetlerinin birbirinden ayrılması gerekmektedir.
İstinaf mahkemesinin haksız rekabet davalarını reddetmiş olması, Martı TAG’ın genel olarak yasaklanması tartışması bakımından önem taşımaktadır.
Ancak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 2. maddesi, 7574 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ve ilgili yerel ulaşım düzenlemeleri yürürlükteki hukuki değerlendirmede dikkate alınmaya devam edilmelidir.
Gerçek masraf paylaşımı ile ticari yolcu taşımacılığı arasındaki ayrım, sürücünün faaliyetinin niteliği, gerekli izinlerin bulunup bulunmadığı ve somut deliller üzerinden değerlendirilmelidir.
Sürücüye veya yolcuya yönelik idari yaptırımlar, araç trafikten men işlemleri, sürücü belgesinin geri alınması, trafik kazasından doğan tazminat talepleri ve olası ceza soruşturmaları birbirinden farklı hukuki sonuçlara sahiptir.
Sonuç olarak Martı TAG hakkında bütün olaylar bakımından koşulsuz bir serbestlik veya yasaklama sonucuna varmak yerine, güncel yargı kararları ile somut olayın tabi olduğu mevzuatın birlikte incelenmesi gerekmektedir.
Martı TAG Cezaları ve İdari İşlemler Hakkında Hukuki Destek
Martı TAG veya benzeri dijital yolculuk paylaşım sistemleri nedeniyle uygulanan idari para cezaları, sürücü belgesinin geri alınması, aracın trafikten menedilmesi ve trafik kazalarından doğan uyuşmazlıklar farklı hukuki usullere tabi olabilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda öncelikle ilgili kararın kanuni dayanağının, işlem tarihinin, tebligat bilgilerinin ve başvuru süresinin incelenmesi gerekir.
Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi olarak idare hukuku, ceza hukuku ve tazminat hukuku alanındaki uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız.
Ofisimizin faaliyet alanları hakkında hukuki hizmetlerimiz sayfasından bilgi alabilirsiniz.
Yazar: Av. Batın YILMAZ
İstanbul Barosu Sicil No: 77008
Hukuk Bürosu: Batın Yılmaz Avukatlık Ofisi
Konum: Beylikdüzü / İstanbul
Web sitesi: https://batinyilmaz.av.tr/
Hukuki bilgilendirme notu: Bu makale 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla ulaşılabilen mevzuat ve kamuoyuna yansıyan yargı bilgileri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Somut olaylara ilişkin hukuki değerlendirme, ilgili belgeler ve güncel düzenlemeler üzerinden ayrıca yapılmalıdır.
